<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AKUALOJİSTİK AQUACULTURE &#187; faydali</title>
	<atom:link href="https://eng.akualojistik.com/category/faydali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://eng.akualojistik.com</link>
	<description>Balık Ağları Yıkama - Bakım - Dikim ve Boyama Hizmetlerinde kurumsal hizmet vermektedir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Dec 2012 14:33:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.42</generator>
	<item>
		<title>Balık Turleri (A-F)</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-a-f-2</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-a-f-2#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2012 11:28:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[ACIBALIK (Rhodeus seiceus amarus) Trakya, Marmara ve Karadeniz&#8217;de ağır akışlı akarsular veya göllerde yaşar. Bitkiler ve küçük hayvancıklarla beslenir. Ortalama 5-6, en çok 9 santimetreye kadar büyür. Üreme devresi nisan-haziran arasıdır. Dişisi uzun hortumuyla yumurtalarını bir midyenin içine ustaca bırakır. Erkek de spermlerini midyenin açılıp-kapanarak emdiği suya bırakarak yumurtaları döller. 2-3 haftada olgunlaşan yavrular, midyeyi<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-a-f-2">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>ACIBALIK (Rhodeus seiceus amarus)</strong><br />
Trakya, Marmara ve Karadeniz&#8217;de ağır akışlı akarsular veya göllerde yaşar. Bitkiler ve küçük hayvancıklarla beslenir. Ortalama 5-6, en çok 9 santimetreye kadar büyür. Üreme devresi nisan-haziran arasıdır. Dişisi uzun hortumuyla yumurtalarını bir midyenin içine ustaca bırakır. Erkek de spermlerini midyenin açılıp-kapanarak emdiği suya bırakarak yumurtaları döller. 2-3 haftada olgunlaşan yavrular, midyeyi terkeder. Böylece küçük cüsselerine rağmen emniyetli üreme tamamlanır.</p>
<p><strong>AFANGUS (Aphanius fasciatus)</strong><br />
Ege ve Akdeniz&#8217;in sahillerine akan içsularda yaşar. Çeşitli türleri ülkemizde yaygındır. Nehirlerin yavaş akıntılı veya durgun bölümlerinde yuvalanır. Boylan 5-6 santimetre olur. Acı ve tuzlu sulara da uyum gösterir. Kabuklular ve özellikle su yüzeyindeki sinek-böcek larvalarıyla beslenir. Bahar aylarında üremelerini yapıp, yumurtalarını su bitkilerinin üzerine bırakır. Akvaryum balığı olarak da yetiştirilir.</p>
<p><strong>AKYA (Lichia amia)</strong><br />
Kuzu, çıplak, leka ve iskender balığı olarak da anılır. Genelde 50-100 santimetre en çok 180 santimetre ve 60 kilogram ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenerek, dipte kıyılara yakın küçük sürüler halinde dolaşır. Canavar balıklardandır, çevresindeki balıkları yok edercesine yer. Geçmişte çok avlanılması nedeniyle neslinin tükenme tehlikesi vardır. Korunması gerekir.</p>
<p><strong>ANKARA ÇAMURBALIĞI (Neomacheilus angorae)</strong><br />
Orta ve Doğu Anadolu&#8217;nun göl ve akarsularının çamurlu, kumlu ve sazlı zeminlerinde yayılış gösterir. Zeminlerden emdiği çamurlardan, küçük hayvanlar, böcekler ve larvaları seçerek besinlenir. İsmi de ordan gelir. 6-7 santimetreye kadar büyüyebilir. Çok sığ suların yüksek ısısına dayanabilir. Mayıs-haziran arasında yapışkan yumurtalarını kıyıların kumluk ve çakıllarına bırakır. Doğa dengesini korur.</p>
<p><strong>AY BALIĞI (Mola mola)</strong><br />
Pervane balığı da denir. Okyanuslar ve Akdeniz&#8217;in açıklarında uzun göçler yapmadan, bazen derinlerde, bazen de su yüzeyinde yan yatarak dolaşır. İyi yüzemeyen, hareketsiz bir balıktır. Deniz anaları, ahtapot, mürekkep balığı ve diğer balıklarla beslenir. 2.5-3 metre boydan 1,500 kilogram ağırlığa erişip 20-25 yıl yaşayabilir. Bahardan yaz sonlarına kadar 300 milyona varan yumurta döker. Bu yumurtaların çoğu diğer balıklara yem olur. Eti lezzetsiz ve kötü kokulu olduğu için insan besini yönü ve ekonomik değeri yoktur.</p>
<p><strong>AYNALI SAZAN (Cypnnus carpio)</strong><br />
Pullu sazanın çıplak-çizgili ve aynalı sazan olarak adlandırılan yan türlerinin üretime en elverişli olanıdır. Kolay ürediği için çeşitli yörelerde ve özellikle baraj göllerinde üretimi yapılmaktadır. Yaşam öyküsü pullu sazan gibidir. Ekonomik değeri çok yüksektir. Çeşitli ülkelerde yılda 200,000 ton sazan üretimi yapılmaktadır</p>
<p><strong>BAKALYARO (Merlangius merlangus)</strong><br />
Mezgit ve gelincikle aynı türdendir. Karadeniz&#8217;de yaygın, Ege&#8217;de az bulunur. Genelde 15-20, en çok 45-50 santimetre boyunda olur. Sahillerin 3-4 metreye kadar derinliklerindeki sığların kumlu, çakıllı ve yosunlu diplerinde, fazla göçler yapmadan yaşar. Balık yumurtaları, küçük balıklar ve karides gibi canlılarla beslenir. Üremelerini şubat-mayıs arasında, sahillere yakın yerlerde yapar. Mezgitle eş, beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>BARBUNYA (Mullus barbatus)</strong><br />
Sıcak ve ılık denizlerin kumlu, çamurlu sahillerinde 300 metreye varan derinliklerinde sürüler halinde yaşar. Ortalama 12-15 santimetreden en çok 40 santimetreye kadar büyür. Suyun ısı şartlarına göre derinlerden sahile, mevsimsel göçler yapar. 10 yıl yaşayabilir. Nisan-haziran arası 15-100,000 yumurta döker. Etinin lezzeti ve bol avanılmasıyla ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>BERBER BALIĞI ( Anthias anthias )</strong><br />
Hani ailesinden bir balıktır. Sıcak ve ılıman denizlerin kayalık, çakıl ve bazen çamurlu bölgelerinde ve 50-300 metre derinliklerde yaşayan berber balığı, 25 santimetre uzunluğa erişebilir. Az bulunduğu için fazla ekonomik değeri yoktur. Denizlere renk güzelliği verir. Üremeleri diğer hani cinsi balıklar gibidir.</p>
<p><strong>BERLAM (Merluccius merluccius)</strong><br />
Ilık denizlerin orta sularında yaşar. Ege, Marmara ve Akdeniz&#8217;de yaygın, Karadeniz&#8217;de seyrek bulunur. Gündüzleri 80-300 metreye varan derin sularda, gezinip geceleri avlanmak için kıyılara ve yüzeye yaklaşır. Kolyoz, çaça, hamsi ve benzeri küçük balıklarla beslenir. En çok 80-100 santimetre boy ve 10 kilogram ağırlığa erişebilir. Mayıstan ağustosa kadar sahillere yakın yerlerde üremelerini yapar. Etinin lezzet ve kalitesi mezgitle eştir. Taze olarak her mevsimde yendiği için ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>BIYIKLI BALIK (Barbus barbus)</strong><br />
Genelde 30-50 santimetre uzunlukta ve 0.5-2 kilogram, en çok 3 kilogram ağırlıkta olur. Büyüklerine seyrek rastlanır. Oksijeni bol, hızlı akan nehirlerin berrak kum tabanlı bölümlerinde yaşar. Ülkemizin çeşitli yörelerinde türleri bulunur. Mayıs-haziran arasında üreme yapar ve 5,000-30,000 yumurta döker. Bu devresinde yumurtaları zehirlidir. Eti fazla değerli olmamakla beraber avcılığı yönünden değerli bir balıktır.</p>
<p><strong>BODUR YAYIN (lctalurus melas)</strong><br />
Güneydoğu&#8217;daki akarsu ve göllerin kumlu, çamurlu zeminlerinde yaşayan, 20-30, en çok 45 santimetre boy ve 100-500 gram ağırlıkta olabilen bir yayın türüdür. Oldukça obur bir bahktır. Omurgasızlar, küçükbalıklar, balık larvaları ve kurbağalar da dahil ne bulursa yer. Suların ısı şartlarına göre nisan-haziran arasında kumların içine yuva yapan dişi, yumurtalarını dökerek bunların oluşmasını bekler. Kılçıksız eti çok lezzetlidir. Ancak ekonomik değeri bölgeseldir.</p>
<p><strong>BÜYÜKBAŞ KAYABALIĞI (Gobius (Ponücola) kessleri)</strong><br />
Trakya ve Karadeniz Kıyılarına akan nehirlerde yaygındır. Boyları 12-18, en çok 22 santimetre olur. Acı suların taşlık veya sert kumlu zeminlerinde dolaşıp, nehirlerin içlerine girer. Yuva edindiği bölgeye çok bağlıdır, buraya zorla gelen balıklara saldırgan olur. Küçük kabuklular, balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Nisan-mayıs arası, dişiler yumurtalarını ince ipliklerle kumsallara yapıştırır.Erkekler de gözcülük eder. Eti lezzetli ve sağlığa yararlıdır. Ekonomik değeri bölgeseldir.</p>
<p><strong>CAMGÖZ KÖPEKBALIĞI (Galeorhinusgaleus)</strong><br />
Sıcak ve ılık denizlerin 100 metrenin altındaki serin sularında tek başırıa yaşayan, boylan 4-5 metreden 10-15 metreye ulaşan, omurgasızlar (mürekkep balığı, ahtapot, medusalar) ve sürü halindeki küçük balıklan yiyerek beslenen bir köpek balığı türüdür. Sıcak yaz günlerinde ağır hareketlerle su yüzeyinde yüzer. Rahatsız edilmezse saldırgan değildir. Açık denizlerde erkek tarafindan döllenen dişiler, 8-14 arası canlı yavru doğurur. Başka ülkelerde yenilmesine rağmen yakalananlar, ülkemizde balık unu üretiminde kullanılır.</p>
<p><strong>ÇAÇA (Sprattus sprattus)</strong><br />
Sardalya-tirsi ailesindendir. Boyu 6-8 santimetre, Karadeniz&#8217;in batısında 13-15 santimetre olanlarına da rastlanır. Besinleri planktonlar ve balık yavrularıdır. Sürüler halinde yaşar. Mayıs-haziran arasında üreme yapar. Eti fazla lezzetli değildir. Bu nedenle özel avcılığı yapılmaz. Buna karşın denizlerde ekonomik değeri çök yüksek olan uskumru, palamut, torik gibi bahklar için yem değeri vardır. Kuzey Avmpa Ülkelerinde konservesi çeşitli isimlerle pazarlanır.</p>
<p><strong>ÇAMUKA (Atherina hepsetus)</strong><br />
Gümüş türündendir. Fazla derin olmayan sahillerin sıcak ve ılıman sulannda, kumlu veya çakıllı bölgelerde sürüler halinde ve balık yavruları, kabuklular ve yumuşakçalarla beslenerek yaşar. Suyun tuzluluk oranı ve oksijen değerine uyum gösterir. Bu nedenle göllerde bile yaşayabilir. Boyu 10-12, en çok 16-18 santimetre olabilir. Suların bölgesel sıcaklığına göre nisan-eylül arasında ürer. Beyaz ve çok lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>ÇAPAK BALIĞI (Abramis brama)</strong><br />
Marmara ve Karadeniz&#8217;in akarsu ve göllerinde, bazı türleri de Ankara ve Kırşehir&#8217;de yaşar. Boyları ortalama 30-40 santimetreden 70 santimetre ve 3 kilogramdan 6 kilograma ulaşabilir. Kurtlar, böcekler ve yosunlarla beslenir. 10 yıl yaşayabilir. mayıs-haziran arası yaklaşık 100,000 yumurta ile üreme yapar. 1 kilogramın üstündekilerin eti lezzetlidir; küçükleri ise yem veya av bahğı olarak değerlidir.</p>
<p><strong>ÇİPURA (Spanıs aurata)</strong><br />
Ege ve Akdeniz&#8217;in bu namlı balığı, Marmara&#8217;da seyrek bulunur. Ortalama 25-35 santimetre boy ve 0.5-3 kilogram ağırlıkta, en çok 60 santimetre ve 6 kilogramda olabilir. Etçil bir balıktır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yer. Yaz devresinde sığlarda, kış aylarında da 35-40 metre derinliklerde yaşar. İki yaşırı üstündekiler daha da derinlere iner. Üremeleri ekim-aralık aylarında olur; 100-150,000 yumurta doker. Eti çok lezzetlidir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>ÇİTARİ (Boops salpa)</strong><br />
Karagöz ailesinden bir balıktır. Sarpan balığı da denir. Boyları 45 santimetre olabilir. Görüntüsü çok güzel fakat eti lezzetsizdir. Bu nedenle fazla ekonomik değer taşımaz. Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217;de bol, Karadeniz&#8217;de seyrek rastlanır. Yaşam karakteri ve üremeleri, karagöz cinsi balıklarda olduğu gibidir.</p>
<p><strong>ÇİZGİLİ MERCAN (Uthognathus mormynıs)</strong><br />
Mırmır balığı da denir. Mercana göre vücudu daha uzundur. Genellikle Akdeniz&#8217;de bulunur ve en çok 30 santimetreye kadar büyür. Sığ suların bitkilerle örtülü taşlık, kayalık, kumluk bölgelerinde yaşar. Acı su bölgelerine de girer. Biyolojik yaşamı karagöz-mercan gibidir. Etinin lezzetli olmasına rağmen az bulunan ve sadece taze tüketilen bir balıktır.</p>
<p><strong>ÇİZGİLİ ORKİNOS (Katsowonus pelamis)</strong><br />
Karadeniz, Marmara ve Kuzey Ege&#8217;ye kadar sularımızda rastlanan orkinos türlerinden biridir. Boyu ortalama 60-100 santimetre olur. Yemlendiği balık sürülerini önüne katarak Karadeniz&#8217;e çıkar ve orada sular ısınınca üreme yapar. Bu gidiş-gelişler Karadeniz ve Marmara&#8217;daki yerli balıkların doğal dengesini oluşturur. Etinin insan gıdası olarak çeşitli değerlendirilmesi ve avcılık yönüyle aşırı tüketimi, hem orkinos türünü hem de onunla akım sağlayan diğer balık türlerini tehlikeli olarak etkilemektedir.</p>
<p><strong>DAĞ ALABALIĞI (Salmo trutta macrosügma)</strong><br />
Çoruh, Ege ve Konya Ereğlisi çevrelerinde dağ göllerinin soğuk, berrak ve temiz sularında yaşar. Zaman zaman nehirlere de girer. Bilimsel olarak dünyanın son buzul çağında dağ göllerinde kalıp, geliştiği teorisi vardır. Boyu 40-60 santimetreden 1 metreye; ağırlığı da 1-3 kilogramdan 14 kilograma olabilir. 3-4 yaşırıda olgunlaşıp göllerin buzla kaplandığı ekim-ocak aylarında yumurtalarını çakıllara bırakır. Dişileri yaklaşık 3,500 yumurta bırakır. Çok lezzetli etinin yanısıra sertlik ve çevikliği ile avcılığı da değerlidir.</p>
<p><strong>DENİZ ALASI (Salmo trutta Iabrax)</strong><br />
Karadeniz alabalığı, som balığı olarak da tanınır. Somon balığı ile hem arkabalığı, hem de benzerliği vardır. Bir türü de Akdeniz&#8217;de yaşar. Genelde 50-80 santimetre boy ve 3-7 kilogram ağırlıktan, en çok 100 santimetre ve 25 kilograma erişenlerine rastlanır. Ömrünun bir kısmını denizde geçirdikten sonra üremek için nehirlere girer. Ağırlığına oranla 2,000-16,000 yumurta döker. Kuvvetli çenesi olan yırtıcı bir balıktır. Küçük balıklar ve kabuklularla beslenir. Eti çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından da kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik değeri çok yüksektir<br />
<strong>DERE ALABALIĞI (Salmo trutta fario)</strong><br />
Soğuk, temiz ve hızlı akıntılı nehirlerde çevresine bağlı olarak yaşar. Bölgesine kıskançtır, başka balıkların gelmesini istemez. Boyları 30-40, en çok 60 santimetre ve 0.5-2 kilogram ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar ve yavru balıklarla beslenir. Erkekleri 2, dişileri 3 yaşırıda olgunlaşıp ekim-ocak arasında yumurta bırakır. Zaman zaman akıntılara karşı 1.5-2 metre sıçra¤¤¤¤¤ yüzer. En değerli tatlı su balıklarından biridir. Lezzetli ve yararlı etiyle ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>DERE KAYABALIĞI (Gobio gobio)</strong><br />
Ülkemiz akarsularında çeşitli türleri yerine göre adlar alır. 5-6 yılda yavaş büyüyerek 12-20 santimetre boya ulaşır. Fazla hareket etmeden sualtında yatarak ömrünü geçirir. Nisan-haziranda 12 &#8211; 18° C sularda haftalık aralıklarla ürer; dişileri 1,000-3,000 yumurta verir. Eti lezzetlidir. Büyük balıkları avlamak için yem olarak da kullanılır.</p>
<p><strong>DERE PİSİSİ (Pleeuronectes Besus)</strong><br />
Nehirlerin denizlere karışan acı su bölgelerinde veya akarsulann daha içerlerinde yaşayan bir pisi türüdür. Akdeniz&#8217;de fazla rastlanır. Az akıntılı suların kumsal diplerinde fazla hareket etmeden yaşar. Ortalama 25-30, en çok 50 santimetre boyda olur. Etçil bir balıktır. Bulunduğu bölgenin su ısısına göre değişik olarak şubat-mayıs arasında ürer ve 800,000 yumurta bırakır. Eti çok lezzetli ve ekonomik değeri yüksek bir balıktır.</p>
<p><strong>DİKENCE (Gasterosteus aculeatus)</strong><br />
Denizlerin kıyı kesimlerinde, nehirlerin denize karışan acı su bölgelerinde ve zaman zaman nehirlerde yaşayan küçük bir balıktır. Boyu 7-9 santimetre olup vücudu kalın pullarla kaplıdır. Çeşitli renklerinin güzelliği ve 300-1,000 dolayında yumurtasının erkek balık tarafından bir yuva yapılarak korunması, dikenceyi ilginç bir doğa olayı yapar. Ekonomik bir değeri yoktur.</p>
<p><strong>DİKENLİ KIRLANGIÇ (Aspitriglıa cuculus)</strong><br />
Kırlangıç ailesinin bir türüdür. Sırt ön yüzgeçlerinin sivriliği ve uzunluğu, yan taraflanndaki sert kabuklarla kırlangıçtan aynlır. Ege, Akdeniz ve Marmara&#8217;da bulunur. Karadeniz&#8217;de rastlanmaz. En çok 45 santimetre boyda olur. Denizlerimizde sayısı kırlangıçtan daha azdır. Genelde 30 metre derinlikte durgun sularda, bazen de 100-250 metre derinliğe inerek yaşar. Eti lezzetlli ve yararlıdır. Ekonomik değeri vardır.</p>
<p><strong>DİKENLİ ÖKSÜZ (Prestedion cataphractum)</strong><br />
İsim benzerliğine karşın kırlangıç ailesinden öksüz ile soydaşhğı yoktur. Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerinin 30-400 metreye varan derinliklerin kumlu, çakıllı yosun kaplı zeminlerinde yaşar. Boyları 10-15, en çok 30 santimetre olabilir. Küçüklerine mıcır, büyüklerine çuka denir. Çiftler halinde gezerek yosunlar, otlar, yumuşakçalar ve küçük kabuklularla beslenir. Mayıs-temmuz arası ürer. Eti lezzetlidir fakat çok seyrek bulunur.</p>
<p><strong>DİL BALIĞI (Amogtossus latema)</strong><br />
Denizlerimizde 10 metreden 300-500 metreye kadar derinliklerinde, kumlu, çamurlu veya çakıllı diplerinde fazla hareket etmeden ve uzun göçler yapmadan yaşar. Boyları 20-25 santimetre olur. Dipteki omurgasızlar, küçük balıklar ve böceklerle beslenir. Bahardan itibaren kıyılara sokularak haziran-temmuz arasında üreme yapar. Kış aylarında eti dolgun ve lezzettli olur. Genelde her mevsimde bulunan, ekonomik değeri yüksek olan bir balıktır.</p>
<p><strong>DÜLGER (Zeus faber)</strong><br />
Boyu 50-60 santimetreye ulaşan dülger balığı, geçici balıktır. Mayısta Marmara&#8217;dan Karadeniz&#8217;e çıkar. Akdeniz, Ege, Marmara ve kısmen de Karadeniz&#8217;de yaşayan, kalın pullarla örtülü dülger balığı, etobur bir balıktır. Büyük ağzıyla kendinden küçük pek çok balığı yutarcasına yer. Genelde 60-70 santimetre derinliklerde yaşar. Kış mevsiminden sonra suların ısınmasıyla mayıs ayından başla¤¤¤¤¤ temmuz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Dülger balığı, İzmir-Antalya arası yörelerimizde peygamber, dikenli peygamber balığı olarak da tanılır. Eti lezzetli, beyaz ve yararlıdır.</p>
<p><strong>EGREZ BALIĞI (Vimba vmıba)</strong><br />
Kuzey Ege, Marmara, Trakya ve Göller Bölgesi&#8217;nde yayılış gösterir. Düz ve ağır akışlı suların, kumluk, çamurlu zeminlerinde yaşar. Boyları 25-35 santimetre en çok 50 santimetre ve 450-500 gram ağırlıkta olur. 3-4 yaşırıda olgunluğa erişip mayıs-haziran arası üreme yapar. Etinin güzelliği ve bolca avlanılmasıyla ekonomik değeri vardır.</p>
<p><strong>ELEKTRİK BALIĞl (Torpedo marmorata)</strong><br />
Bir köpek balığı türüdür. Sıcak ve ılıman denizlerin 100-150 metreye varan diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyu 150 santimetre olabilir. Genelde avlanmak için veya tehlike halinde 100-220 volta varan, insan için tehlikeli fakat öldürücü olmayan kısa süreli elektrik çarpması yapar. Bahar-yaz aylarında çiftleşerek ürer. Dişileri 14-15 canlı yavru yapar. Eti yenebilir, fakat ülkemizde fazla tüketilmez</p>
<p><strong>EŞKİNA (Scıana umbra)</strong><br />
Sıcak ve ılıman denizlerin 100-150 metre taşlık, kayalık ve mercanlı bölgelerinde yaşar. Bütün denizlerimizde bulunur. Gezgin bir balık değildir. Aynı zamanda taşbalığı ve mavruşgil balığı olarak da tanınır. Bahar sonu, yaz aylarında üreyen eşkina, 30-35 santimetre uzunluk ve 500-600 gram ağırlığa erişir. Beyaz ve çok lezzetli eti ile ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>FANGRİ MERCAN (Sparus pagrus)</strong><br />
Bir mercan türüdür. Ortalama 25-35, en çok 80 santimetre boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdeniz&#8217;de yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti en lezzetli olanlardandır, ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.</p>
<p><strong>FENER (Lophius piscatorius)</strong><br />
Kıyılardan 500 metreye kadar derinlerde yaşayan, boyları 2 metreye erişebilen, bir dip balığıdır. Hareketsiz yatar ve antenleriyle avını kendine çekerek çok büyük ağzıyla kendi büyüklüğündeki balıklan bile yutar. Pulsuz ve çıplak vücudunu kapsayan sıvı, insan cildi için tehlikelidir. Mart-ağustos arası derinlere inerek ürer. 6-7 yaşırıda bir dişi, 1 milyon yumurta verir. Eti beyaz ve çok lezzetlidir. Ekonomik değeri yüksektir. Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ensülin ilacı, ilk kez fener balığı pankreasından elde edilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-a-f-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık Turleri (G-L)</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-g-l</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-g-l#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2012 11:27:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[ GAMBUSYA (Gambusia affims) Anayurdu ABD&#8217;nin güney bölgelerinden, sivrisinek ve sıtma mücadelesi için ülkemize getirilmiştir. Durgun, sığ ve sıcak sulara çok toleranslıdır. 0&#8217;dan +30° C.&#8217;ye kadar dayanabilir. Özellikle sivrisinek larvalanyla beslenir. Aynca yosunları ve kabukluları da yer. Erkekleri, 3-5 santimetre dişileri, 6 santimetre olur. Nisan-ekim arasında erkekleri, spermlerini dişinin üreme boşluğuna bırakır; 30 günlük hamilelikten sonra<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-g-l">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p> <strong>GAMBUSYA (Gambusia affims)</strong></p>
<p>Anayurdu ABD&#8217;nin güney bölgelerinden, sivrisinek ve sıtma mücadelesi için ülkemize getirilmiştir. Durgun, sığ ve sıcak sulara çok toleranslıdır. 0&#8217;dan +30° C.&#8217;ye kadar dayanabilir. Özellikle sivrisinek larvalanyla beslenir. Aynca yosunları ve kabukluları da yer. Erkekleri, 3-5 santimetre dişileri, 6 santimetre olur. Nisan-ekim arasında erkekleri, spermlerini dişinin üreme boşluğuna bırakır; 30 günlük hamilelikten sonra dişi yaklaşık 60 yavru doğurur. Doğa dengesi ve sağlığa yararı ile çok değerlidir.</p>
<p><strong>GELİNCİK (Gaidropsanıs mediterraneus)</strong><br />
Bakalyaro ve mezgitle ayni türdendir. Denizlerimizde birkaç cinsi yaygındır. Sıcak ve ılıman suların taşlık, kayalık diplerinde sahillere yakın yaşar. Balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Çevik, yırtıcı ve saldırgandır. Derisi çok kaygandır. Ortalama 20, en çok 40 santimetre boyda olur. Üremesini sonbaharda yapar. Beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri olan bir balıktır.</p>
<p><strong>GÖKKUŞAĞI ALABALIK (Salmo gairdneri)</strong><br />
Kuzey Amerika kökenlidir. Yetiştirilmek üzere dünyaya yayılmış, bu arada ülkemize de getirilmiştir. Temiz, oksijeni bol sularda yapay yemler veya küçük balıklarla beslenebilen yetiştirmeye en çok uyum gösteren, tuzlu deniz suyuna da toleransı olan bir alabalık türüdür. Erkekler 2, dişileri 3 yılda olgunlaşıp kilogram /ağırlığına göre yaklaşık 1,000-5,000 yumurta verir. Denizde yetiştirilenleri, daha çabuk büyüme gösterir. Etinin lezzeti ve bol üretimiyle ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>GÖL ALABALIĞI (Salmo trutta lacustris)</strong><br />
Kuzeybatı Anadolu, Abant ve 7 Göller Bölgesi&#8217;nde yayılış gösterir. Çeşitli türleri vardır. Türüne göre renk, boy ve beslenme farklılıkları gösterir. Genelde temiz, bol oksijenli soğuk sularda fazla gezinmeden; planktonlar, dip hayvanlan ve küçük balıklarla beslenerek yaşar. Boyları ortalama 25-40, yabanlarında 60-70 santimetre olabilir. Eylül-ocak arasında üreme yapar. Yumurtalarını dipteki çakıllara yapıştırır. Üretimi yapılmaz. Eti çok lezzetli, ekonomik değeri bölgeseldir.</p>
<p><strong>GÖRDEK (Ruülus rubilio)</strong><br />
Kızılgöz ailesindendir. Kuzey Ege, Marmara ve Trakya&#8217;da fazla hareketli olmayan akarsuların zengin bitkili kıyı bölgelerinde yaşar. Kış aylarını daha derince sularda geçirir. Kurtlar, böcekler, kabuklular ve böcek-sinek larvalarıyla beslenir. Boyu 15-20, en çok 25 santimetre olur. Nisan-mayıs arası ürettiği yumurtalarını bitkilerin arasına bırakır. Besin yönüyle değersizdir, fakat av yemi olarak değerlendirilir.</p>
<p><strong>GÜMÜŞ (Atherma boyeri)</strong><br />
Denizlerimizde yaygın olan Gümüş&#8217;ün Sapanca, İznik ve Köyceğiz Göllerinde yaşayan bir türüdür. Sıcak sularda, böcek larvaları ve sualtı hayvancıklarıyla beslenerek yaşar. Mayıs-eylül arasındaki üreme devresinde yaklaşık 600 yapışkan yumurtasını; kumlu, çakıllı zeminlere bırakır. Su yüzeyine yakın, sürü halinde dolaşırken su kuşlarına yem olur. Eti yenebilir. Daha çok balık üreticiliğinde yem veya balık unu endüstrisinde değerlenir.</p>
<p><strong>GÜMÜŞ HAVUZBALIĞI (Carassius auratus gibelio)</strong><br />
Trakya ve Doğu Karadeniz&#8217;in yumuşak zeminli, bol bitkili akarsularında yayılış gösteren bir carrasius türüdür. Büyümesi daha hızlı olup 3-4 yaşırıda 15-20 santimetreye erişir. Daha büyüklerine de rastlanır. Mayıs-haziran arası 160-380,000 yumurta döker. Bazı hallerde bu yumurtaları, sazan veya diğer havuz balıklarının döllediği de olur. Eti yenebilir. Havuz veya akvaryumlarda süs balığı olarak yaşatılır.</p>
<p><strong>GÜMÜŞ SAZAN (Hypophtalmichthys molitmc)<br />
</strong>Diğer sazan türleri gibi Güneydoğu Asya kökenli bir balıktır. Ortalama 100-120 santimetre boy ve 20 kilogram ağırlığa erişirler. Fido planktonlarla beslenir. 3 yaşırıda cinsel olgunluğa erişip, 20 &#8211; 22° C.&#8217;de ve üstündeki sularda kilogram ağırlığına oranla 140,000 yumurta verir. Yağsız ve lezzetli eti, Çin&#8217;de değerli bir yiyecektir. Bu nedenle ülkemize de getirtilerek araştırma enstitülerinde yaşam uygulama ve üretme şartları incelenmektedir.<strong></strong></p>
<p><strong>GÜNEŞ (Coris julis)</strong><br />
Bu balık da lapin ailesindendir ve aynı yaşam karakterini gösterir. Boyları ortalama 20 santimetre olur. Gövdesini çevreleyen renklerin güzelliği ile denizlere güzellik katarlar. Nisan-haziran arasında üremelerini yaparlar ve türüne göre 600-20,000 taneye kadar yumurta döker.<br />
<strong><br />
HAMSI (Engraulis encrasicolus)<br />
</strong>Karadeniz&#8217;in insan yaşamıyla birleşen balığıdır. Marmara&#8217;da da bulunur. Sürüler halinde yaşar ve 20 santimetreye kadar büyür. Ocak-mart arasında beslenmek içm sahillere yaklaşır ve bol av verir. Gündüzleri 30-40 metre derinlerde, geceleri yüzeye yakınlarda dolaşır. 1 yaşırıdan itibaren olgunluğa erişip 18 &#8211; 20° C. sularda, 25-60 metre derinlikte ve az tuzlu sularda üreyip, yaklaşık 40,000 yumurta döker. Etinin lezzeti, çeşitli tüketim yönleriyle ekonomik değeri çok yüksektir. Aşırı avlanılması ve orkinos-palamut-uskumru/torik sisteminde dengenin bozulması, hamsiyi de tehlikeli olarak etkilemektedir.<strong></strong></p>
<p><strong>HASKEFAL (Mugu cephalus)</strong><br />
Denizlerimizde yaygın bulunan bir kefal türüdür. Ortalama 30-50, en çok 75 santimetre boyda olabilir. Bütün kefaller gibi ürkek ve çevik bir balıktır. Açık denizle sahiller arasında gidip gelirler. Bazen beslenmek için sürüler halinde acı sulara, lagünlere, hatta nehirlerin içlerine girerler. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir. Yaz aylarında üreyip 150,000-1 milyon yumurta verir. Beyaz etinin lezzeti ve mumlanarak pazarlanan havyar yumurtasıyla ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>HAVUZ BALIĞI (Can-asius carrasius)<br />
</strong>Trakya-Marmara Bölgeleri, Kızılırmak, Yeşilırmak Deltaları ve Çoruh Havzası&#8217;nda yayılış gösterir. Boylan 15-25, en çok 45 santimetre ve 2-3 kilogram da ağırlıkta olur. Su içindeki otlar, dip hayvanları ve sinek larvalarıyla beslenir. Sazana benzer ve akrabadır. Mayıs-haziran arası 14-20° C. sularda 150-300,000 yumurtasını 2-3 defada otların üzerine bırakır. Suyun kirliliği ve oksijen değerine toleranslı bir balıktır. Büyüklerinin eti lezzetlidir. Batı ülkelerinde üretimi de yapılmaktadır</p>
<p><strong>HOROZBİNA (Parablennius gattorugine)<br />
</strong>Dalgalı sahillerin taşlık, kayalık ve yosunlu bölümlerinde gizlenerek, çoğunlukla çift yaşar. Çeşitli türleri olduğu gibi tatlı sularda yaşayanları da vardır. Yaşam şartlanna göre böcekler, kurtlar ve balık yumurtalarıyla beslenir. Eti lezzetsiz, sert ve kılçıklıdır. Bu nedenle ekonomik değeri yoktur. Bahar ve yaz sürecinde erkeklerin ustaca hazırladıkları taş oyukları, midye, istridye kabukları arasına dişiler, 2,000-15,000 yumurta dökerler. Erkekler de 20-25 günlük kuluçka döneminde bazen dalgalar içinde atlıya atlıya yumurtalara bekçilik yaparlar.</p>
<p><strong>HOROZBİNA (Blennius fluviatilis)<br />
</strong>Marmara, Ege ve Akdeniz akarsuları ve bunların deniz kanşımı acı su bölgelerinde yaşar. Boyları denizde yaşayanlara göre daha küçüktür. 8-12, en çok 15 santimetre, Akdenizdeki türleri ise 20 santimetreye ulaşabilir. Su altındaki küçük hayvanlar veya böcek larvalarıyla beslenir. Yaz aylarında üreyip yumurtalarını taşlar ve midye kabukları arasına ustaca gizler. Çıplak ve pulsuz derisi, yapışkan bir sıvı ile kaplıdır. Ekonomik bir değeri yoktur.</p>
<p><strong>İNCİ BALIĞI (Albunus albunius)<br />
</strong>Pullarından yapay inci yapılması ismini verir. Ülkemizde çeşitli türleri yaşar. Boyları 15-20 santimetre olur. Manyas ve Ulubat Göllerinde bolca bulunur. Planktonlar, kurtlar, böcek larvaları ve su yüzeyindeki sinekleri yakala¤¤¤¤¤ beslenir. Nisan-mayıs arası üreyip, yapışkan yumurtalarını nehirlerin giriş veya çıkışındaki kıyıların kumluklarına bırakır. Eti lezzetli sayılır. Bölgesel değerlenir. Orta Anadolu&#8217;da Gökçe, Van çevresinde darah ismiyle anılır.<strong></strong></p>
<p><strong>ISKARMOZ (Sphyraena sphyraena)</strong><br />
Bütün sıcak ve ılık denizlerin sığ sularından 100 metre derinliğe kadar orta sularda yaşayan bir balıktır. Et yiyen cinsinden ve avlarına karşı yırtıcıdır. Marmara&#8217;da az, Ege ve Akdeniz&#8217;de fazlaca bulunur. Akdeniz barakudası olarak da adlandınlır. Boyu 1 metreye erişen ıskarmoz balığı, barakuda olarak okyanuslarda 3 metreye kadar büyüyebilir. Sürü halinde dolaşıp özellikle köpek balıklarına hücum ederler. Fazla yırtıcılığı ve etinin de gıda değeri olmadığı için ekonomik yönü yoktur.<strong></strong></p>
<p><strong>İSKORPİT (Scorpaena porcus)</strong><br />
Yaşamı aynı aileden olan Lipsoz&#8217;un aynıdır. Farkları, iskorpitin lipsoza göre daha küçük olması (ortalama 20-30 santimetre) ve renginin koyuluğudur. İskorpitin de dikenleri lipsoz gibi çok zehirlidir. Bu nedenle yakalandığında dikkat edilmelidir. Eti lezzetli ve çok yararlıdır.<strong></strong></p>
<p><strong>İSPARİ İSPAROZ (Diplodus annıüaris)</strong><br />
Bütün denizlerimizin sıcak ve ılık sahil bölgelerinde yaşayan bir karagöz türüdür. 16-20 santimetreye büyüyebilir. Deniz kurtlan, karides, yosunlar ve balık yavrulanyla beslenir. Göçer balıklardandır. İlkbahardan yaz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Eti beyaz, yağlı ve lezzetlidir.<strong></strong></p>
<p><strong>İSTAVRİT (Trachurus trachurus)</strong><br />
Denizlerimizde sankanat istavrit (Akdeniz) ve karagöz istavrit (Karadeniz-Marmara) olarak iki türü yaşar. Boylan karagözde 15-25 santimetre, en çok 30 santimetre, sarıkanatta ise 30-50 santimetre olur. Küçüklerine kraça denir. Gezici balıklardır. Hamsi, çaça, çamuka gibi küçük balıkların yavrulanyla beslenir. Mayıs-ağustos arası sürüler halinde ürer. Lezzetli eti, çeşitli yemekleri ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri en yüksek balıklardandır.<strong></strong></p>
<p><strong>İSTRONGİLOS (Spicara smaris)</strong><br />
Bütün denizlerimizde ve denizlerin nehirle karışan acı su bölgelerinde yaşar. İzmaritle aynı ailedendir. Erkekleri 13-16, dişileri 15-20 santimetre boy ve 50-100 gram ağırlıkda olur. Suların ısısına göre açık denizle kıyılar arasında gidip, gelirler. Nisan-mayıs, bazen de temmuza kadar üreyip 40-60,000 yumurta döker. Planktonlar, küçük hayvanlar ve deniz bitkileriyle beslenir. Eti lezzetlidir, bol bulunduğu için ekonomik değeri vardır.</p>
<p><strong>İZMARİT (Maena smans)<br />
</strong>Denizlerimizin yerli balıklarındandır. Küçüklerine kancur, büyüklerine kanal izmariti denir. Boyu ortalama 15 santimetre, dişileri daha küçük olur. Hareketli ve kurnazdır. Yaz aylarıda sahillere kadar sokulur. Üst, ön dikenleri tehlikelidir. Batar ve yara yapar. 10-12 yıl yaşayabilir. Erkekleri 3, dişileri 2 yaşırıda olgunlaşıp, 60-70,000 yumurta verir. Balık yumurtaları, yavruları ve yosunlarla beslenir. Eti beyaz ve lezzetlidir. Bol tüketilir.<strong></strong></p>
<p><strong>KABABURUN (Chondrostoma nasus)</strong><br />
Çeşitli türleriyle ülkemizde yaygındır. Göl ve nehirlerin giriş-çıkışlarının dibe yakınlannda çakıllı bölgelerde yaşar. Boylan 25-40, en çok 50 santimetre olur. Taşlara yapışık yosunlar, bitki kökleri ve dip hayvanlanyla beslenir. Mart-mayıs arası ürer ve 100,000&#8217;e yakın yumurtasını çakıllann üstüne yapıştınr. Farklı türleri, bölgelere göre çeşitli şekillerde değerlendirilir.</p>
<p><strong>KADİFE BALIĞI (Tınca tinca)<br />
</strong>Kuzey bölgelerimizin bol bitkili durgun veya yavaş akıntılı sularında yaşar. Genelde 30-40 santimetre en çok 60-70 santimetre olur. Planktonlar, küçük balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Gündüzlerini dipte geçirip geceleri avlanır. Mayıs-haziran arası üreme yapar. Eti lezzetlidir. Sazan yetiştiriciliğinde yardımcı olarak düşünülen bir balıktır. Sportif yönü zevklidir.<strong></strong></p>
<p><strong>KAĞIT BALIĞI (Trachipetnıs trachypetrus)</strong><br />
Çok yassı vücuduyla kağıt ismini alır. Ilık denizlerin 15-20 metre derinliklerinde, göç etmeyip ısı şartlarına göre yer değiştiren planktonlar, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenen, boyları 3 metre olabilen bir balıktır. Karadeniz&#8217;de rastlanmaz, diğer denizlerde seyrek görülür. Sakin, yavaş ve ahenkli yüzen, sırasında çok hareketli olabilen bir canlıdır. Bahara doğru sahillere sokularak iklim şartlanna göre yaz boyunca ürer. İlginç bir balık olarak denizleri süsler</p>
<p><strong>KALKAN (Psetta maxima)<br />
</strong>Bir dip balığı olan kalkan, Karadeniz&#8217;in en tanınmış balıklarındandır. Boğazlar, Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217;de seyrek rastlanır. Gezici balık değildir. Bütün hayatı dipte yatmakla geçer. Batı Akdeniz, Atlas Okyanusu ve Şimal Denizi&#8217;nde, kalkanın diğer türleri yaşamaktadır. 25-30 yıllık ömrü olan kalkan balığı, 1 metre boya erişebilir. Sahillerde 5-10 metreden başla¤¤¤¤¤ 300-400 metre derinliklere inebilir. Etçil ve fazlasıyla obur bir balıktır. Erkekleri 5-6, dişileri ise 6-7 yaşlannda olgunlaşıp üremeye geçebilir. Üremeleri 10°-15° C sularda nisandan hazirana kadar sürer. Milyonlarca yumurta vermesi yanında etinin lezzeti ve verimliliği ile ekonomik değeri çok yüksektir.<strong></strong></p>
<p><strong>KANATLI KIRLANGIÇ (Cephalacanthus volitans)</strong><br />
Boyları 50 santimetreye ulaşabilen ve kırlangıçın bir türü olan bu balıklar, güzel ve bezeli renkleriyle Ege ve Akdeniz&#8217;de yaşar. Su yüzeyinden 1-1.5 metre yüksekte 1-10 saniyelik sürede 30-35 m.&#8217;lik uçuşlarla denizleri süsler. Suların ısınmasıyla beraber sahillere yaklaşarak, mayıs-temmuz arası ürer. 10-80 metre derinliklerde yumuşakçalar, kabuklular ve böceklerle beslenir.<strong></strong></p>
<p><strong>KARAGÖZ (Diplodus vulgaris)</strong><br />
Bütün denizlerimizde, çoğunlukla Marmara ve Ege&#8217;de ılıman suların kayalıklarında yaşayan, bol bulunan ve sevilen yerli balıklarımızdandır. Sürüler halinde yaşar. Suların ısı şartlarına göre bahar aylarından ağustosa kadar üreme yapar. Çeşitli türleri sularımızda yaşar. Kuyruğu lekeli ve çizgili olanı ısparoz/ispari olarak tanınır. Lezzetli eti ve bol avlanılmasıyla ekonomik değeri yüksek bir balıktır.<strong></strong></p>
<p><strong>KAYIŞ BALIĞI (Ophidion barbatum)</strong><br />
Denizlerimizde seyrek rastlanan, 2-3 metreden 150 metreye kadar derinliklerde, üstü bitkilerle örtülü kumsal, çakıllı diplerde fazla göç etmeden yaşayan bir balıktır. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Boylan 30 santimetre olabilir. Bahar-yaz sonu üreme yapıp 15-18,000 yumurta döker. Eti lezzetlidir. Fakat seyrek bulunduğu için ekonomik değeri yoktur.<strong></strong></p>
<p><strong>KEDİ BALIĞI (Scyliorhinus canicula)</strong><br />
Köpekbalığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 3 metreden 1,000 metreye varan derinliklerinde fazla göç etmeden yaşar. Kabuklular, omurgasızlar ve balıklarla beslenir. Boyları ortalama 80-150 santimetre olur. Kuşlar gibi çiftleşip, yumurtla¤¤¤¤¤ nrer. Bahar aylarında yumurtalarını bir torba içinde kayalıklar arasına bırakır. Bir mevsimde birkaç kez yumurtlayabilir. Kuluçka süresi 15 gündür. Eti lezzetli olup yenilebilir. Aynca sportif avcılığı da yapılır.<strong></strong></p>
<p><strong>KELER (Squatina sguatina)</strong><br />
Köpekbalığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 5-100 metre derinlerinde sahil yakınlarında veya 70-400 metre açıklarında, kumlu, çamurlu alanlarda fazla göç etmeden yaşar. Boyu 2 metreye ulaşabilir. Büyük ağzıyla dipteki ölü veya diri balıkları, omurgasızlarla sürü halindeki balıkları yutarcasına yiyerek beslenir. Bahar sonu yaz aylannda dişiler, gruplar oluşturarak sahillere yakınlarda döllenir. 18-20 ay sonra tek başlarına 10-18 arası canlı yavru doğurur. Yüzgeçlerinin eti yenebilir, karaciğerinden yağ ve vitamin elde edilir.<strong></strong></p>
<p><strong>KIKLA LAPİN (Labrus berggylta)</strong><br />
Ilık ve sıcak denizlerimizin yosun ve bitkilerle kaplı taşlıkların 2-30 metre derinlerinde yaşar. Dişi ve erkekleri arasında boy ve renk farkları görülür. Boyları 30-40, en çok 60 santimetre (dişilerde) olabilir. Yumuşakçalar ve kabuklularla beslenir. Dişleri çok kuvvetlidir. Üremeye yakın erkekleri, deniz bitkileriyle dişiye yuva hazırlar. Mayıs-ağustos arasında yumurta verir. Eti lezzetlidir. Aynca sportif avcılığı değerlidir.<strong></strong></p>
<p><strong>KIRLANGIÇ (Trigüa lucema)</strong><br />
Ege, Akdeniz ve Marmara&#8217;nın fazla göç etmeyen, yerli balığıdır. Kısmen Karadeniz&#8217;de rastlanır. Ihk denizlerin sahil yakınlarında 5-300 metre derinliklerin diplerinde çiftler halinde yaşar. Küçüklerine derviş balığı da denir. Ortalama 25-50 santimetre olur. 80 santimetre ve 6-8 kilogram olanlarına rastlanır. 15-20 yıllık yaşamı vardır. 3 yaşırıda olgunlaşıp sahillerden uzakta üremelerini yapar. Küçük kabuklular, yumuşakçalar, deniz bitkileri ve böceklerle beslenir. Etinin lezzet ve yararıyla, her mevsimde bulunmasıyla ekonomik değeri yüksektir. Diğer Akdeniz ve Avrupa ülkelerinde de bol tüketilir.<strong></strong></p>
<p><strong>KIRMA MERCAN (Pagellus aceme)</strong><br />
Mercan ailesindendir. 0-400 metre bazen de 700 metre derinliklere inebilmektedir. Yaşam çevresi taşlık, kayalık ve dibe yakın yerlerdir. Boyları 35-40 santimetreye ulaşabilir. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Marmara, Çanakkale Boğazı ve Ege&#8217;de bolca bulunur. Ekonomik değeri yüksektir. Denizlerdeki ısıya göre ilkbahardan başla¤¤¤¤¤ ağustosa kadar üremeleri sürer. Etçil balık olan mercanlar çeşitli küçük balıklar, kabuklular ve omurgasızlarla besinlenir.<strong></strong></p>
<p><strong>KIRMIZI HAVUZBALIĞI</strong><br />
Biyolojik yaşamı diğer havuz balığı türleri gibidir.15-20 cm boyu ve renginin güzelliği ile eski çağlardan beri havuzların şimdilerde de akvaryumların klasik ve kıymetli balığıdır. Çin&#8217;de ve Japonya&#8217;da üretilen çeşitli türleri ve formları vardır<br />
<strong><br />
KIZILGÖZ (Rutilus mtilus)<br />
</strong>Karadeniz, Trakya, Marmara ve Kuzey Batı Anadolu&#8217;nun sahil bölgelerindeki nehirlerde yaşar. 25-30, en çok 50 santimetreye büyür. Kızılkanatla büyük benzerliği vardır. Küçük canlılar ve bitkilerle beslenir. Bahar aylarında ürer ve 50-100,000 yumurta bırakır.. Eti değerli olmadığı için daha ziyade yem olarak kullanılır. Nehir ve kıyılardaki yırtıcı balıklar ve kuşlar içinde iyi bir besindir.<strong></strong></p>
<p><strong><br />
KIZILKANAT (Scardinius eıythrophthalmus)<br />
</strong>Kuzey Anadolu&#8217;da soğuk olmayan ağır akışlı nehirler, göl ve göletlerin yumuşak tabanlı zeminlerinde yumuşakçalar ve bitkilerle beslenerek 10-11 yıl yaşar. 20-40 santimetre boy ve 200-400 gram ağırlıkta olur. 3-4 yaşırıda olgunlaşıp kg/ağırlığına göre 600,000 yumurta döker. Eti lezzetli fakat çok ince kılçıklı olduğu için makbul değildir. Tuma gibi yırtıcı balıklar için değerli bir yemdir.<strong></strong></p>
<p><strong>KOCAAĞlZ (Aspius aspius)</strong><br />
Trakya, Marmara ve Kuzey bölgelerimizin hızlı akarsularında yaşar. Ortalama 60-80, en çok 100 santimetre boy ve 2-4 kilogramdan 10 kilogram ağırlığa erişebilirler. Etçil bir balıktır, su içindeki her türlü hayvanla beslenir. Erginleri yalnız dolaşır. Cinsel olgunluğa 4-5 yaşlarında ulaşıp nisan-temmuz arasında 80-100,000 yumurta verir. Az lezzetli eti nedeniyle ekonomîk değeri bölgeseldir. Buna karşın olta avcılığı çok zevkli bir balıktır. Yaşam karakteri bu balığın aynı olan &#8220;aps. vorax&#8221; türü Fırat ve Dicle Nehirlerinde yaygındır. Sis balığı olarak tanınır. Boyları 40 santimetre olur.<strong></strong></p>
<p><strong>KOLYOZ (Scomber japonicus)</strong><br />
Bütün denizlerimizde bulunmakla beraber daha çok Marmara balığı sayılır. Şeklen uskumruya çok benzer fakat ayrı bir türdür. Büyük Okyanus&#8217;ta da sürüler halinde yaşar. Küçük balıklar, yavrular ve planktonlarla beslenir. 2-3 yaşırıda olgunlaşan dişileri temmuz-ağustos arası 300-400,000 yumurtasını denize bırakır. Eti uskumru kadar lezzetli olmamakla beraber, taze-kuru-tuzlu olarak bol tüketilen bir balıktır.<strong></strong></p>
<p><strong>KÖMÜRCÜ KAYASI (Gobius niger)</strong><br />
Bütün denizlerimizin nehir ağızlarına yakın, bazen de acı su bölgelerinde, 75 metreye kadar derinliklerin kumlu, çamurlu diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyları en çok 18-19 santimetre olabilir. Mart-mayıs arasında 1,000-6,000 arasında yumurta vererek ürer. Bu yumurtalara erkekler bekçilik yapar. Küçük kabuklular, yumuşakçalar ve balıklarla beslenir. Eti beyaz, lezzetli ve yararlıdır.<strong></strong></p>
<p><strong>KÜÇÜK KAYABALIĞI (Gobius (Ponücola) syrman)</strong><br />
Karadeniz kıyılarına akan nehirlerin küçük kabuklular ve yosunlarla kaplı zeminlerinde acı su-tatlı su karışımı sahillere yakın yerlerde yaşar. Boyu 18-22, en çok 25 santimetre olur. Yumuşakçalar ve özellikle kabuklularla beslenir. Nisan-mayıs arası doğan yavrulara, erkek bekçilik yapar. Diğer kayabalıkları gibi eti beyaz, lezzetli ve yararlıdır. Ekononıik değeri bölgelere göre değişir.<strong></strong></p>
<p><strong>KUM TRAKONYASI (Trachmus araneus)</strong><br />
Ilık denizlerin sahil bölgelerinde 2-3 metreden 100-150 metreye varan derinliklerde yumuşak kumlar arasında ömür geçirir. Beslendiği küçük balıklar, böcek, yumuşakça ve kurtlara karşın çok süratli bir avcıdır. En fazla 50 santimetreye büyüyebilir. Dikenleri trakonya gibi zehirli ve insan için tehlikelidir. Eti lezzetli olmakla beraber tehlikesinden ötürü az avlanıldığı için ekonomik değeri yoktur. Kışı derin sularda geçirip, mart başırıdan itibaren sığlara sokulup, yaz sonuna kadar üreme yapar.<strong></strong></p>
<p><strong>KUPES (Boops boops)</strong><br />
Altınkuşak da denir. Ilıman ve sıcak denizlerde yaşar. Akdeniz, Ege ve Marmara&#8217;da bulunur. Marmara&#8217;dakilerin bir bölümü Karadeniz&#8217;e çıkar ve döner. Yosunlar, balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Boyları 15-25, en çok 35 santimetre olur. Üremelerini bahar sonunda yapar. Karagöz ve çitari ile aynı türdendir. Eti lezzetlidir. Ancak bölgesel değerlenir.<strong></strong></p>
<p><strong>KURBAĞA BALIĞI (Uranoscopus scaber)</strong><br />
Akdeniz, Ege ve Marmara&#8217;da taşlık ve yosunlu bölgelerde yaşar. Dipte yatarak başırıın üstündeki gözleri ile küçük canlıları veya balıkları görüp, avlar. Nisan-mayıs aylarında kışladıkları derin sulardan sahillere, bazen de acı su bölgelerine sokulup temmuz-eylül arasında üreme yapar. Kg./ağırlığına göre 10,000-20,000 yumurta döker. Yavrular, önce plarıktonlarla daha sonra ise omurgasızlarla beslenir. Eti lezzetlidir. Özel avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri azdır.<strong></strong></p>
<p><strong>LAHOZ/GİRİDA (Epinephelus aeneus)</strong><br />
Ege ve özellikle Akdeniz&#8217;de yaygın bulunan, boyları 1 metre olabilen bir hani türüdür. Fazla derinlere gitmeden kayalık, taşlık veya çakıllı alanlarda yaşar. Oldukça yırtıcı, etçil bir balıktır. İrili ufaklı her türlü kabuklular, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir. Mayıs-haziran arasında üreme yapar. Akdeniz&#8217;in eti çok lezzetlli, şöhretli balıklarındandır. Ancak ekonomik değeri bölgeseldir.<strong></strong></p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-g-l/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık Turleri (L-S)</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-l-s-2</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-l-s-2#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2012 11:27:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[LEKELİ MERCAN (Pagellus bogaraveo) Mandagöz mercan da denir. Ege ve Akdeniz&#8217;de yaygındır. 100-300 metreye varan derinliklerde sahile yakınlarda kabuklular, omurgasızlar ve sualtı bitkileriyle beslenerek yaşar. Boyu 30-50 santimetre olabilir. Hermafrodit bir balıktır. Hem erkeklik, hem de dişilik karakteri gösterir. Suların ısısına bağlı olarak bahar aylarında üreme yapar. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Ekonomik değeri yüksektir.<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-l-s-2">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>LEKELİ MERCAN (Pagellus bogaraveo)</strong><br />
Mandagöz mercan da denir. Ege ve Akdeniz&#8217;de yaygındır. 100-300 metreye varan derinliklerde sahile yakınlarda kabuklular, omurgasızlar ve sualtı bitkileriyle beslenerek yaşar. Boyu 30-50 santimetre olabilir. Hermafrodit bir balıktır. Hem erkeklik, hem de dişilik karakteri gösterir. Suların ısısına bağlı olarak bahar aylarında üreme yapar. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>LERKİT BALIĞI (Rutilus frisu)</strong><br />
Karadeniz&#8217;in doğu ve batısıyla Trakya&#8217;daki nehirler ve bu nehirlerin denizle kanşımı acı su bölgelerinde yaşar. Genelde 40-50, en çok 70 santimetre boy ve 5 kilogram ağırlıkta olabilir. Küçük balıklar, kurtlar ve böcek yumurtalarıyla beslenir. Nisan-mayıs aylarında nehirlerin içlerine ve göllere girerek üreme yapar. Etinin gıda yönüyle, ekonomik değeri olduğu gibi, amatör olta avcıları için de kıymetlidir.</p>
<p><strong>LEVREK (Dicentrarhus labrax)</strong><br />
Denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acı su bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan levrek, yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde, sonraları tek başırıa yaşar. Yaşam ortamı, karanlık ve kuytu yerlerdir. Bu nedenle gemi batıkları veya kaya oyuklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen levrek, ortalama 50-60 santimetreden 1 metre boy ve 10-12 kilogram ağırlığa erişebilir. 40 santimetreden küçüklerine ispendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak-mart arasında 500,000-2,000,000 yumurta dökerek, yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başırıda gelir. Bu nedenle de ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>LİPSOZ (Scorpaena scrofa)</strong><br />
50-60 santimetreye ve 4-5 kilograma kadar büyüyebilen lipsoz balıkları, sıcak ve ılık denizlerimizin sahil kıyılarından 1000 metreye kadar inen derinliklerde, bitkilerle örtülü, taşlık, çakıllı ve kumlu düzeylerde yaşar. Bilhassa Marmara ve Ege&#8217;de çok rastanır. Eti çok lezzetli ve yararlıdır. Et yiyen bir balık oları lipsoz, ilkbahar aylarında ürer. Yaklaşık 3,000 yumurta döker. Dikenleri çok zehirlidir</p>
<p><strong>LÜFER (Pomatomus saltator)</strong><br />
Gezici balıklardan oları lüfer, Karadeniz&#8217;le Ege Denizi arasında dolaşır. Büyümesinin aşamaları içinde değişik isimler alır. Buna göre: boyları, 10 santimetreye kadar olarılar defheyaprağı, 15-18 santimetreye kadar olanlar çinakop, 18-25 santimetreye kadar olanlar sarıkanat, 28-35 santimetreye kadar olanlar lüfer, 35 santimetreden fazla olanları da kofana diye adlandırılır. Seyrek olarak kofanaların 60 santimetreyi aştığı, hatta 1 metreye ulaştığı görülmüştür. Lüfer, sonbahar-kış aylarında en lezzetli ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından sonbahara kadar da kışlamaya geçerler. Ilık suların 10-200 metre derinliklerinde yaşar. Üremeleri, bahar sonu ile yaz başıdır. Kademeli olarak 60-80,000 yumurta verir. Bol verimliliği ve etinin lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>MALTA PALAMUDU (Naucrates ductor)</strong><br />
Eskiden gemilerin altlarında, genelde köpekbalıklarına eşlik ederek yüzen, bu nedenle pilot balığı da denen çevik hareketli bir balıktır. Ortalama 40 santimetre boyda olur. Sıcak ve ılıman denizleri sever; yosunlar, deniz kurtları, kabuklular ve özellikle köpekbalıklarından arta kalarılarla besinlenir. Sonbaharla kış ayları arasında üreme yapar. Etinin gıda değeri yoktur.</p>
<p><strong>MAVİ-KEFAL (Chelon labrosus)</strong><br />
Kefal, denizlerimizin sıcak ve ılık bölgelerinde, kıyılara yakın, denizle ilişkili nehir ağızlarında aynca içsularda ve sürüler halinde yaşayan bir balık türüdür. Denizlerimizde haskefal, altınbaşkefal, topbaşkefal, mavri kefal, dudaklı kefal gibi çeşitli türleri vardır. Ayrıca büyüklüklerine göre de isimlendirilir. Türlerine göre 25 santimetreden 90 santimetre boya erişirler. Yaklaşık 15 yıllık ömrü oları kefaller, 6-7 yaşlarından itibaren yaz aylarında üreyerek 150 binden 7 milyona kadar yumurta verirler. Eti ve yumurtası yönünden değerli bir balıktır. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir.</p>
<p><strong>MAZAK (Trigloporus lastoviza)</strong><br />
Benzerliğinden ötürü kırlarıgıcın küçüğü sanılır. Aynı soydan fakat ayrı balıklardır. Ortalama 20-25, Akdeniz&#8217;de yaşayanları 40 santimetreye ulaşabilir. Bütün kırlangıç türleri gibi ılıman denizlerin kumlu zeminlerinde yaşar. Biyolojik yapısı, kırlangıçla eştir. Taze olarak tüketilen eti, kırlarıgıç gibi yararlı ve lezzetlidir.</p>
<p><strong>MELANURYA (Oblade melarıura)</strong><br />
Mercan ailesindendir. Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217;in 2-3 metre sığ sularında, su yüzeyine yakınlarda, fazla göç etmeden yaşar. Diğer mercan türlerinden farklı olarak sualtı bitkileriyle beslenir. En fazla 30 santimetreye büyür. Üremesi bahar sonuna kadar sürer; yumurtalarını denize bırakır. Mikroplarıktonlarla beslenen yavrular, yaz sonunda olgunlaşır. Eti bütün mercan ailesi gibi beyaz ve lezzetlidir. Ancak az avlarııldığı ve taze tüketildiği için ekonomik değeri fazla değildir.</p>
<p><strong>MERCAN (Pagellus erythnnus)</strong><br />
Sıcak ve ılıman denizlerin en ünlü balıklarındandır. Denizlerimizde karagözle beraber büyük bir aile oluşturur. Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217;de yaygındır. Boyları yaklaşık 20-30, en çok 70 santimetre olabilir. Etçildir. Kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenir. Denizlerin taşlık, kayalık bölgelerinde sahillere yakın yaşar. Diğer mercanlar gibi hermafrodit fiziği ile hem erkeklik, hem de dişilik karakteri göstererek bahar ayları ile ağustos arası ürer. Lezzetli eti ve her mevsimde bulunmasıyla ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>MEZGİT (Merlarıgius euxmus)</strong><br />
Marmara ve Karadeniz&#8217;de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır. Boyları 20-40 santimetre olabilir. Gelincik ve bakalyaro ile aynı türdendir. 30-40 metrenin altındaki derin sularda yaşar. Gündüzleri yüzeylere çıkarak, hamsi, sardalya gibi sürü halindeki küçük balıkları avla¤¤¤¤¤ beslenir. Bölgesel şartlara göre şubat-mayıs arasında üreme yapar. Lezzetli eti ve her mevsimde bolca avlarıılmasıyla ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>MIĞRI (Conger conger)</strong><br />
2-3 metre boydan 50-60 kilogram erişebilen, 30 yıla kadar ömrü olan, yazın sığ suların, kışın 150 metre derinliklerin taşlık, kumlu ve çamurlu zeminlerinde yaşayan bir balıktır. Nehirlere giremez. Sert, hareketli ve yırtıcıdır. Su içinde bulduğu her canlıyı yiyebilir. Gündüzlerini yatarak geçirip, karanlıkta avlanır. İlk ve sonbahar arası 100-150 metre derinlerde, açık denize, 3-5 milyon yumurta döker. Eti lezzetli ve besin değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>MİNAKOP (Umbma cirrosa)</strong><br />
Kötek balığı da denir. Bütün denizlerimizin taşlık, kayalık bölgelerinin 100-150 metreye varan derinliklerinde, dibe yakınlarında yalnız yaşar. Zaman zaman acı sulara ve nehir ağızlarına da girer. Eşkina ve sarıağızla aynı türdendir. Yumuşakça, kabuklu ve kurtlarla beslenir. Yaşadığı bölgenin şartlarına göre üremesini nisandan ağustosa kadar sürdürür. Sert ve beyaz etinin lezzeti levreğe yaklaşır.</p>
<p><strong>MİNİ İNCİ BALIĞI (Phoxinus phoxinus)</strong><br />
Trakya Bölgesi&#8217;ndeki akarsularda yayılış gösterir. 7-10, en çok 14 santimetre (dişileri) boyunda olur. Suyu berrak, oksijeni zengin akarsu ve göllerin dibi çakıllı bölgelerinde, su yüzeyindeki böcekler, sinekler dip hayvancıkları ve balık yumurtaları yiyerek yaşar. Küçük, hareketli ve kurnaz bir balıktır. Mayıs-haziran arası yaklaşık 1,000 yumurtasını taşlara yapıştırır. Üreme devresinde başırıın üstünde ind benzeri pullar oluşur. Alabalık yumurtalarını aşırı tüketmesi ile zararlı bir canlı sayılır.</p>
<p><strong>MÜREN (Murenea helena)</strong><br />
Merina balığı da denir. Boyları 2 metre hatta daha da fazla olabilir. Etçil ve yırtıcı bir balıktır. Ürkütüldüğü veya tahrik edildiğinde fazla saldırgan olup, çevresindeki insanlar için tehlikeli olur. Avlanmasının tehlikesi ve denizlerde az bulunuşu nedeniyle fazla ekonomik sayılmaz. Ancak, eski Roma çağlarından beri etinin çok lezzetli oluşu bilinmektedir. Bütün denizlerimizin az derinliklerinde ve kuytu yerlerde yaşar. Üremeleri, ilkbahardan başla¤¤¤¤¤ sonbahara kadar sürer.</p>
<p><strong>NOKTALI İNCİBALIĞI (Albumus bıpunctatus)</strong><br />
Karadeniz, Trakya ve Marmara&#8217;daki akarsularda yaygındır. Boyları 9-13, en çok 16 santimetre olur. Temiz ve hızlı akan suların dibe yakınlarında, zaman zaman akıntılara karşı yüzerek yaşar. Küçük planktonlar ve dip hayvanlarını yiyip, su yüzeyindeki sinekleri avla¤¤¤¤¤ beslenir. Mayıs-haziran arası üreyerek yumurtalarını kumlu, çakıllı sahillere bırakır. Avcılıkta yem olarak kullanılmasının yanısıra, doğadaki değeri daha önemlidir.</p>
<p><strong>ÖRDEK BALIĞI (Labrus nüxtus)</strong><br />
Boyu 40 santimetre ağırlığı 1 kilogram olabilen ve 15-17 yıl yaşayabilen, dişileriyle erkekleri arasında renk farkı olan çok güzel renkli bir lapin cinsidir. Genelde 10-100, seyrek olarak 180 metre derinlerde yaşar. Denizdeki küçük hayvanlar ve balıklarla beslenir. Üreme mevsimi nisan-ağustos arasıdır. Bu esnada çiftler halinde kaya oyuklarını yuva olarak kullanırlar. Daha sonra yumurtaları korumak için erkekleri nöbet tutar. Doğa değeriyle korunması gerekli bir balıktır.</p>
<p><strong>ORFOZ (Epinephelus guaza)</strong><br />
Hani türünden ve levrekle akrabadır. Ortalama 60-70 santimetreden 1-1,5 metre boy ve 30-40 kilogram ağırlığa erişebilir. Ege ve Akdeniz balığıdır. Taşlık, kumluk ve yosunlu sahil bölgelerinin 8 metreden 150 metre derinliklerine kadar yalnız yaşar. Etoburdur. İrili, ufaklı kabuklular ve yumuşakçalarla beslenir. Eti çok lezzetli olmakla beraber yaşlıları kuru ve lifli olur. Denizlerimizde az bulunmasına rağmen sualtı zıpkın avcıları tarafından türün yaşamı açısından tehlikeli bir şekilde tüketilmektedir.</p>
<p><strong>ORKİNOS (Thunnus thynnus)</strong><br />
Denizlerimizde yaşayan iri ve çok değerli bir balıktır. Uzunlukları 3-4 metre ve ağırlıkları da 100-150 kilogramdan 800 kilograma kadar olabilir. Çeşitli türleri vardır. Orkinos, sürü halinde yaşayan gezici balıklardandır. Yazın Karadeniz&#8217;e çıktıktan sonra sonbaharda Marmara&#8217;ya ve oradan da Ege&#8217;ye geçerek hemen bütün Akdeniz&#8217;i dolaşırlar. Bu gezilerinde saatte 40-60 kmetre hızla yol alabilirler. Genel olarak üst sularda yaşarlar. Mart-ağustos arasında ürerler ve yaklaşık 1 milyona yakın yumurta verirler. Yaşam süreleri, ortalama 15 yıldır. İhracat ve gıda endüstrisi yönünden ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>OT SAZANI (Ctenopharyngodon idella)</strong><br />
Ot balığı olarak da tanımlanır. 2,000 yıldan beri Çin&#8217;de sazan üretimi ile beraber yetiştirilir. Anayurdu Çin&#8217;den dünyaya yayılan, bu arada ülkemize de getirilen bir kültür balığıdır. Ortalama 40-80 santimetre boy ve 2-5 kilogram ağırlıkta olur. En çok 12-30 kilogram ağırlığa ulaşabilir. Otobur bir balıktır. Günde ağırlığının %120&#8217;si kadar ot yer. Bu nedenle havuzlarda ot mücadelesi için mükemmel bir canlıdır. 5-6 yaşlarında olgunluğa erişir ve kg/ağırlığına göre 120,000 yumurta verir. 6-10 santimetre boya eriştikten sonra sadece bitkilerle beslenir. Ülkemizde henüz tüketim değeri yoktur.</p>
<p><strong>PALAMUT/TORİK (Sarda sarda)</strong><br />
Karadeniz ve Marmara&#8217;nın en ünlü balığıdır. Bahar aylarında beslenmek için Karadeniz&#8217;e çıkıp, sonbahardan itibaren kışlamak için Marmara&#8217;ya, Çanakkale&#8217;ye kadar iner. Süratli ve iyi yüzücüdür. Sürü halindeki uskumru, kolyoz, istavrit, hamsi, sardalya gibi balıklara saldırarak yer. 18-20° C. sularda 400,000&#8217;den birkaç milyona kadar yumurta dökerek açık denizde ürer. Yetiştikten sonra büyümesine göre küçüklerine Vanoz-Gaco, 10-25 santimetre çingene palamudu, 30-35 santimetre palamut, 40-45 santimetre kestane palamudu, 50-55 santimetre zindandelen, 55-60 santimetre torik, 60-65 santimetre sivri, 65-70 santimetre altıparmak, 70 santimetre ve üstü peçuta olarak adlandırılır. Taze tüketimi, ihraç ve endüstri yönleriyle çok değerli olan bu balığın üretimindeki azalma, ekonomik değerini tehlikeli boyutlara indirmektedir.</p>
<p><strong>PAPAĞAN BALIĞI (Sparisoma cretense)</strong><br />
Ege&#8217;de seyrek, Doğu Akdeniz&#8217;de yaygın bulunan, fazla göçler yapmadan sıcak denizlerin sığ, taşlık ve bol bitkili, bazen de acı su bölgelerinde yaşayan, çok çeşitli ve güzel renkleri olan bir balıktır. Iskaroz balığı da denir. Deniz yosunlarıyla beslenir. Yaz aylarında üreme yapar ve 812,000 yumurta verir. Sert ve yavan eti yenmez. Doğa değeri yönü ile korunmahdır.</p>
<p><strong>LAPAZ BALIĞI (Chromis chromis)</strong><br />
Sıcak ve ılıman denizlerin 50 metreye inen, dibi kayalık, mağaralı bölümlerinde yaşar. Bütün denizlerimizde bulunur. Boyları 12-18 santimetre olabilir. Bahar sonundan ağustosa kadar üreme yapar ve yumurtalarını çok iyi gizler. Plarıktonlar ve balık larvalarıyla beslenir. Sert ve lezzetsiz eti yenmez. Az bulunduğu için korunmalıdır.</p>
<p><strong>PİSİ (Pleuronectes platessa)</strong><br />
Ortalama 30-40 santimetre boy ve 250-350 gram ağırlıkta olabilen, ekonomik değeri yüksek balıklardan biridir. Denizlerin kumlu, çakıllı diplerinde, kabuklular ve yumuşakçalarla beslenip, 15-18 yıla kadar yaşar. Sıcak ayları diplerde geçirip, kışın sahillere yaklaşır. Acı sulara, nehir ağızlarına kadar sokulur. Bir diğer türü de tatlı sularda yaşar. Üremelerini ocak-mart arasında 5-6° C. sularda yapar. 800,000-1 milyon yumurta verir.</p>
<p><strong>PULLU SAZAN (Cyprinus carpio)</strong><br />
13.-14. yüzyıldan beri kültür üretimi yapılan, kolay yetişen, eti lezzetli, ekonomik değeri çok yüksek bir balıktır. 3-4 yaşlarında olgunlaşıp 200-300,000 yumurta verir. Ortalama 30-40 santimetre boy ve 500-1,000 gram ağırlıkta olur. Doğal yetişenlerinin 100 santimetre ve 25 kilogram olarılarına rastlanır. Sportif avcılığı değerlidir. Su böcekleri, kurtlar ve diğer hayvanlarla beslenir.</p>
<p><strong>RİNA (Dasyatis pastmaca)</strong><br />
Köpekbalığı ailesinden olup, şeklen vatoza benzer. Sahillerin 60 metreden 200 metreye varan derinlerin kumlu, çamurlu diplerinde hareketsiz yatarak avlanır. Boyları 150 santimetreye ulaşabilir. Çeşitli balıklar ve omurgasızlar başlıca gıdasıdır. Kışları derinlerde geçirip yaz aylarında kıyılara, tatlı sulara ve lagünlere yaklaşır. Çiftleşerek ürer. Gebelik süresi 15-18 aydır. 78 yavru yapar. Eti lezzetsizdir. Tüketim değeri yoktur. Kamçı benzeri kuyruğu yaralayıcı, dikenleri ise tehlikeli şekilde zehirlidir.</p>
<p><strong>SARDALYA (Sardine pilchardus)</strong><br />
Sürü halinde, yazın orta, kışın derin sularda yaşayan gezici balıklardır. Eskiden deniz üstünü ateşin aydınlatmasıyla avcılığından ötürü ateş balığı diye de tanınır. Boyları, ortalama 15 santimetre en çok 20-22 santimetre olur. Deniz içinde henüz yumurtadan çıkmış balık yavruları ve planktonları yiyerek beslenir. Karadeniz, Marmara, Çanakkale Boğazı Bölgesi ve Kuzey Ege&#8217;de bol bulunur. Etinin lezzeti ve çeşitli kullanım alanıyla ekonomik değeri çok yüksektir. Üremeleri nisandan eylüle kadar geniş bir devrede ve çok kerelerde olur. Yaklaşık 20,000 yumurta verir.</p>
<p><strong>SARIAĞIZ (Argyrosomus regius)</strong><br />
Sıcak ve ılık denizlerde 100-150 metre derinliklerin taşlık, mercan, kayalık bölgelerinde yaşar. Etçil bir balıktır. Kendinden küçük ne bulursa yer. Ortalama boyu, 50-60 en çok 2 metre ve 75 kilogram olanlarına da rastlanır. Etinin lezzet ve verimliliği ile bolca avlarıılmasından dolayı ekonomik değeri yüksektir. Fazla gezici bir balık değildir. Denizin ısı şartlarına göre bahar ortalarından ağustosa kadar üremelerini sürdürürler.<br />
<strong>SARIAĞIZ (Argyrosomus regius)</strong><br />
Sıcak ve ılık denizlerde 100-150 metre derinliklerin taşlık, mercan, kayalık bölgelerinde yaşar. Etçil bir balıktır. Kendinden küçük ne bulursa yer. Ortalama boyu, 50-60 en çok 2 metre ve 75 kilogram olanlarına da rastlanır. Etinin lezzet ve verimliliği ile bolca avlarıılmasından dolayı ekonomik değeri yüksektir. Fazla gezici bir balık değildir. Denizin ısı şartlarına göre bahar ortalarından ağustosa kadar üremelerini sürdürürler.</p>
<p><strong>SARIGÖZ (Spondyliosoma cantharus)</strong><br />
Sparidae ailesinden bir balıktır. Boyları 50 santimetre olabilir. Anatomisi karagöze benzer. Ilık sahil bölgelerinde ve bunların uzantısı ılıman denizlerde yaşar. Karadeniz&#8217;de az bulunur. Yaşam çevresi kayalık ve kuytu yerlerdir. Başlıca besinleri küçük kabuklular, deniz soluncanları ve özellikle karidestir. Etleri de karagöz ve mercan gibi beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Üremeleri, erken ilkbahar aylarından başla¤¤¤¤¤ yaz sonuna kadar devam eder.</p>
<p><strong>SARIKUYRUK (Seriola dumerili)</strong><br />
Akdeniz&#8217;de yaşayan, genelde 30-50 santimetre, en çok 100 santimetre olabilen istavrit türünden bir balıktır. Diğer ülkelerde 150-200 santimetre olanlarına rastlanır. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıkları avla¤¤¤¤¤ beslendiği kayalık sahillerde küçük sürüler halinde yaşar. Üreme devresi, bahardan yaz sonuna kadardır. Eti lezzetlidir. Japonya&#8217;da bol miktarda üretimi yapılır.</p>
<p><strong>SİNAĞRİT (Dentex dentex)</strong><br />
Karagöz ailesinden olan sinağrit, Ege ve Akdeniz&#8217;in sert, hareketli ve kuvvetli bir balığıdır. 1-1.5 metre boy ve 10-15 kilogram ağırlığa kadar büyüyebilir. Kabuklular, yumuşakçalar ve özellikle mürekkep bahğı ile beslenir. Kuvvetli çenesiyle bir istakozu rahatça kırıp, yiyebilir. Yazın kıyıların taşlık, kayalık bölümlerinde, kışın da 300 metreye varan derinlerde küçük sürüler halinde yaşar. İlkbahar aylarında üreme yapar. Etinin lezzeti ve ender avlanmasıyla çok kıymetli bir balıktır. Olta avcılığı da amatörler için değerlidir.</p>
<p><strong>SİVRİBURUN KARAGÖZ (Diplodus puntazzo)</strong><br />
Karagöz balıkları, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarımızın en tanınmış balıklarındandır. Karadeniz Bölgesi&#8217;nde de rastlanır. 0-400 metre derinliklerde yaşar. Sivriburun karagöz, 35 santimetreye kadar büyüyebilen, sürü halinde yaşayan, mevsimsel olarak beslenme, üreme, kışlama gibi nedenlerle oldukça uzun mesafelerde göç eden bahklardır. Kıyıların taşlık, çakılları arasında bitkileri ve küçük kabuklularla besinlenir. Bu balıkların mensup olduğu spridea familyasına ait pek çok balık türü sularımızda yaşar.</p>
<p><strong>SİYAH SAZAN (Mylophaıyngodan piceus)</strong><br />
Çamur sazanı da denir. En çok 80 santimetre boya ulaşır. Sakin akan nehirlerin çamur veya kumlu zeminlerinde, derinlerde, kabuklular ve yumuşakçalarla beslenerek yaşar. Eti lezzetlidir. Çin&#8217;de üretimi yapılmasına karşın ülkemizde değerlendirilmesi henüz araştınlmaktadır</p>
<p><strong>SOMON (Salmo salar)</strong><br />
Anayurdu Kuzey Amerika&#8217;dan dünyaya yayılmış, üretilmek üzere de ülkemize getirilmiştir. Boyu, ortalama 60-100 santimetre, ağırlığı da 3-15 kilogram olabilir. 150 santimetreye ulaşanları olur. Hızlı akarsuların, oksijeni bol temiz sularında yaşar. Doğal yetişenleri 2-3 metre yükseğe atlayıp yüzerek 2-3,000 km.&#8217;lik nehir kaynaklarına ulaşıp burada ekim-kasım arası üreme yapar. Doğan yavrular, tekrar acı sulara iniş yapar. Yetişkinleri denize de uyum gösterir. Etoburdur. Böcekler, sinekler, kabuklular ve irili-ufaklı balıklarla beslenir. Tatlı su balıklarından eti en lezzetli olanıdır. Ayrıca yumurtasından kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>SUDAK (Stizostedion fucioperca)</strong><br />
Marmara, Trakya, Karadeniz ve Göller Bölgesi&#8217;nde 10-15 yıl yaşayan, 40-70 santimetreden 130 santimetre boy ve 1-5 kg&#8217;dan 12 kilogram ağırlıkta olabilen; hareketli, avcılığı zevkli bir balıktır. Kendinden küçük balıklarla beslenir. Nisan-mayıs arasında 200,000-1,000,000 yumurta vererek ürer. Gündüzlerini dipte geçirip, avlarımak için sabah erken veya akşam üzerleri su yüzeyine çıkar. Etinin deniz levreğine yakın lezzeti ve bol verimliliği ile ekonomik değeri çok yüksek bir tatlı su balığıdır.</p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-l-s-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık Turleri (T-Z)</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-t-z</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-t-z#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2012 11:23:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[TAHTA BALIĞI (Blicca bjoerkna) Marmara ve Trakya Bölgesi&#8217;nde ağır akışlı nehirlerin sıcak, sığ ve bitkisi bol bölümlerinde yaşar. Göllerde de yaşam gösterir. Planktonlar, küçük canlılar ve bitkilerle beslenir. Mayıs-temmuz arası üreme yapar. Çok yavaş büyür. 3-5 yaşlarında 10-12, en çok 25-35 santimetre olabilir. Eti çok kılçıklı ve lezzetsizdir. Genelde ekon balıkların yetiştiriciliğinde yem olarak kullanılır.<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-t-z">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>TAHTA BALIĞI (Blicca bjoerkna)</strong><br />
Marmara ve Trakya Bölgesi&#8217;nde ağır akışlı nehirlerin sıcak, sığ ve bitkisi bol bölümlerinde yaşar. Göllerde de yaşam gösterir. Planktonlar, küçük canlılar ve bitkilerle beslenir. Mayıs-temmuz arası üreme yapar. Çok yavaş büyür. 3-5 yaşlarında 10-12, en çok 25-35 santimetre olabilir. Eti çok kılçıklı ve lezzetsizdir. Genelde ekon balıkların yetiştiriciliğinde yem olarak kullanılır.</p>
<p><strong>TAŞALTI BALIĞI (Cottus gobio)</strong><br />
Kuvvetli akan dere ve ırmakların berrak sularında, taşlar arasında yaşar. Boyları ortalama 12-13 santimetre en çok 20 santimetre olur. Su içindeki balık yavruları, bitkiler ve özellikle alabalık yumurtalarıyla beslenir. Tath su levreği ve tuma balığı için de kendisi yem olur. Üreme devresi şubat mayıs arasıdır. Eti gevrek ve lezzetlidir.</p>
<p><strong>TAŞISIRAN BALlĞl (Cobitis taenia)</strong><br />
Yavaş akıntılı nehirler veya göllerin, suyu berrak, kumlu zeminlerinde yaşar. Çeşitli türleri vardır. 5-12 santimetre boyda olabilen taşısıran, gününü kumlu diplerde geçirip geceleri avlanır. Küçük organizmalar ve hayvanlarla beslenir; bu arada avları ile beraber kumları da ağzına alarak çiğner. Nisan-haziran arası ürer; yapışkan yumurtalarını taşlara, köklere, bitki saplarına bırakır. Taşısıran balıkları, doğa dengesi yönü ile değerlidir.</p>
<p><strong>TATLISU KAYABALIĞI (Proterorhmus mannoratus)</strong><br />
Karadeniz&#8217;e akan akarsuların diplerinde fazlaca rastlanan, yaşamı diğer kaya balıklarıyla benzerlik gösteren, boyları en çok 11-12 santimetre olabilen bir balıktır. 2-3 yaşlarında olgunlaşan dişileri, topluca yumurta verir. Erkekler de nöbet tutarak yumurtaları bekler. Yumuşakçalar ve küçük karideslerle beslenir. Tatlı sulara girişinde böcek larvaları da yer. Doğa dengesi balığıdır. Sportif veya ekonomik yönü olmayan bir türdür.</p>
<p><strong>TATLISU KEFALI (Leuciscus cephalus)</strong><br />
Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaygın olan, hızlı akan dere veya nehirlerde, 7-10 yaşlarında 30-40 santimetre boy ve 600-1,000 gram ağırlığa erişen bir kefal türüdür. Yavru safhasında küçük kurtlar, karides ve böcek yavrularıyla beslenirken, büyüyünce ot da yer. Yaşlandıkça yırtıcı olup kurbağa ve sıçra¤¤¤¤¤ su dışındaki kelebekleri de yiyebilir. Nisan-haziran arası 45-50,000 yumurta dökerek ürer. Etinin lezzetsiz ve değersiz oluşuna karşın avcılığı çok makbuldür.</p>
<p><strong>TATLISU KOLYOZ BALIĞI (Chalcalbumııs chalcoides)</strong><br />
Marmara, Kuzey Ege ve Karadeniz&#8217;in doğusundaki akarsu ve göllerin yüzeyinde yaşar. Zaman zaman da nehirlerin denizle karışımı acı su bölgelerine iner. Böylece acı su-tatlı sular arasında göçler yapar. 15-30 santimetre boyunda olabilir. Planktonlar, sinek larvaları (sivrisinek) ve küçük canlılarla beslenir. Mayıs-haziran arasında 15-25,000 yumurtasını taşlık, çakıllık dere kenarlarına bırakır. Yıllar öncesi &#8220;chalealbumus chalcoides İstanbulensis&#8221; türü Haliç&#8217;te Kağıthane Deresi&#8217;nde yaşardı. Etinin lezzeti, bölgesel olan bir balıktır.</p>
<p><strong>TATLISU LEVREĞÎ (Perca lluviatHîs)</strong><br />
Kuzey bölgelerimizdeki, akarsu ve göllerle, bunların denizle ilişkili acı su bölgelerinde yaşar. Boyu 20-35 santimetre en çok 50 santimetre olabilir. Fazla göç etmez. Yumuşakçalar, küçük balıklar ve balık yumurtalarıyla beslenir. 7-8° C. sularda mart-haziran arası üreme yapar. Beyaz ve lezzetli etiyle taze olarak tüketildiği gibi olta avcıları içinde kıymetli bir balıktır.</p>
<p><strong>TATLISU SARDALYASI (Clupeonella abrau muhusi)</strong><br />
İlk kez Rusya&#8217;nın Abrau Gölü&#8217;nde bulunmuş; 1943&#8217;de de ülkemizde Ulubat (Apolyont) Gölü&#8217;nde rastlanmıştır. İznik Gölü&#8217;nde de yaşamaktadır. Boyları 7-8, en çok 12 santimetre olan, sürü halinde dolaşan bir ringa/tirsi türüdür. Planktonlar, küçük su hayvanları ve omurgasızlarla beslenir. 2-3 yaşlarında olgunlaşıp 10-14° C. sularda haziran-ekim aylarında yumurtalarını açık suya bırakarak ürer. Eti, bölgesel olarak tüketilir. Daha ziyade alabalık yetiştiriciliğinde yem balığı olarak değerlendirilir.</p>
<p><strong>TEKIR (Mullus surmuletus)</strong><br />
Karadeniz dışında diğer denizlerimizde yazın rastlanır. Boyları 15-35, en çok 25 santimetre olabilir. Kumluk, çamur veya taşlık kıyı kesimlerinin 3 metreden 100 metreye kadar derinlerinde gidip gelerek yaşar. Diplerdeki kabuklular, böcekler ve diğer canlılarla beslenir. Yaz aylarında üreyip yapışkan yumurtalarını 10-60 metre derinlere bırakır. Etinin lezzeti, eski Roma çağlarından beri namlıdır. Bol avlanılan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır.</p>
<p><strong>TİRSİ (Alosa fallax)</strong><br />
Boyları 30-33 santimetreye ulaşabilen tirsi, bir karadeniz balığıdır. İstanbul Boğazı ve Marmara&#8217;da az bulunur. Kıyıya yakın yerlerde sürü ile yaşarlar. Üreme mevsimleri ilkbahardır. Yumurta bırakmak için acı su bölgelerine ve nehirlere girerler. Sardalya ailesinden bir balık oları tirsi; taze, tuzlama ve tütsülü olarak yenir. Ekonomik değeri yüksektir.</p>
<p><strong>TRAKONYA (Trachinus draco)</strong><br />
Denizlerimizde yaşayan en zehirli balıklardandır. Ortalama 17-18, en çok 35-40 santimetre boya erişir. Hareketsiz bir balıktır. Fakat deniz dibinde avlarına karşı çok süratlidir. Zehirleri bir insanı sakat bırakabilir. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Denizden çıktıktan, hatta öldükten sonra dahi zehirliliği devam eder. Özel olarak avcılığı yapılmaz. Aynı zamanda çarpan balığı olarak adlandırılan trakonya, küçük balık ve kabuklularla beslenir. Kış aylarında derinlere çekilir. Eti lezzetli olmakla beraber az avlandığından ekonomik değeri yoktur.</p>
<p><strong>TRAKYA LEVREĞÎ (Gymnocephalus cemua)</strong><br />
Trakya&#8217;nın Karadeniz sahillerine dökülen ağır akışlı nehirlerle, bunların deniz bağlarıtılı acı su bölgelerinin kumlu zeminlerinde sürü ile yaşar. Boyları 18-35 santimetre olur. Kurtlar, balık yumurtaları, küçük kabuklular ve sinek larvalarıyla beslenir. Oburluğu diğer değerli balıkların besinleriyle yumurta ve larvaları için zarar vericidir. Üremelerini nisan-mayıs arasında yapar. Eti lezzetlidir. Bol avlanılması doğa için yararlı olur.</p>
<p><strong>TRANÇA (Pagrus ehrenbergi)</strong><br />
Mercan ailesinden ve fangri ile aynı türdendir. Ege&#8217;nin ünlü balığıdır. Sıcak ve ılık denizlerin 20-25 metre derinlerinde yosun ve bitki örtülü kumluk veya taşlıklarda tek başırıa yaşar. Boyu 30-50, en çok 75 santimetre olur. Kış aylarında 150 metre derinlere iner. Kuvvetli çenesi ve dişleriyle her türlü kabukluyu kırıp yiyebilir. Aynca dip hayvanları ve balıklar da besinine ek olur. Hem erkek, hem de dişi karakteri gösterir. Yaz aylarında üreme yapar. Eti beyaz ve lezzetlidir. Geçmişte aşırı avlanılması, neslini çok azaltmıştır.</p>
<p><strong>TURNA BALIĞI (Esox lucius)</strong><br />
Karadeniz&#8217;e akan nehirlerin berrak ve bol bitkili sularında ve çeşitli göllerimizde yaşar. Tatlı su balıklarının en hareketlisi ve en yırtıcısıdır. Tüm balıklara, hatta yaban ördeklerine saldırır. Kendi yavrularını da yediği olur. Yaşam şartları elverirse 20-25 yıl yaşar. Erkekleri en çok 100, dişileri ise 150 santimetreye kadar büyür. 2-3 yaşırıdan itibaren ilkbahar aylarında yaklaşık 200,000 yumurta vererek üremeye başlar. Genç ve küçüklerinin (1-3 kilogram ) eti lezzetlidir. Spor avcılığının en namlı balıklarındandır.</p>
<p><strong>UÇAN BALIK (Exocoetus vofitans)</strong><br />
Güney Ege ve Akdeniz&#8217;de dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Planktonlar, omurgasızlar ve yavru balıklarla beslenir. Gümüş ve kefala benzer. Boyu 20-30 santimetre olabilir. Bazen büyük balıklardan kurtulmak, bazen de saatte 80 km.&#8217;yi bulan yüzme hızı gereği, su yüzeyinden 25-50 santimetre yükselip büyük kanatlarıyla 2-13 saniye ve 50-250 m.&#8217;lik planör uçuşları yapar. Baharla yaz arasında, deniz ortasında, yumurtalarını yosun, ağaç dalı gibi herhangi birşeye yapıştırarak ürer. Eti lezzetlidir. Bölgesel değerlenir.</p>
<p><strong>USKUMRU (Scomber scombrus)</strong><br />
Genelde 25-35 santimetre olan, 40 santimetreye kadar büyüyebilen, sürüler halinde yaşayan Marmara&#8217;nın yerli balığıdır. Geçmişte Karadeniz ve Ege arasında büyük göçler yapan, eti çok lezzetli olan ve bol avlanılan uskumru, şimdilerde ekolojik nedenlerle seyrek rastlanan, adeta tükenmiş bir balıktır. Normalde, 2-3 yaşırıda olgunlaşan dişileri, 350-400,000 yumurtasını denize bırakır. Üreme devresi şubat-nisan arasıdır. Planktonlar, hamsi, çaça gibi küçük balıklar ve yavrular besinidir. 8-10 yıl yaşar. Torik ve kofana baş düşmanıdır. Az yağlı ve kurutulmuşuna çiroz denır. Yaşam ortamı tekrar varolduğunda ekonomik değeri en yüksek balıklardan biridir. Atlarıtik&#8217;te yaşayan lezzetsiz bir türü daha vardır.</p>
<p><strong>ÜZGÜN (Callionymus lyra)</strong><br />
Renklerinin güzelliğinden ötürü mine balığı adıyla da tanınır. Boyları 25 santimetre kadar olabilen bu balık; karides, yengeç, deniz kestanesi, deniz yıldızı, omurgasızlar ve yosunlar gibi çeşitli besinlerle yaşar. Sığ sulardan 300-350 metre derinliklere inebilir. Denizlerimizde yaygın olarak bulunur. Etinin kıymetli olmayışı, dikenlerinin az da olsa zehirli oluşu ile herhangi bir ekonomik yönü yoktur</p>
<p><strong>VATOZ (Raja clavata)</strong><br />
Köpekbalığı ailesindendir. Bütün dünya denizlerinde çok çeşitli türleri yaşar. 1 m.&#8217;yi aşan boy ve 40-50 kilogram ağırlıkta olanlarına rastlanır. Uzun geziler yapmadan 15-20 metreden 100-150 metreye varan derinlerde kumlara gömülü yatarak av bekler. Kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Bahar ve yaz aylarında sahillere yaklaşarak üreme yapar. Dişileri, 10-30 yumurta verir. Eti lezzetlidir. Fakat az tutulur. Karaciğerinden A vitamini ve yağ üretilir. Ekonomik değeri vardır.</p>
<p><strong>YAYIN (Silunıs glarıis)</strong><br />
Akarsu ve göllerde yaşayan balıkların en büyüğüdür ve aynı zamanda en uzun yaşayanıdır. Ortalama 1-2 m&#8217;den 3 metreye kadar boy ve 150 kilogram ağırlığa erişebilir. 35-40 yıldan 100 yıla kadar da yaşayabilir. Yavaş akan nehirlerde, göllerde, dipte hareketsiz yatarak yaşar. Etobur bir balıktır. Sualtındaki bütün hayvanları yiyebilir. Mayıs-haziran arasında gece sessizliğinde yumurta dökerler. Dişileri ağırlığına oranla kilogram başırıa 7,000-25,000 yumurta döker. Tatlı su balıkları içinde eti en lezzetli balıklardan biridir. Ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>YAZILI HANİ (Serranus scriba)</strong><br />
Uzunluğu en çok 25 santimetre olabilen yazılı hani, kendi türünün tipik bir ömeğidir. Belli bölgelerde yalnız yaşar. Levrek balığı ailesindendir. Kendinden küçük balıklar, karides gibi kabuklularla beslenir. Yaklaşık 30 metre derinlerde, belirli bölgelerde yanlız yaşar. Baş kısmındaki çeşitli renk ve süslemelerden &#8220;yazılı&#8221; ismini alır. Üremeleri mayıs-haziran arasında olup cins ve türlerine göre 18-900 bin yumurta döker.</p>
<p><strong>YILAN BALIĞI (Anguilla anguilla)</strong><br />
Erkekleri 30-50 santimetre, dişileri 45-100 santimetre olabilen; hem tatlı, hem de tuzlu sularda yayılış gösteren bir balıktır. Doğumu ve 3 yıllık gelişmesinden sonra tatlı sulara girer. 8-20 yıl buralarda kaldıktan sonra tekrar üremek için Atlas Okyanusu&#8217;nda Sargossa Denizi&#8217;ne yönelirler. Burada 7-10° C. sularda yaklaşık 1,000-3,000 metre derinlerde milyonlarca yumurta dökerler. Dönüşü başarabilen yavrular, tekrar acı su bölgelerine gelirler. Yırtıcı ve obur bir canlıdır. Yumuşakça, kabuklular ve balıklarla beslenir. Etinin lezzeti yanında yetiştirmeye uygunluğu ile ekonomik değeri çok yüksektir.</p>
<p><strong>ZARGANA (Belone belone)</strong><br />
60-70 santimetre bazen de 1 metre uzunluğu varan zargana, ortalama 18 yıl yaşar. Hamsi, çaça, çamuka ve kıraça gibi küçük balıklarla besinlenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç balığı başlıca düşmanıdır. Yapısıyla gayet çevik ve süratli bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine sıçra¤¤¤¤¤ da yüzebilir. Eti yönünden değerlidir. İlkbahardan sonbahara kadar üreme sürecinde 30-50 bin yumurta verir.</p>
<p><strong>ZURNA BALIĞI (Scomberesox saurus)</strong><br />
Uskumru turnası da denir. Ilık ve sıcak denizlerin üst düzeylerinde ve sahillerden uzakta yaşar. Uzunlukları ortalama 50 santimetredir. 20-30&#8217;lu gruplar halinde gezerler. Bilhassa Ege ve Akdeniz&#8217;de rastlanır. Etçil bir balıktır ve sürü halindeki küçük balıklarla beslenir. Etleri beyaz ve lezzetli olmakla beraber, kütle avcılığı yapılamadığı için ekonomik değeri önemsizdir. Erken ilkbahardan yaza kadar her seferinde 1,000-1,500 olmak üzere 7-8 defa yumurta verirler</p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/balik-turleri-t-z/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CIPURA (Sparus aurata Lin., 1758) BALIGININ BIYOLOJISI VE YETISTIRME TEKNIKLERI</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/cipura-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/cipura-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2012 11:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Şahin SAKA-Kürşat FIRAT Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik BölümüYetiştiricilik Anabilim Dalı İskele-Urla, 35440 İZMİR GİRİŞ Günümüzde Akdeniz Bölgesi’nde oldukça iyi bir pazara sahip olan çipura balığına ait çalışmalar uzun yıllardır devam etmektedir. Yetiştiricilik çalışmalarında elde edilen bilgiler ise daha birçok konunun çalışılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır (Tandler ve Helps, 1985, Conides, 1992). Çipuraların fizyolojisi ve<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/cipura-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Şahin SAKA-Kürşat FIRAT</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi</p>
<p>Yetiştiricilik BölümüYetiştiricilik Anabilim Dalı İskele-Urla, 35440 İZMİR</p>
<h1>GİRİŞ</h1>
<p>Günümüzde Akdeniz Bölgesi’nde oldukça iyi bir pazara sahip olan çipura balığına ait çalışmalar uzun yıllardır devam etmektedir. Yetiştiricilik çalışmalarında elde edilen bilgiler ise daha birçok konunun çalışılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır (Tandler ve Helps, 1985, Conides, 1992).</p>
<p>Çipuraların fizyolojisi ve biyolojisi üzerine yapılan çalışmalar diğer türlere oranla daha azdır. Laboratuar şartlarında çalışmaların zorluğu ve çipura balığının kültür koşullarında üretiminin oldukça güç olması bu türle ilgili araştırmaları olumsuz etkilemiştir (Freddi ve ark., 1981, Camus ve Koutsikopoulos, 1984, Tandler ve Helps, 1985, Francescon ve ark., 1988 ). Ülkemizde bu tür ile ilgili çalışmalar larval dönem yaşama oranının arttırılması, larva yetiştirme protokollerinin hazırlanması, gelişim oranının yükseltilmesi ve hastalıkların tedavisi konularında devam etmektedir.</p>
<h2>ÇİPURA (<em>Sparus aurata, </em>Lin., 1758) BALIĞININ BİYOLOJİSİ</h2>
<p>Chrysophrys aurata sinonimi ile de adlandırılan çipura,</p>
<p>Phylum:      Vertabrata</p>
<p>Subphylum: Pisces</p>
<p>Clasis:         Osteichthyes</p>
<p>Ordo:           Perciformes</p>
<p>Subordo:      Percoidei</p>
<p>Familya:    Sparidae</p>
<p>Genus:       Sparus</p>
<p>Species:     aurata (Linneaus, 1758)</p>
<p>şekli ile sistematikteki yerini almıştır.</p>
<p>Klimatik yapıdan çipura balığına tüm Akdeniz’de rastlanmakla birlikte doğu ve güney doğu Akdeniz ülkelerinde, Kanarya Adaları&#8217;nda, İngiltere kıyılarında, Verde Burnu’nda ve nadir olarak Karadeniz kıyılarında rastlanır. Genellikle tropikal, subtropikal ve ılıman kuşaklarda yayılım gösteren çipura deniz fenogramlarının bulunduğu kumlu–çamurlu ve çamurlu ortamlarda yaşamını sürdürür. Bunun yanı sıra nehir ağızlarına ve lagüner bölgelere de girer (FAO, 1987).</p>
<p>Ülkemizde daha çok güney sahilleri ve Ege kıyılarında yayılım gösterir. 30-50 gramolanları ince lidaki, 100 gram olanları lidaki, 100-180 gram olanları kaba lidaki, 200 ve üzeri ağırlıkta olanları da çipura olarak adlandırılır (Alpbaz, 1990). 0-3 yaş arası çipuraların mide içerikleri incelendiğinde bu türün karnivor bir form olduğu ve özellikle ergin bireylerin Crustacea ve Mollusca familyasına ait türlerle beslendiği ortaya çıkmıştır. Sırt yüksekliği fazla olup lateralden yassılaşmış simetrik bir yapıya sahiptir. Baş iri, burun küt ve ağız terminal konumlu olup düzdür. Alt çenede dişler önde 4 adet kanin, arkada 4 sıra molar, üst çenede ön tarafta 4 adet kanin, arkada ise 3 sıra molar şeklindedir. Üst dudak, alt dudağa oranla daha kalın olup gözün başladığı noktanın paralelinde biter. Gözler orta derecede gelişmiştir. Göz çukuru önündeki mesafe, göz çapından en az iki kat daha uzundur. Gözler arasında V şeklinde yıldızsı bir bant vardır.</p>
<p>Operkulum ve prooperkulum pullarla kaplıdır. Yanal çizgi hafif eğimli olarak operkulumdan kaudal yüzgece kadar kesintisiz olarak devam eder. Yanal çizgi üzerinde 73-85 adet pul bulunur. Dorsal yüzgeç anal yüzgeçten daha uzundur. Pektoral yüzgeç anüse kadar uzanır. Kaudal yüzgeç homoserk yapıdadır. Bu tür için yüzgeç formülü D XI/13-14, A III/11-12, P I/5, V 5/5 şeklindedir. Renk dorsalde gri-esmer, ventralde gümüşidir. Pektoral yüzgecin dorsalinde ve operkulum üzerinde kırmızı-menekşe renkli bir leke karakteristiktir.</p>
<p>Hermafrodit özellik gösteren çipuralar 8. aylarında ovaryum oluşumlarıyla birlikte dişi özellik gösterirler. 12. ayda üremenin ilk sezonunda tüm bireyler erkek karakterdedir. Gonadın ventralinde olgun testiküller belirir. Gonadın dişi kısmında ise hiçbir gelişme gözlenmez. 23-24. aylardaki balıkların ikinci üreme periyodunda ise bireylerde erkeklikten dişiliğe geçiş söz konusudur. Bu dönemde gonadlarda belirgin bir olgunlaşma gözlenmektedir. Bu cinsiyet değişimi ani olmamakla birlikte özellikle 3. yaştaki bireyler intersex özelliğindedir. Ancak bu cinsiyet değişimi populasyonun tamamında değil sadece yaklaşık olarak %80’inde gözlenmektedir ki kalan %20’lik oran populasyonun ve devamının sağlanabilmesi için genetiksel bir emniyet marjı olarak nitelendirilebilir. Bu tip bir cinsiyet değişimine protandrik hermafroditizm adı verilmektedir. Bütün bu değişimlere genetik ve çevresel faktörler ile beslenme özellikleri etki yapmaktadır.</p>
<p>Çipuraların üreme periyodu ülkemizde Ekim-Aralık ayları arasında olup en iyi gelişim 22-25 °C aralığında gözlenmektedir. Yaşayabilecekleri sıcaklık aralığı 3-34 °C, tuzluluk değeri ise ‰5-40 olarak belirtilmiştir. ‰1 tuzluluğa kadar yaşayabildikleri Chervinski ve Chanin (1985) tarafından bildirilmiştir. Genellikle 5-25 m arası derinliklerde yayılım gösterirler. Yaşları ilerledikçe derinlerde yaşamayı tercih ederler. Bunun için dalyan alanlarında ergin bireylere rastlanmaz. Yaz aylarında 0.5-9 m derinliğe kadar olan sığ sulara giriş yapan çipuralar, kış aylarında 35-40 m derinliğe kadar inerler. 2 yaşını aşan bireyler daha da derin sulara inebilmektedirler. Maximum boyları 70 cm’ye ulaşan çipuraların ortalama uzunlukları 25-40 cm. arasındadır.</p>
<h1>ÇİPURA BALIĞI YETİŞTİRİCİLİĞİ</h1>
<h2>Çipuralarda Üreme Fizyolojisi</h2>
<p>Çipura balıklarının gonad gelişimi hermafrodit özellik gösterir. 21±3 <sup>o</sup>C de yapılan çalışmada 4 aylık çipuraların gonadlarında sitolojik ve topoğrafik olarak hiçbir farklılaşma olmadığını bildirmiştir. 5. ayda topoğrafik farklılaşma başlar. Bu dönemin başlangıcında konjektif doku (bağlayıcı doku) gonadın dorsalinde ve ventralinde gelişimi başlatır. Ortada merkezi bir boşluk vardır. Bu kısmın dorsalinde ovaryum, vetralinde testiküllerin oluşumu başlayacaktır. Ancak bu farklılaşma çok zor ayırt edilir. Bu iki kısım germinal hücre yuvaları ile birleşir.  Çok sayıda ovogonium birleşmesi ile oluşan ovijel lameller görülür. Ancak bu ayda oositler deformasyona uğrar ve gonad merkezinin kenarında ovujel lameller şeklinde bir yatakta kalır. Gonadın ventralinde 5 aylık balığa göre daha fazla spermatogonium vardır. Ovogoniumlar bir yatak içinde sıkışmışlardır. 10-11. aylarda, gonadın ventral kısmında spermatogenez aktivitesi gelişerek sürmektedir. Testiküller tüplerdeki spermetozoitler spermatogoniumlardan yola çıkarak germinal hücrelerin bulunduğu bölüme yerleşir. Testiküller kısım gonadın dorsal kısmını çevirmeye başlar ve büyür. Spermatozoit kanalı uzayan merkezde olup spermatozoitlerin toplandığı kısımdır ve ovaryum ile testiküllerin arasındadır. 1-2 dişi germinal hücre yatağı merkezin kenarında sıkışıp kalır. Bunlar ovogoniumlardır ve oositleri mayoz bölünmesi ile primer vitellogenesis olayının oluşmasını sağlayacaklardır. 12. ay üremenin ilk sezonudur. Populasyonun tüm bireyleri erkek özelliği gösterir. Gonadın ventral kısmında olgun bir testikül vardır. Ancak düşük bir RGS değerine sahiptir. Spermatozoitlerin doldurduğu tüplerde spermiasyon olayı meydana gelir. Gonadın dişi kısmında ise hiçbir değişme gözlenmez ve iyice küçülmüştür.</p>
<p>13-16. aylar arasında cinsiyet dönüşümü başlar. Gonadın spermatozoit kısmında gonadların boşalıp dinlenme fazı başlar. Testiküler tüplerde yalnızca spermatogoniumlar vardır. Ovaryum kısmında ise ovogoniumlar hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Primer oositler hızlı bir şekilde previtellogenesis dönemine girer. 16. ayda ovaryum gonadın %80&#8217;lik bölümünü kaplar.</p>
<p>Dorsal kısımda oosit hücreleri previtellogenesisi tamamlar ve vitellogenesise geçer. Aynı zamanda ventraldaki spermatogoniumlar ölerek dejenerasyon başlar. 23-24 aylarda üremenin ikinci periyodunda dişiler olgun bir gonada sahiptir. Ventral kısımda ise dejenere olmuş bir testikül yer alır. Populasyonun geriye kalan %20&#8217;lik kısmında cinsiyet dönüşümü durur. Gonadın dorsal kısmındaki oositler atresiye uğrar ve dorsaldaki gelişim ventraldeki gelişimin içine sıkışır (Zohar ve diğ., 1984).</p>
<p>Doğal koşullarda iki yaşında dişi özelliği gösteren anaçlar üç yaşında intersex özelliği taşırlar. Bu bireylere hormon müdahalesi yapılırsa erkek olarak görev yaparlar. Aksi halde 4 yaşında dişi özelliği gösterirler. Bu cinsiyet dönüşümleri bulundukları populasyonun dişi erkek oranına göre gecikmeler gösterebilir. Çipura balıklarının erkek bireylerinde spermatogenesis tamamlandığında dişilerin çoğunda oosit hücrelerinin olgunlaşması ve yumurtaların atılması için gereken hazırlık devam etmektedir. Çipura erkeklerinden ekim ve mart ayları arasında sperm almak mümkündür.</p>
<p><strong>Anaçlarda Yumurta ve Sperm Gelişimi</strong><strong></strong></p>
<p>Çipuralarda ovaryumlardaki yumurta hücresinin gelişimi 7 aşamada meydana gelir :</p>
<p>&#8211;          İlkel yumurta hücreleri çok küçük olup boyutları 8-12 mikron arasındadır. Hücreler mitoz bölünme ile çoğalır.</p>
<p>&#8211;         Yumurta hücresinin etrafında folikül oluşmuştur. Bu hücrenin ikinci katını oluşturur.</p>
<p>&#8211;         Hücrelerin boyutları 40-200 mikron büyüklüğe ulaşır. Etrafları folikül ile tamamen çevrilidir.</p>
<p>&#8211;         Vitellogenesis başlamıştır. Yumurta çapı 200-350 mikron arasındadır. Lipoid maddelerin stoplazma içinde birikimi başlamıştır.</p>
<p>&#8211;         Stoplazma lipoid damlacıklarla doludur. Vitellogenesis hızlanmıştır. Yumurta büyüklüğü 300-350 mikron arasındadır.</p>
<p>&#8211;         Yumurta sarısı tabakası lipoid damlasının ikinci halkanın oluşmaya başladığı yer olan hücre kenarına doğru iter. Çekirdek içi maddeler protein sentezinde ve besin maddesi birikiminde rol oynayan çekirdek içi maddelerin çekirdek zarına yapıştığı görülür. Yumurta çapı yaklaşık 600 mikrondur.</p>
<p>Vitellogenesis tamamlanmıştır. Yumurta çapı 700-800 mikron arasındadır. Çekirdek içi maddeler merkeze doğru çekilmeye başlamıştır. Mikropil deliği bu dönmede oluşmuştur. Yumurta değişime uğramaksızın birkaç hafta bu durumda kalır.</p>
<p>Uygun şartlar sağlandığında folikül tekasındaki kasların kontraksiyonu ile ovulasyon meydana gelir. Eğer biotik ve abiotik şartlar uygun değilse foliküllerin deformasyonu ile yumurtaların emilimi ortaya çıkar.</p>
<p>Testislerin oluşumu içerisinde (Bkz. 3.1.) spermlerin gelişimi spermatogoniumların aktif olarak testis kanalları duvarlarında çoğalması ile başlar. Önce spermatogoniumlardan primer spermatozittler, onlardan da sekonder spermatozitler meydana gelir. Testiküller kanal boşluklarında toplanan ve burada uygun koşullar oluşuncaya kadar bekleme pozisyonuna giren spermler gonadotropin etkisi ile döl vermeye hazır hale gelirler.</p>
<p><strong>Anaçlar ve Yumurtlama</strong><strong></strong></p>
<p>Anaç olarak 2-6 yaşındaki çipuralar kullanılır. Anaç olabilecek bireyler genç dönemlerinde seçilerek büyütülebileceği gibi doğal ortamdan olta ve pareketa ile yakalanabilirler. Anaçlardan yumurta doğal şekilde serbest ve müdahaleli (Hormon Uygulamalı-Dekalaj) olarak sağlandığı gibi kullanılmamakla birlikte sağım yöntemi ile de alınabilir. Yetiştiricilik ortamında tutulan erkeklerde spermatogenezis tamamlanmış olmasına rağmen, dişilerde oositler sadece vitellogenezis’in son safhasında gelişme gösterdiğinden ve sonra hızlı bir atresiye (dejenerasyon) uğradığından doğal ortamdan yakalanan anaçların kullanılması daha iyi sonuçlar vermektedir.</p>
<p>Çipura dişileri ardışık yumurtlarlar. Vücut ağırlığının her kilogramı için ortalama 20.000-30.000 adet yumurta verecek şekilde 3-4 aylık periyotta hemen hemen her gün yumurta verirler. Böylece çipura dişilerinin fekonditeleri sezonluk her kg vücut ağırlına karşılık 2-3 milyon yumurtaya ulaşabilir. Anaçlar 4-7 m<sup>3</sup><sup>&#8216; </sup>lük tanklara yoğunluğu 10-15 kg/m<sup>3</sup> olacak şekilde stoklanır. Mevsim dışı yumurta elde etmek için tanklar, ışıklandırmanın ve sıcaklığın kontrol edilebileceği sistem ile donatılmalıdır. Stoklamada dişi erkek oranı anaç balığın durumuna göre 1:1, 1:2 veya 2:3 kg olacak şekilde ayarlanır. Balıklar günde 1-3 kez vücut ağırlığının (kg) %1-1.5’u kadar kalamar etine dayalı kuru pelet yemle beslenmelidir. Bunun yanı sıra taze midye sübye ve kalamar etleri ile de beslenebilirler. Verilen yemler %50-55 protein ve %10-15 deniz orjini canlıların yağlarından oluşmalıdır. Yağlar en az %5 n-3 HUFA içermeli ve temel olarak 22:6n-3 (DNA) tipinde olmalıdır (Zohar ve diğ., 1995). Bu diet yumurtlamaya başlamadan en az 1-2 ay önce anaçlara verilmelidir. Su sıcaklığı yumurtlama döneminde 16-18°C arasında tutulmalıdır.</p>
<p>Spermatogenesis erkeklerde tamamlandığında, dişilerin çoğunda oositlein olgunlaşması ve yumurta atılması için gerekli hazırlıklar devam etmektedir. Spermotogenez ve oogenez arasındaki bu fark hormon kullanımı ile oositlerin gelişim hızlandırılarak kapatılabilir. HCG hormonunun çipuralarda bağışıklık sistemini harekete geçirdiği, bu yüzden çipuranın olgunlaştırma gonotrophini için homolog radioimmunoussay (RIA) sistemi ile ölçüm teknikleri geliştirilmiştir. RIA kullanıldığında görülmüştür ki dişi çipuraların yetiştiricilik ortamında yumurta vermemesinin nedeni Gth’ın hipofizde birikmesine rağmen kan dolaşım sistemine girmemesidir. Bu olay yumurtlamanın başlaması için gonadotropin releasing hormonlarının (GnRH veya GnRHa) kullanılabileceğini göstermiştir. Bunun sonucunda çalışmalar polypeptitler ve proteinlerin yeni polymer tabanlı üretimleri üzerine kaymıştır. Bu sistemler çipuralar üzerinde uzun Gth salgısı ve başarılı bir yumurtlama için çok etkilidir (Gordin ve Zohar, 1978, Zohar ve Gordin, 1979, Zohar ve ark., 1989a, 1989b, 1990a). Çipura balıklarında yapılan çalışmalarda HCG 800-1500 IU/kg, GnRH 1-20 mgr/kg olacak düzeyinde kullanılmaktadır. Çipuralarda 1 mgr/kg olacak şekilde yapılan hormon uygulamasının yumurtlama periyodunu uzattığı, anomaliyi azalttığı, 7.5 mgr/kg tek enjeksiyon GnRH uygulamasının dişilerde %80 üzerinde yumurtlamanın teşvikini sağladığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Çevresel koşulların optimum olarak sağlanması ile birlikte, yumurtlama tüm yıl boyunca elde edilebilmektedir. Yumurtlama, hormon uygulamasından 48-72 saat sonra başlar. Hormon uygulamasından sonraki birkaç gün içinde, günün farklı zamanlarında yumurtlama meydana gelebilir. Yumurtlama başladıktan sonra yaklaşık 1 hafta içinde populasyon içindeki dişilerin yumurtlama zamanı aynı döneme rastlamaktadır. Yumurtlama genellikle gün batarken ve 24 saat aralıklarla olur. Yumurtlayacak populasyon strese karşı çok hassas olduğundan yumurtlama süresince stres faktörleri ortada kaldırılmalıdır.</p>
<p>Yumurtlama sezonu süresince oositlerin bir kısmı vitellogenesis safhasına başlarken diğer bir kısmı vitellogenesisin son safhalarını geçirir. Bu yüzden vitellus maddesi yılın birkaç ayında yumurtalıklarda devamlı olarak bulunmaktadır. 3-4 aylık yumurtlama periyodu süresince, dişi çipuralar vücut ağırlığı başına toplam 0.5-2 kg. yumurta bırakır ki bu değer vücut ağırlığının 0.5-2 katına eşittir. Bu uzun ve zor yumurta üretimi sadece yüksek kaliteli ve enerji veren besinler tarafından desteklenebilmektedir. Çipura anaçlarına verilen besinin içeriği, yumurta ve larvalarının kalitesini direkt olarak etkiler. Canlı yumurtaların kalitesi fekondite, yağ damlası sayısı, larva çıkış oranları ve normal larvaların yüzdesi ile ortaya çıkar ki bu durum ancak anaçların kaliteli yemler ile beslenmeleriyle mümkündür.</p>
<p><strong>Yumurta Özellikleri ve Embriyolojik Gelişim</strong></p>
<p>Canlı yumurtalar ortalama 0.9-1 mm çapında ve saydamdır. Normalde tek yağ damlası içeren yumurtaları pelajik özellik gösterir. Koryon şeffaf ve ince olup mikropil deliği yaklaşık 14 mikrondur. Cansız ya da döllenmemiş yumurtalar birkaç saat içinde opak renge dönüşür ve tankın dibine çöker. Yumurtlama tankından canlı yumurtaları toplamak için tekli ve çiftli reküparatör sistemleri kullanılabilir. Çiftli sistemde ilk kollektöre atık maddeler toplanır. Buradan geçen su diğer kollektörde bünyesinde bulundurduğu canlı yumurtaların toplanmasını sağlar. Temin edilen yumurtalar alındıkları ortamla aynı sıcaklıktaki inkübatör tanklarına yerleştirilmelidir. Sıcaklık farkı±0.5 <sup>0</sup>C dereceyi geçmemelidir. İnkübasyon sıcaklığı 16-18 <sup>0</sup>C arasında olmalıdır. İnkübatörlerde doğal deniz suyu tuzluluğu kullanılmalıdır. Yumurtalar inkübatörlere ortalama 1500-2500 adet/lt olacak şekilde konulur. İnkübasyon süresince ışık kullanılmaz. İnkübatörlerin bulunduğu tanklarda saatte %40-60 su değişimi uygulanır. Ortam karanlıktır. Çipura yumurtalarının 18 <sup>0</sup>C embriyolojik gelişimleri Tablo 1&#8217;de verilmiştir (Alpbaz, 1990).</p>
<p><strong>Tablo 1. Çipura yumurtalarının embriyolojik gelişim safhaları</strong><strong></strong></p>
<div align="center">
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center"><strong>Embriyolojik Safhalar</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center"><strong>Oluşum Süresi</strong><strong></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">2’li Blastomer Safhası</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">0.45</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">8’li Blastomer</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">1.45</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Morula Safhası</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">3.15</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Gastrulasyon Safhası</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">10.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Gastrulasyon ½</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">11.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Gastrulasyon ¾</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">14.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Embriyo ½</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">25.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Somit Oluşumu</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">26.30</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Kupfer Cisimciğinin Görülmesi</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">28.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Kalp oluşumu</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">30.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Pigmentasyon Başlangıcı</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">32.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Embriyo ¾</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">43.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Yüzgeç oluşumu</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">43.20</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Yıldızsı Kromotoforlar</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">45.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Kalp Atışı</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">46.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="218">
<p align="center">Açılım</p>
</td>
<td valign="top" width="168">
<p align="center">60.00</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Çipuralarda Prelarval ve Postlarval Dönem</strong></p>
<p>Çipura prelarvaları, yumurtadan çıktıklarında yaklaşık 2.6-2.8 mm boydadırlar. Vitellüs kesesi çapları ise 0.9-1 mm’dir. Vitellüs kesesinin posteriorunda 0.2-0.22 mm çapında bir yağ damlası bulunur. Ağız ve anüs kapalıdır. Baş vücuda oranla küçük, gözler büyük ve pigmentsizdir. Pigmentasyon sarı ve siyah olup sarı pigmentler başta birkaç tane, post-anal ve medio-ventralde bir sıra olarak bulunur. Vitellüs kesesi baş kısmının altında, su geçirmez bir zar ile sıkışmıştır. Yüzgeçlerden yalnızca pektoral yüzgeç bir taslak halinde önceleri yatay sonra dikey konumlu olarak 3. günde oluşur. Tek yüzgeçlerin yerine başın üstünde başlayan ve tüm vücudun medio-dorsali boyunca uzanıp kuyruk uçundan medio-ventrale dönüp vitellüs kesesine kadar uzanan primordial yüzgeç bulunur. Bu yüzgeç larvanın yüzeyini genişletip su üstünde kalmasını ve O<sub>2</sub>ihtiyacını karşılar. Denge organı olan otositler gözlerin arkasında olup, burun delikleri tam gelişmemiştir.</p>
<p>Sindirim sistemi düzensiz olmakla beraber, sindirim sistemi düz bir boru şeklindedir. Pankreas ve karaciğer oluşmuş fakat salgı bezleri ve lipit rezervleri mevcut değildir. Ağız açılmadan önce vitellüs kesesinin çoğu absorbe edilir. Prelarvalarda boydaki toplam artış ile vitellüsün azalması çok yakından ilişkili olup sıcaklığın etkisi altındadır. Çabuk tüketilen vitellüs boyda ani artış yaratmasına rağmen larva için iyi değildir. Düşük sıcaklıkta vitellüs absorbsiyonunda boy geç uzamakla birlikte toplam boy artışı fazla olmaktadır. Bu dönemde larvanın hareketinin az olması enerji tüketimini düşürür ve harcanan enerji larvanın organel gelişiminde kullanılır. Çok düşük sıcaklıklarda ise larva vücudunda deformasyonlar görülür.</p>
<p>Larvanın ağız-anüsünün açılması ve gözlerde pigmentasyonun meydana gelmesi ile postlarval evre başlar. Hava kesesi oluşumu dördüncü günden itibaren gözlenebilir. Kesenin normal gelişiminin ilk safhası larva beş günlük ve 4 mm boyda iken meydana gelir. Eğer şişme gerçekleşmezse kese ilkel görünümünü korur ama fonksiyonel olmaz. İkinci gelişim safhası 13-15. günlerde yaklaşık 7-8 mm boyda meydana gelir (Chatain,1989b, Chatain ve Guschemann, 1990). Larva 5-6 mm boya ulaştığında preoperküler dikenler görülür. 7-8 mm boy uzunluğuna erişildiğinde önce kaudal, sonra dorsal ve anal olmak üzere tek yüzgeçler oluşur. 13 mm boyda yüzgeçler son şeklini alır. Bu dönemde melanaforlar tüm vücutta yatay siyah bantlar oluşturacak şekilde toplanır.</p>
<p><strong>Çipura Larva Yetiştirme Dönemleri</strong></p>
<p>Yumurtaların embriyolojik gelişimini tamamlayıp larvaların çıkması ile birlikte larva yetiştiriciliğide başlar. Larva yetiştiriciliği biyotik, abiyotik ve yabancı biyotik faktörlerin kontrol altına alındığı akuakültür tesislerinde yapılmaktadır.</p>
<h6>Larval Dönem</h6>
<p>Çipura prelarvaları yoğun üretim koşullarında 80-100 adet/lt olacak şekilde tanklara yerleştirilir. Tanklar silindir-konik yapıda olup polyester veya fiberglas malzemeden üretilmiştir. Hacimleri 2m<sup>3</sup>’ten 15 m<sup>3’</sup>e kadar değişim gösterebilir. Bu tankların seçimi üretim kapasitesi ve uygulanacak larva yetiştirme tekniği ile ilgilidir. Su sıcaklığı 16-18<sup>0</sup>C olup ortam karanlıktır. Oksijen değeri 5-6 mg/lt dir. Su girişi alttan, çıkışı ise üsttendir. 16-18 <sup>0</sup>C su sıcaklığında çipuralarda prelarval dönem 3. günde sona erer ve postlarval dönem başlar.</p>
<p>Çipura larva yetiştiriciliğinde açık devre ve kapalı devre sistemler kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra değişik hacimlerde İngiliz tekniği olarak ta adlandırılan alg kullanımına dayalı yeşil su tekniği uygulanmaktadır. Açık devre sistemlerde su kriterleri larvanın gerek duyduğu şartlara göre ayarlanır ve üretim tanklarına gönderilir. Yeşil su tekniği uygulandığında bu tanklara verilen debi oranları azaltılmalıdır. Bu teknikle yazın planlanan üretimlerde debi azlığına bağlı olarak tanklardaki suyun ısınmasının engellenmesi için ortamın soğutulması gereklidir. Aksi halde alg bozulmaları ortam suyunun amonyak dengesini bozarak kitlesel ölümlere neden olur. Çipuralar larval dönemde çok hassas bir üretim çalışması istediğinden su değişimlerindeki dalgalanmaların minimum düzeyde olması istenir. Bunun için hem enerji yönünden tasarrufun sağlanması hem de üretim kalite ve kantitesinin arttırılması için kapalı devre sistemlerin kullanılması gereklidir.</p>
<p>Kapalı devre sistem tankların da larvalar tarafından kullanılan su önce toplama tankına gelir. Burada istenilen özellikte ve gerekli miktarda taze su yenilenmesi yapıldıktan sonra, mekanik temizlik için kum filtresine geçer. Beraberinde getirdiği süspansiyon haldeki partikül maddelerden ayrılan su ultraviyole filtreye gönderilir. Ultraviyole filtreden geçen su bu sırada bünyesindeki tüm canlı organizmalardan (bakteri, mantar, parazit, bazı virüsler vs.) temizlenerek biyolojik filtreye girer. Balık dışkıları, yem atıkları ve ölü balıklardan dolayı yükselen amonyak miktarını normal düzeye indirilmesi bu aşamada aerobik bakteriler tarafından yapılır. Amonyak önce nitrite daha sonrada balıklar için zararlı etkisi olmayan nitrata indirgenir. Bu aşamalardan geçen su havuzlara geri dönmek üzere sistemi terk eder. Biyolojik filtre çıkışında 1.2-1.8 mg/lt’ye düşen sudaki oksijen miktarını 5-6 mg/lt’ye ulaştırmak ve bünyesinde getirdiği azot gazı fazlasını atmak için saturasyon kolonları kullanılmalıdır. Saturasyon kolanlarının içerisine havalandırma sistemleri de kurulabilir. Bazı kapalı devre sistemlerin kurulmasında ultraviyole filtreler biyolojik filtrelerden sonra kullanılsa da havuzlarda gelişen patojen veya patojen olmayan mikroorganizmaların biyolojik filtrelere yerleşerek zaten zayıf yapıda olan aerobik bakterilerin yerini alması sistemin çalışmasını olumsuz etkiler. Kapalı devre sistemler, suyun ısıtılmasında veya soğutulmasında kullanılan enerji açısından avantajlıdır<strong> </strong>(Timmons ve Losordo<strong>, </strong>1994). Bunun yanı sıra kapalı devre sistemlerde, özellikle çipura gibi zor bir larva dönemi geçiren türlerin üretiminde suyun fiziksel ve kimyasal değişimleri ani farklılıklar göstermez. Kapalı devre sistemlerde suyunun her gün analizleri yapılarak amonyak miktarı kontrol edilmelidir, aksi halde ani ve kitlesel ölümler ile karşılaşılır.</p>
<p>Çipura larva yetiştiriciliği çalışmalarında kullanılan su sıcaklık aralığı 18-22 <sup>0</sup>C arasında değişim göstermiştir. Su sıcaklığı ilk 15 günlük dönem içerisinde 18-20 <sup>0</sup>C arasındadır. Sıcaklık 15. günden itibaren arttırılarak 22 <sup>0</sup>C’ye getirilir ve larval dönem sonuna kadar bu sıcaklık değeri korunur (Tablo 2).</p>
<p>Levrek larva yetiştiriciliğinde uygulan tuzluluk düşürme tekniği çipura larva yetiştiriciliğinde uygulanmamaktadır. Oksijen değeri 5-6 mg/lt dir. Su girişi ilk 10 gün tank dibinden daha sonra tank yüzeyinden yapılır. Larvalar ağız ve anüsün açıldığı postlarval evreye kadar karanlıkta tutulur. 18 <sup>0</sup>C su sıcaklığında çipuralarda prelarval dönem 3. günde sona erer ve postlarval dönem başlar. 2. günde tankların üzerinde biriken yağ tabakasının temizlenmesi için yüzey temizleyicileri tank yüzey genişliğine göre 1 veya 2 adet olacak şekilde yerleştirilir. Bu hava kesesinin ilk dolumu için çok önemlidir.</p>
<p>Aydınlanma süresi ve yoğunluğu larvaların gelişimini, hava kesesi oluşumunu, ve yaşama oranının etkiler. Larvaların gelişimi artan aydınlatma koşullarında yükselirken, sürekli aydınlatma balıkların yaşama gücünü düşürür. Larva tanklarına ağız açılana kadar ışıklandırma uygulanmaz. Işıklandırma süresi ve şiddeti 3.günde 3 lüks, 4.günde 30-50 lüx, 5-10. günde 600 lüx, 11. günde ve sonrasında 1500 lüx olarak ayarlanır. Aydınlatma süresi ilk gün 12 saat olup daha sonra 24 saat ışıklandırma uygulanır (Equip Merea, 1987). Henüz yoğun üretimde kullanılmamakla birlikte 12-14 saat arası ışıklandırma süresi ve ‰30-32 arası tuzlulukta larva üretimlerin yaşama oranlarına olan etkileri çalışılmaktadır.<strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çipura larval dönem beslemede rotifera (<em>Brachionus plicatilis</em>) ve artemia (Artemia sp.) kullanılır. Bunun yanı sıra larva tanklarına alg uygulaması yapılmaktadır. Alg uygulaması ortama verilen rotiferlerin canlılığını koruduğu gibi, ortamın pH dengesini sağlaması ve larvaya loş bir ortam yaratması açısından önemlidir. Bunun için <em>Chorella</em>ve <em>Nannochloropsis sp</em> türü algler ml’de 5-7&#215;10<sup>5</sup> hücre yoğunluğunda kullanılabilir. Çipuraların ağız açıklığı küçük olduğundan (?100 μ) larva beslemede small tip rotiferler kullanılmalıdır. Bu rotiferlerin boyutları 40-80 mikron arasında değişim gösterir. Larvalara 3-5. günler arasında 15 adet/ml, 5-12. günler arasında 10-12 adet/ml, 12-15 günlerde 8-10 adet/ml, 15-20. günlerde 6-8 adet/ml, 20-30. günlerde 4-6 adet/ml ve 30-35. günlerde 2 adet/ml rotifer ile besleme yapılır. Çipuralara ancak 15 günden itibaren artemia nauplii ile beslenecek büyüklüğe ulaşırlar. Dünya üzerindeki rezervleri tükenmekle beraber Venezüella orjinli artemia yumurtalarının kullanımı, nauplilerin boyutlarının küçük olmasından dolayı larva yaşama oranını arttırır. Günümüzde aquakültür tesislerinde yoğun olarak kullanılan ve Artemia Systems’in üretiği AF tip artemiaları ile besleme yapılmaktadır. Kullanılan AF tip artemiaların nauplii boyları yaklaşık 480 μ, enleri ise 165-175 μ arasında olup 10 mg/gr’dan daha fazla miktarda HUFA içerirler. Yumurtadan çıkan naupliilerin protein oranları %48-52, yağ oranları %19.3-21, karbonhidrat oranları %12-13, kül miktarları %8.1-8.7 ve nem oranları %4.8-5.2 arasında değişim gösterir. 30. günden sonra kullanılan EG tip artemialar ise daha düşük oranda protein miktarına (%45-47) ve daha az doymamış yağ asitleri (5-7 mg/g HUFA) oranına sahiptirler. Ayrıca boyutları daha büyük olup boyları 500-520 μ, enleri ise 175-190 μ arasındadır.</p>
<p>Levrek larva yetiştiriciliğinde kullanılan EG<sub>1</sub> formları boyca (740-780 μ) ve ence (225-240 μ) büyük olduğundan çipura larval dönemde kullanılmaz. Bu formlar sövraj döneminde kullanılmaktadır. Artemia <em>nauplii</em> 15-20 günler arasında ortama 0.5 adet/ml, 20-25. günlerde 1 adet/ml ve daha sonrada 40. güne kadar 2 adet/ml olacak şekilde verilir. Larval dönem sonunda uygulanan yetiştirme tekniklerine göre başarı oranı % 3-27 arasında değişim gösterir. Tablo 2’de alg tekniği uygulamalı larval dönem çipura yetiştirme protokolü verilmiştir.</p>
<p><strong>Sövraj (Mikropartikül Yemlere Geçiş) Dönemi</strong></p>
<p>Larval dönemim tamamlanması ile birlikte 40-42 günler arasında larvalar canlı yemden mikropartikül yeme adapte olacakları sövraj bölümüne alınırlar. 40 günün sonunda larval yetiştiriciliği biten larvaların karma yemlere adaptasyonu için kullanılan bu bölümde işletmenin kapasitesine göre belirlenmiş sayıda 10-15 m³ lük tanklar kullanılır. Tankların dip kısımları koniktir olup silindir yapıdadır. Tankların iyi dizayn edilmesi ve yeterli hacime sahip olması balıkların tanktaki pozisyonunu, yem tanktaki dağılımını, yem alımını ve su sirkülasyonunu etkilemesi açısından önemlidir. Tankların iç kısmı gel-coat kaplı olup bu yüzey sayesinde mikroorganizmaların kolonileşmesi engellenebilir. Sövraj bölümleri de istenildiği taktirde kapalı devre sistem kurularak çalıştırılmaktadır. Fakat bu bölümde su debisinin fazla olması, kullanılan yemin su kalitesini çabuk bozması, larvanın ürettiği azotlu bileşiklerin oranının artması ve hastalık riskinin yüksekliğinden dolayı açık devre sistemler bir çok tesiste tercih edilmektedir. Su çıkışları merkezi ve diptendir. Balıkların yaşına bağlı olarak su çıkışlarına yerleştirilen krepinlerin göz açıklıkları 500µ,1000µ ve 2000µ arasında değiştirmektedir. Havuzlarda 1500-2000 lüx aydınlatma uygulanır. Ünitede aydınlatma süresi 16 saat olup otomatik olarak zamanlayıcılar yardımıyla ayarlanmaktadır.</p>
<p>Mikropartükül yeme alıştırma dönemi, balıkların 25-30 mg ağırlığa ulaştıkları 40-42 günlerde başlar. Bu dönemde havuzlardaki balık yoğunluğu litrede 10-12 adettir. Saf oksijen kullanıldığı durumlarda bu oran 18-20 adet/lt kadar çıkabilir. Bu dönem beslemede kullanılan artemia HUFA bakımından zenginleştirilmelidir. Bunun için EG tip artemia naupliileri 24 saat boyunca SELCO türevli zenginleştirici maddeler ile beslenerek büyütülür. SELCO ürünleri yüksek oranda HUFA (200 mg/gr), vitamin, antioksidan ve yağ (%60-65) içerirler. 24 saat sonunda metanauplii formuna gelen artemiaların boyutları 740-780 μ, enleri ise 225-240 μ arasında değişim gösterir (Artemia Systems, 1991).</p>
<p>Sövraj sırasında kullanılan mikropartikül yemler ise % 56-64 ham protein, % 11-12 ham yağ, %11.4-11.7 kül, 5 1.4 ham selüloz, % 10 nem ve yeterli miktarlarda vitamin-mineral madde içermelidir. Mikropartikül yemler 80 mikron büyüklükten başlayarak larva gelişimine göre kullanılır (Tablo 3). Çipuralar levreklere oranla daha hızlı mikropartikül yeme adapte olabilmektedirler. Sövrage uygulaması 10-12 gün devem eder. Larvalara verilen günlük artemia miktarı azaltılırken mikropartikül yem oranı arttırılır. Bu dönemde besleme oranı %8-10 arasındadır Çipuralar aşırı kanibalistik özellik gösterdiklerinden dolayı ortamda mutlaka yeterli miktarda yem bulunmalı ve balıklar sürekli boylanmalıdır. Sövraj bölümünü terk etmeye hazırlanan larvaların ağırlığı 300-350 miligrama ulaşır. Sövraj boyunca su sıcaklığı 20-22 <sup>0</sup>C olup tanklarda su debisi %50-100 arasında değişim gösterir Çipuralar sövraj dönemine daha çabuk ve hızlı adapte olmaktadırlar. Larva yaşama oranı sövraj başarısına göre % 85-95 arasındır. Sövrajı tamamlayan balıklar ön büyütme ünitesine alınarak burada doğal deniz suyu ortamına adapte edilirler (Divanach ve diğ., 1986, France Aquaculture, 1987, Çörüş, 1993).</p>
<p><strong>Ön Büyütme</strong><strong></strong></p>
<p>Ön büyütme ünitesinde kullanılan tank özellikleri sövraj bölümü ile aynıdır. Bu bölümde açık devre su sistemi kullanılmaktadır. Gelişim özelliklerine göre 60-70 günlerde sövraj ünitesini terk eden yavrular boylarına ayrıldıktan sonra ön büyütme ünitesine alınırlar. Ayrıca boylama sırasında hava keseli ve hava kesesiz bireylerde birbirinde ayrılır (Chatain ve Corrao, 1992). Bu bölümde ağ kafeslere çıkarılmak için gerekli olan 1.5-2 gram ağırlığa kadar büyütülürler. Ancak ülkemiz koşullarında yavru bireyler 0.5-1 gramarasında da kafes sistemlerine çıkarılmaktadır. Ön büyütme ünitesinde de balıklar sürekli gözlenmeli ve kanibalizmin engellenmesi için sık sık boylama yapılmalıdır.</p>
<p>Balıklara verilen su sıcaklığı 20-22 <sup>0</sup>C olup 16 saat ışıklandırma uygulanır. Yemleme otomatik yemlikler ile yapılmaktadır. Tanklarda doğal deniz suyu tuzluluğu kullanılır. Tanklara 3000-5000 adet/m<sup>3</sup> arasında yavru stoklanabilir. Su değişimi balık büyüklüğüne ve stok yoğunluğuna göre saate %50-150 arasında değişmektedir. Yemleme oranı %7 başlayıp %3 kadar düşme gösterir (Tablo 3). Yaşama oranı hastalık çıkmadığı süre içinde %90-95 arasındadır.</p>
<p><strong>Tablo 3. Çipura balıklarına sövraj ve ön büyütme döneminde balık ağırlığına ve sıcaklığa göre uygulanan besleme oranları ve yem büyüklükleri.</strong></p>
<div align="center">
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center"><strong>Dönem</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center"><strong>Yem Boyutu</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(mikron)</strong><strong></strong></p>
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center"><strong>Balık Ağırlığı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(gr)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center"><strong>Su Sıcaklığı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(<sup>0</sup>C)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center"><strong>Besleme Oranı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(%)</strong><strong></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center"><strong>Sövraj</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">80-200</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0.03-0.125</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">19-20</p>
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">8-10</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">150-300</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0.125-0.165</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">8-10</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">300-500</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0.165-0.420</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">7-8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center"><strong>Ön Büyütme</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">300-900</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0.420-0.640</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">20-22</p>
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">6-7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">500-900</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0.640-0.950</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">4-5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="112">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">500-1250</p>
</td>
<td valign="top" width="96">
<p align="center">0-950-1.200</p>
</td>
<td valign="top" width="79">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="93">
<p align="center">3-4</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Büyütme</strong></p>
<p>Kuluçkahanelerden ve özellikle ülkemizde doğal ortamdan temin edilen çipura yavruları porsiyonluk boyuta getirilmek üzere karasal ve denizel ortama kurulan yetiştirme sistemlerde farklı teknikler kullanılarak büyütülür. Bunlar içinde en çok kullanılanı yarı entansif ve entansif yetiştirme yöntemidir. Şu anda ülkemizde ekstansif yöntem Avrupa ülkelerindeki düzeyde değildir. Özellikle Bodrum ve Savran bölgelerinde yarı entansif üretim yapan çipura işletmeleri mevcuttur.</p>
<p><strong>Ekstansif Yetiştirme Yöntemi</strong><strong></strong></p>
<p>Bunun için açık denizden, kıyısal bölgelerdeki lagünlerden ve denize bağlantısı olan acı su birikintilerinden faydalanılır. Açık denizlerde yapılan yetiştiricilikte genel olarak deniz yosunları ve yumuşakçaların üretimi yapılmaktadır. Kıyı bölgedeki lagüner alanlarda ise başta çipura, levrek, kefal ve yılan balığı gibi türlerin yetiştiriciliği yapılır. Yavrular ilkbahar dönemlerinde barınmak ve beslenmek üzere lagüner alanlara girerler. Bu dönem içinde bir çok zoo ve fitoplanktonun yanı sıra küçük balık, karides yavruları mamun, sülines, midye ve akivades ile beslenirler. İzmir Körfez bölgesi dalyanlarına 2-10 gram ağırlıkta giren çipuralar, sonbaharda 80-120 gram ağırlığa ulaşırlar. 100 gramağırlıkta girenler ise 200-300 gram ağırlığa kadar ulaşabilirler. Bu ağırlık artışları dalyan sahasının verimliliği ile ilgilidir. Çipuralar kış aylarına doğru dalyan sahasının soğuması ile daha sıcak olan derin sulara kaçma eğilim gösterirler. Deniz ile bağlantılı noktalara kurulan kuzuluk sistemlerinden yakalanan bu bireyler pazara sunulacağı gibi, canlı olarak yakalanıp toprak havuz ve ağ kafes sistemlerinde de büyütülebilir. Ekstansif yetiştiricilikte beslemeye ve çevre şartlarının kontrolüne ihtiyaç duyulmaz. Ancak bu alanlar kendi içinde parsellenerek derinleştirilebilir ve su değişimi sağlanabilir. Özellikle İtalya sahillerinde yoğun olarak valikültür adı verilerek yapılan bu teknikte dışarıdan besin takviyesinde de bulunulmaktadır. Böylece küçük boylarda dışarıya kaçarken yakalanan yavrular kışlatılarak ağırlık kazanmaları sağlanmaktadır. Bu sistemlere dışarıdan da yavru takviyesinde bulunulur. Ekstansif lagün yetiştiriciliğinde 80-100.000 hektarlık alanlarda bir senede türlere göre 100-500 kg/hektar ürün elde edilebilir.</p>
<p><strong>Yarı Entansif Yetiştirme Yöntemi</strong><strong></strong></p>
<p>Bu sistem havuz yetiştiriciliği olarak ta adlandırılır. Genellikle balık ve eklembacaklıların yetiştiriciliğinde kullanılır. Bu sistemde toprak ve beton havuzların yanı sıra portatif yapıdaki polyester veya polymerden yapılmış branda havuzlardan yararlanılır. Ayrıca kıyısal alanlar ağ ile çevrilerek üretimde yapılmaktadır. Bu sistemlerde günlük su değişimleri kontrol altında olup ürün miktarının arttırılmasında oksijeneratörlerden yararlanılır. Toprak havuzlarda ise son yıllarda jeo-membran sistemi uygulanmaktadır. Su debisinin artırılmasına bağlı olarak bu sistemlerden stok yoğunluğu arttırılarak entansif amaçlı olarak ta yaralanılabilir. Ancak sistemde meydana gelecek aksaklıklar üretimi olumsuz etkiler. Bu yüzden stoklama yoğunluğunun düşük tutulmasında fayda vardır. Stok yoğunluğu beton havuzlar, brandalı havuzlar ve iç kısmı jeo-membran kaplı küçük hacimli toprak havuzlarda 2-5 kg/m<sup>3</sup> arasındadır. Büyük yapıdaki toprak havuzlardan 1-4 ton/hektar ürün edilebilir.</p>
<p><strong>Entansif Yetiştirme Yöntemi</strong><strong></strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizde yoğun olarak kullanılan bu yöntemde yüzer ağ kafes sistemlerinde yetiştiricilik yapılmaktadır. Akuakültür çalışmalarının gelişmesine paralel olarak birim alandan daha çok verim almayı sağlaması acısından su içerisinde yetiştirme sistemleri geliştirilmiştir.</p>
<p>Günümüzde kıyısal alanlarda, açık denizlerde ve okyanuslarda bile güvenlik içinde kurulabilecek sistemler planlanmaktadır Günümüzde kıyı ötesi kafeslerde 2500-6000 m<sup>3</sup><sup>&#8216; </sup>arası değişen hacimlerde tek bir sistemde yıllık 150 ton üretim yapılabilmektedir. Bu sistemlerde su kalitesinin kıyısal bölgelere göre çok daha iyi olması, işletmenin kendini ve başkalarını kirletme etkisinin az olması, birim alana daha yoğun stoklama imkanının olması, daha hızlı balık gelişiminin sağlanması, uzun vadede ekonomik olması ve yüksek kapasite balık stoklanabilmesi gibi özellikler bu sistemleri çekici hale getirmektedir (Özden ve diğ., 1998). Kafes sistemlerinde sabit kafesler, yüzer kafesler, dalgıç kafesler ve döner kafesler kullanılmaktadır.</p>
<p>Ağ kafeslere kurulduğu yerin özelliklerine ve su kalitesinin durumuna göre 15-30 kg/m<sup>3</sup>arasında stoklama yapılabilir. Balıkların hızlı şekilde gelişimi için besleme teknikleri ve su sıcaklığı önemli rol oynar. Besleme rejimlerinde yem kalitesinin yanı sıra balıkların ağırlıkları ile su sıcaklığı arasındaki ilişki dikkatli takip edilmelidir. Bu dönemde kullanılan yemlerdeki protein %46-52, selüloz %2-4, ham kül %12-13, ham yağ % 10-11, kalsiyum % 1.4-2.2, ve fosfor %1.15-1.5 arasında değişim göstermelidir. Bunun yanı sıra vitaminler ve iz elementler yeterli miktarda kullanılmalıdır. Tablo 4&#8217;te çipura balıklarının ağırlıklarına göre 16-25 C&#8217;de besleme oranları ve balıkların konulması gereken ağ göz açıklıkları verilmiştir. Kafeslerde düğümsüz ağ kullanılması solungaç takılmalarının engellenmesi, pul dökülmesi ve vücutta meydana gelen çizilmelerin önlenmesi için faydalıdır.</p>
<p><strong>Tablo 4. Çipura balıklarının büyütülmesinde balık ağırlığına göre kullanılan yem boyutları, besleme oranları ve ağ göz açıklıkları.</strong></p>
<div align="center">
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center"><strong>Yem Boyut (mm)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center"><strong>Balık Ağırlığı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(gr)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center"><strong>Su Sıcaklığı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(<sup>0</sup>C)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center"><strong>Besleme Oranı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(%)</strong><strong></strong></p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center"><strong>Ağ Göz Açıklığı</strong><strong></strong></p>
<p align="center"><strong>(mm)</strong><strong></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">0.9-1.2</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">1-3</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">16-25</p>
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">2.8-3.2</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">1.25-1.5</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">3-8</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">2.4-2.9</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">1.5</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">8-15</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">2.2-2.7</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">2</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">15-35</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">1.8-2.2</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">12</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">3.2</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">35-80</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">1.4-1.8</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">15</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">4.5</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">80-250</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">1.2-1.6</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">20</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="95">
<p align="center">6</p>
</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">250?</p>
</td>
<td valign="top" width="69">
<p align="center">
</td>
<td valign="top" width="94">
<p align="center">1.2-1.6</p>
</td>
<td valign="top" width="108">
<p align="center">24</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p align="center">
<p>Ege Bölgesi koşullarında 4 aylık süreyi akuakültür tesislerinde geçiren çipura yavrularının ağ kafeslere çıktıktan itibaren 12-14 aylık sürede 3-4 gram ağırlıktan 350-400 gram ağırlığa ulaşmaktadırlar. Bu süre ve ağırlık artışı yetiştirme ortamının ekolojik şartlarına, kullanılan yemin içeriğine, balık stok yoğunluğuna, hastalık etkenleri ve larva kalitesi göre değişim gösterebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Çipura larva yetiştiriciliğinde günümüzde halen istenilen yaşama oranları sağlanamamıştır. Oldukça zor ve hassas bir üretim tekniği isteyen çipuraların başarı oranın arttırılmasında; ortam suyunun fiziko-kimyasal yapısının sürekli kontrol edilmesi, ani değişimlerden kaçınılması, yumurtaların temininde pestisitlerden, metalik iyonlardan, hipoklorid ve diğer kirliliklerden arındırılmış ortamlar yaratılması, hormon uygulamalarına dikkat edilmesi ve canlı yumurtaların inkübasyona alınmadan önce dezenfekte edilmesi, yumurta ve larva stok yoğunluğunun optimum oranlarda tutulması, ani abiyotik değişimlerden ve mekanik şoklardan kaçınılması, larval aşamada ışık yoğunluğunun çok iyi ayarlanması, postlarval döneme geçmeden önce tank yüzeyinde biriken yağ tabakasının yüzey alanı hesaplanarak hava süpürgeleri ile ortamdan uzaklaştırılması, 12-14 günler arasında ortam şartlarında değişim olmadan bazı larva tanklarının yaşama oranları diğer tanklardan önemli oranda düşük ise bu tankların klorlanarak iptal edilmesi, hava kesesi gelişimi süresince su şartları ve ortam düzeninde ani değişimler olmaması, larvalara verilen canlı yem kaynakları olan rotifera (<em>Brachionus plicatilis</em>) ve artemiaların (<em>Artemia sp.</em>) gerekli yağ asitleri ve vitaminler ile zenginleştirilmesi, larva tanklarına uygulanan debinin larva yaşı ile doğru orantılı olarak arttırılması, debi hesaplarının yapılmasında larva hızı ve direncinin göz önüne alınması, özellikle hava kesesinin fonksiyonel olmamasına bağlı olarak deformasyona uğrayan larvaların 70-80. günlerde birbirinden ayrılması, bu ayırma tekniklerinin yavrular ağ kafeslere gönderilmeden önce mutlaka yapılması, hastalık etmenlerine karşı gerekli önlemlerin alınması, içerik yönünden yüksek besin değerine sahip yemlerin sövraj, ön büyütme ve büyütme dönemlerinde kullanılması başarının arttırılmasında yararlı olacaktır.</p>
<p>Tüm bu koşullar yerine getirilmeye çalışılsa da üretimin çeşitli safhalarında değişik sorunlarla karşılaşılacaktır. Geliştirilen üretim tekniklerinin takibi ve ülkemiz koşullarına uygulanması sayesinde kalite ve kantite her geçen gün artacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KAYNAK : Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Resmi Web Sitesi &#8211; <a title="www.tarim.gov.tr" href="http://www.tarim.gov.tr/" rel="external" target="_blank">www.tarim.gov.tr</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/cipura-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALABALIK YETISTIRICILIGI</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/alabalik-yetistiriciligi</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/alabalik-yetistiriciligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2012 17:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[ 1-Giriş Türkiye’de iç su balıkları yetiştiriciliği denildiğinde ilk akla gelen gökkuşağı alabalığıdır. Dünyada ve ülkemizde yaygın biçimde yetiştirilmektedir. 2002 yılında alabalık 42,572 ton üretim ile iç su balıkları kültürünün %53’ünü oluşturmaktadır.  Bu rakam toplam balıkçılığımızın da %7.3’üne eşittir. Alabalık yetiştiriciliği neden yaygındır? ·           Kolay yem alır ·           Yem değerlendirme yeteneği yüksektir ·           Kısa sürede pazar<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/alabalik-yetistiriciligi">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong> 1-Giriş</strong></p>
<p>Türkiye’de iç su balıkları yetiştiriciliği denildiğinde ilk akla gelen gökkuşağı alabalığıdır. Dünyada ve ülkemizde yaygın biçimde yetiştirilmektedir. 2002 yılında alabalık 42,572 ton üretim ile iç su balıkları kültürünün %53’ünü oluşturmaktadır.  Bu rakam toplam balıkçılığımızın da %7.3’üne eşittir.</p>
<p>Alabalık yetiştiriciliği neden yaygındır?</p>
<p>·           Kolay yem alır</p>
<p>·           Yem değerlendirme yeteneği yüksektir</p>
<p>·           Kısa sürede pazar boyuna ulaşır</p>
<p>·           Pazar problemi yoktur</p>
<p>Alabalıklar soğuk, berrak, hızlı akan suları tercih ederler. Saldırgan ve etçil balıklardır. Alabalıklar yetiştiricilik bakımından iki büyük sınıfa ayrılır.</p>
<p>1.         Hayatlarının tüm safhalarını nehir, göl gibi tatlı sularda geçirenler. Örneğin; gökkuşağı alabalığı, dere alabalığı</p>
<p>2.         Hayatlarının bir kısmını tatlı suda geçirip, sonradan deniz suyuna göç edenler. Bunlara som balıkları adı verilir. Atlantik som balığı 30 gr.’dan büyük, pasifik som balığı da 20 gr.’dan büyük ağırlığa ulaşıncaya kadar tatlı suda bulunurlar. Bu büyüklükten sonra deniz suyunda yaşayabilecek özellikleri kazanırlar.</p>
<p>Som balıklarının deniz ortamına geçişi engellendiğinde yaşama ve gelişme oranları düşer. Deniz suyu ortamında bir-üç yıl beslenirler. Cinsi olgunluğa eriştikten sonra üremek için tatlı sulara giriş yaparlar.</p>
<p>Som balıklarının yetiştiriciliği iki aşamalı olarak tatlı su ve deniz suyu ünitelerinde gerçekleştirilir. Karadeniz’in acı su özelliğinden dolayı Atlantik som balığı yetiştirme denemeleri yapılmıştır. Ancak yaz aylarında yüksek sıcaklık (26 derece) nedeniyle bazı problemler ortaya çıkmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2- Su özellikleri:</strong></p>
<p>Alabalık üretimi yapılacak bölgede en önemli konu bol ve kaliteli suyun olmasıdır. Kaynak suları, akar suları, göl ve yer altı suları alabalıkların farklı yetiştirme dönemlerinde kullanılabilmektedir. Alabalıklar soğuk su balığıdır. Yıl içinde su sıcaklığı 5 derecenin altına düşmeyen, 20 dereceyi geçmeyen sularda rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Ancak, alabalıkların her dönemine göre uygun su sıcaklıklarında tutulması en uygun yaşama ve gelişme için son derece önemlidir.</p>
<p>Gökkuşağı alabalığının sıcaklık istekleri aşağıda belirtilmiştir.</p>
<p>·           Kuluçka dönemi 10-12 derece</p>
<p>·           Yavru dönemi 12-15 derece</p>
<p>·           Besi dönemi 15-18 derece</p>
<p>Alabalıklar bol oksijenli suları tercih ederler. Sudaki oksijen oranı en az 6 mg/lt. olmalıdır. Sudaki doğal karbondioksit oranı 6 ppm.’den az, pH ise 6.7–8.2 arasında olmalıdır.</p>
<p>Suyun bulanmasına sebep olan alçı taşı, odunumsu lifler, kömür artıkları ortamda bulunmamalıdır. Bu maddeler 25 ppm.’yi geçtikten sonra suyun fiziksel olarak kirlenmesine sebep olurlar. Özellikle balık yumurtaları ve larvalarına son derece zararlıdır.</p>
<p>Su miktarı, su kalitesiyle birlikte balık çiftliğinde en önemli etkiye sahiptir. Özellikle yazın sıcaklarda yeterli miktarda su temini kesinlikle zorunludur. 15 derece tatlı suda her 100-150 kg alabalık için 1 lt/sn. su gereklidir. Bol ve taze su temin etmek şartı ile bir metre derinliğindeki havuzlara bir metrekare su alanında 10-15 kg balık yetiştirmek mümkündür. Daha fazla balık olması durumunda suya dışarıdan oksijen ilavesi gerekir.</p>
<p>İşletme kurulacak olan bölgede suyun havuzlara giriş ve çıkışı arazi eğiminde yararlanılarak sağlanmalıdır. Arazide havuz yapımı için %1 eğim gerekmektedir. Suyun havuzlara açık kanallar ile getirilmesi oksijen kazandırma açısından son derece önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3.Yavru Üretimi</strong></p>
<p><strong>3.1 Anaç Balık Seçimi ve Bakımı</strong></p>
<p>Gökkuşağı alabalığı ve som balıklarında yavru elde edilmesi hemen hemen benzer yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>Yavru balık üretiminde kullanılacak olan anaç balıklar özel bir bakıma tabi tutulurlar. Alabalıklar, cinsi olgunluğa 2-3 yaşta ulaşırlar. Anaç balıklar havuzlarda 3kg/m3 olacak şekilde stoklanır. Yumurtlama döneminden bir iki ay önce anaçlara verilen yem miktarı azaltılır.</p>
<p>Anaç balıkların beslenmesinde hayvansal protein bakımından zengin ve dengeli yemler kullanılmalıdır. Taze balık, karides, midye, vitaminlerle takviye edilerek yumurtaların doğal şekilde gelişmesi sağlanır. Sonbahar aylarında anaçlar iç güdüleri gereği su kaynağına doğru yüzmek isterler. Bu devrede yemleme kesilmelidir. Bu dönemde havuzlar boşaltılır.</p>
<p>Anaçlar dişi-erkek ayrımına tabi tutularak, farklı havuzlara alınırlar. Erkek balıklar alt çenenin üste doğru kıvrım yapması ve karnı hafif sıvazlandığında sperm gelmesiyle ayırt edilir. Dişi balıkların ise karnın şişmiş ve anüs dışarıya hafif çıkıktır.</p>
<p>Anaçlar ayrıldıktan sonra, en az haftada bir kez cinsi olgunluk durumu kontrol edilmelidir. Yumurtalar ovaryum içinde serbest hale geçtiğinde karın hafif sıvazlandığında anüsten çıkabilmektedir. Alabalık yumurtasının çapı 3.5–5 mm. arasındadır. Erkek balıklarda olgunluk tam ise hafifçe sıvazladığında beyaz ve kremsi sperm kolayca dışarı çıkmaktadır. Olgun yumurtalar rahat bir şekilde sağılabilir. Yumurtaların ovaryum içinde olgun kalma süresi sekiz gündür.</p>
<p>Yumurtalar sağılmaz ise vücut tarafından alınır ve balığa zarar verebilir. Aşırı olgun yumurtalardan; erkeklerin fazla olduğu ve aralarında çoğunun sakat olabileceği larvalar elde edilir. Ayrıca, döllenme, sağılma ve kuluçka esnasındaki kayıplar normalden fazla olur. Yumurtalar yeterince olgunlaşmadığında da durum aynıdır.</p>
<p>Anaç miktarı elde edilmesi istenen larva sayısına göre tespit edilir. Bir kilogram ağırlığındaki bir dişinin 1500-2000 yumurta verebileceği kabul edilir. Bir milyon yumurta için 500-750 kg dişi balık gerekmektedir. Dişi balık sayısının üçte biri kadar da erkek balığa ihtiyaç vardır.</p>
<p>Üreme mevsiminde erkek balıklar birden fazla kullanılabilir. Genellikle iki erkek balığın sperması dört dişiden alınan yumurtaları döllemek için kullanılır. Anaçlar için uygun ağırlık 350-1000 gram arasındadır. Anaçlar arasından sağlıklı ve iyi gelişenler havuz yaşamına uyum, hastalıklara dayanılılık, yemi iyi değerlendirme gibi özellikler de dikakate alınarak seçilirler. Döl alım yaşı alabalıklarda iki-dörttür. Altı-yedi yaşlarındaki balıklar anaçlıktan çıkarılır. Bu yaştan sonra kısırlık oranı %50-80’e ulaşır.</p>
<p><strong>3.2 Yapay Dölleme</strong></p>
<p>Su sıcaklığı yumurtlama mevsimini çok etkiler. Alabalıklar 7-13 derecedeki su sıcaklıklarında yumurta verirler. Suyun hareketi de cinsi olgunlaşmada etkilidir. Alabalıklar, hızlı akan sularda daha erken olgunlaşırlar.</p>
<p>Işık da yumurtlama mevsiminde etkilidir. Alabalıklar, gün ışığının az veya günün kısa olduğu yerlerde erken yumurtaya gelirler. Gündüz havuzlar örtülür. Işıktan koruma yardımı ile günde 6-8 saat ışıklandırmaya izin verilir. Uygulama sonucu Haziran-Temmuz aylarında yumurta almak mümkündür.</p>
<p>Yumurtalar olgunlaşınca, kuru yöntemlerle döllenme yapılabilir. Kuru kap içine önce yumurtalar sağılır. Sonra üzerine spermler sağılır. Tavuk, kaz gibi hayvan tüyleri ile yumurta ve spermler karıştırılır. Yumurtaların üzerini örtecek kadar su ilave edilir. Döllenmesi sağlanır. 20 dakika dinlenmeye bırakılan yumurtalar su alarak şişer ve büyür. Spermler su içinde iki dakikadan fazla kaldığında dölleme güçlerini kaybederler. Bir damla sperma 10000 yumurtayı dölleyebilecek miktarda spermatozoit ihtiva eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3.3. Yumurta Kuluçkalama</strong></p>
<p>20-30 dakika dinlenmeden sonra yumurtalar yıkanır ve kuluçka tavalarına yerleştirilir. Tavalar üç metre uzunluğunda ve yarım metre eninde havuzlara konur. Kaliteli yumurta elde edebilmek için alabalıkların bulundukları suyun sıcaklığı 10-12 derece olmalıdır. 50&#215;50 cm’lik tavaya 10000 yumurta yerleştirilir.</p>
<p>Yumurta gelişim evresinde su alma ve sertleşme döneminden itibaren 48 saat içinde yumurtalar ayıklanabilir, sayılabilir. Kısa mesafelere taşınabilir. Bu sürenin sonundan alabalık yumurtasında göz teşekkül edinceye kadar (10-11 derecede 15 inci güne kadar embriyo gelişimi olur) yumurtalar hiçbir şekilde hareket ettirilmez. Güneş ışığından korunur. Yumurtalar gözlü hale geldiğinde hareket ettirilebilir. Uzak bölgelere taşınabilir.</p>
<p>Kuluçka dönemi boyunca 1000 yumurta için dakikada yarım litre su sağlanmalıdır. Kuluçhaneye gelen suyun tortudan, milden arınmış olması gerekir. Yumurtalar güneş ışığından kesinlikle korunmalıdır. Su sıcaklığı 14 derecenin üzerine çıktığında yumurtalarda mantar enfeksiyonu görülebilir. Buna karşı malahit yeşili, formol gibi dezenfektanlar kullanılabilir. Ölü yumurtalar mat beyaz olurlar. Ortamdan uzaklaştırılmalıdırlar.</p>
<p>Gözlü dönemin sonunda yumurta gelişmesini tamamlar ve açılır. Kuluçka devresi su sıcaklığına bağlıdır. Kuluçka devresi, yumurta döllendikten sonra 10 derecede 30 gün, 14 derecede 21 gün sürer.</p>
<p><strong>3.4.Yavru Bakımı</strong></p>
<p>Yavru bakımı ve beslenmesi larvaların besin kesesini tükettiği 15 inci günden itibaren başlar. Yavru alabalıkların ilk beslenmesi yalakalarda olur. Üç-dört hafta sürer. Yem olarak; ezilmiş dalak, karaciğer, protein oranı yüksek granül yemler kullanılabilir. Yem, her saat başı balık doyuncaya kadar verilmelidir.</p>
<p>Bu dönemde 1000 balık yavrusu için dakikada bir-iki litre su akışı yeterlidir. Su sıcaklığı 12 derece olmalıdır. Bir aylık dönem için metrekareye 10000-30000 yavru stoklanabilir. Bir aylık yavrular kuluçkahaneden ön büyütme havuzlarına üzerleri kapalı olacak şekilde yerleştirilir. Balıklar 10 gr oluncaya kadar direkt güneş ışığından korunmalıdır. Bir metrekübe; bir aylık (3 cm) yavrular 3000 adet, dört aylık (7 cm) yavrular 1500 adet kadar stoklanırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3.5. Porsiyonluk Alabalık Yetiştirme</strong></p>
<p>İlk kıştan sonra alabalık yavruları büyüklüklerine göre sınıflandırılır ve beslenme havuzlarına yerleştirilirler. Bu havuzlar 3-4 metre en, 10-20 metre boy ve bir metre derinliğe sahiptirler. Havuzlardaki hasat yoğunluğu 10–15 kg/m2’dir. Bu dönemde en uygun su sıcaklığı 17 derecedir.</p>
<p>Ülkemizde su sıcaklığına bağlı olarak alabalıklar 10-14 ayda 250-300 gr (porsiyonluk) ağırlığa ulaşabilmektedirler. Yıl boyunca salgın hastalıklara rastlanmaz ise %5–10 mortalite normaldir. Alabalık beslenmesinde %40–45 protein %9-10 yağ içeren pelet yemler kullanılmaktadır.</p>
<p>Alabalıklar genetik müdahaleler yapılarak, en kısa sürede satılabilir boya getirilebilmektedirler. Bu amaçla, tüm balıkların dişileştirilir ve kısırlaştırılırlar. Yurtdışındaki alabalık çiftliklerinde gelişen teknoloji sonucu metrekareye 60 kgstok yoğunluğuna ulaşılmıştır.</p>
<p>Ülkemizdeki alabalık üretiminin gelişmesi için; çiftliklerinin mekanizasyona önem vermesi, yumurta ve yavrular üzerinde genetik müdahalelerin uygulanması zorunlu görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="right">KAYNAK : <em>Doç.Dr. Yusuf GÜNER</em></p>
<p align="right"><em>E. Ü. Su Ürünleri Fakültesi</em></p>
<p align="right"><em>ALABALIK, YETİŞTİRİCİLİK, SU ÜRÜNLERİ,BROŞÜR</em></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/alabalik-yetistiriciligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LEVREK (Dicentrarchus labrax Lin., 1758) BALIGININ BIYOLOJISI VE YETISTIRME TEKNIKLERI</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/levrek-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/levrek-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2012 16:58:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Yrd.Dç.Dr. Kürşat FIRAT &#38; Şahin SAKA Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik BölümüYetiştiricilik Anabilim Dalı İskele-Urla, 35440 İZMİR GİRİŞ Su ürünleri yetiştirme teknolojisinin gelişimi ile beraber levrek kültürü üzerindeki çalışmalarda yoğunlaşmıştır. Ülkemizde önceleri çipura balığının besiye alınması ve daha sonrada larva üretimine geçilmesini takiben, levrek larvalarının kültür çalışmalarında yoğun artışlar gözlenmiştir. İlk defa Fabre-Domerque (1905)<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/levrek-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yrd.Dç.Dr. Kürşat FIRAT &amp; Şahin SAKA</span></strong></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi</span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yetiştiricilik BölümüYetiştiricilik Anabilim Dalı İskele-Urla, 35440 İZMİR</span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">GİRİŞ</span></strong></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Su ürünleri yetiştirme teknolojisinin gelişimi ile beraber levrek kültürü üzerindeki çalışmalarda yoğunlaşmıştır. Ülkemizde önceleri çipura balığının besiye alınması ve daha sonrada larva üretimine geçilmesini takiben, levrek larvalarının kültür çalışmalarında yoğun artışlar gözlenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İlk defa Fabre-Domerque (1905) tarafından levreklerin yapay yolla üretilebileceği bildirilmiş olup, Barnabé (1971) levreklerin hormon müdahelesi ile kontrol altına alınabileceğini rapor etmiştir. Aynı araştırmacı (1972) levrekleri jüvenil hale kadar getirmeyi başarmış ve bugün Avrupa ülkelerinde yumurtadan pazar boyuna kadar geniş bir endüstri kolu haline gelmesine öncülük etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ülkemizde ise levrek larva yetiştiricilik çalışmaları 1984 yılında özel bir işletme ve E.Ü. Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nde başlamıştır. 1980&#8217;li yılların sonunda üretimlerini binli rakamlar ile ifade eden akuakültür tesisleri günümüzde yıllık larva üretimlerini milyonlara dayanan rakamlar ile ifade etmektedirler. Levrek larva üretiminde sağlanan bu gelişim, yeni türlerin aquakültürüne de öncülük etmektedir.</span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">LEVREK(<em>Dicentrarchus labrax, </em>L. 1758) BALIĞININ BİYOLOJİSİ</span></h2>
<p style="text-align: left;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Morone labrax</span></em> <span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">ve <em>Roccus labrax </em>sinonimleri ile de adlandırılan levrek,</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Phylum :      Vertabrata</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Subphylum : Pisces</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Classis :        Osteichthyes</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Subordo :      Percoidei</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Familia :       Serranidae</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Genus :         Dicentrarchus</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Species :       labrax (Linneaus, 1758)</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">şekliyle sistematikteki yerini almıştır.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Levrek balıkları, tüm Akdeniz&#8217;den, İngiltere&#8217;nin kuzey sahillerine ve Kanarya Adaları&#8217;na kadar yayılım gösterir. Deniz fenogramlarının bulunduğu kumlu, çamurlu-sığ biotoplarda, sıcaklığa ve tuzluluğa karşı gösterdiği toleransı ile nehir ağızlarında ve lagüner bölgelerde yaşayan bir littoral bölge balığıdır. Havaların soğuması ile birlikte kışlamak için derin sulara göç ederler.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Karnivor bir tür olan, bazen yalnız bazen de küçük sürüler halinde dolaşan levreklerin genç dönemlerinde eklem bacaklılardan <em>Crangon</em>,<em> Gammarus</em> ve <em>Ligia</em> gibi küçük karidesleri, ergin dönemlerinde küçük balıklardan özellikle <em>Sardina</em> türünü, kafadanbacaklılardan <em>Sepiola</em> ve <em>Loligo&#8217;</em>yu, eklembacaklılardan <em>Carnicus</em>, <em>Crangon</em> sp. ve <em>Macropipus</em> türlerini tercih ettiği yakalanan bireylerin mide içeriklerinden alınan örneklerden ortaya çıkmaktadır (FAO, 1991).</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Vücudu lateralden hafif yassılaşmış olan levrek balığının derisi ktenoid pullarla kaplıdır. Sikloid pullar ense ve yanaklar üzerindedir. Yanal çizgi üzerinde 65-80 arası pul bulunur. Birinci solungaç yayı üzerindeki brankiospin sayısı 18-27 arası değişir. Dorsal yüzgeç araları geniştir. Dorsal yüzgeçte 8-10 adet diken ışın mevcuttur. II. dorsalde 1 diken ve 10-14 adet yumuşak ışın bulunur. Muzoda pul yoktur. Operkulumda gri-siyah leke mevcuttur. Preoperkulum ve operkulum üzerinde sert diken ışınlar vardır. Renk dorsalde koyu gri-esmer, ventralde beyazdır. Göz kemiğinin üstünde siyah lekeler mevcuttur. Ağız geniş, dişler damakta ve dilde bulunur. Renkleri sırt kısmında koyu gri-esmer, yanlarda gümüşi, karın bölgesinde beyazdır. Ergin bireylerin sırt kısmı lekesiz koyu renkte olurken, gençlerde bazen siyah lekeler olabilir. 1 m&#8217;ye kadar uzayabilen boyu ortalama 50 cm. olup, ağırlığı da 12 kg&#8217; a ulaşabilir (Uçal ve Benli, 1993). Tatlı sularda büyüyebilirler, fakat üreyemezler.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Levrekler 5-28 °C arası sularda yaşayıp 12-14 °C arasında yumurta bırakırlar. Doğal ortamda 1 kg&#8217;lık bir dişinin 293.000-358.000 adet yumurta bırakabildiği bildirilmişlerdir (Kennedy ve Fitzmaurice, 1972). Tuzluluk değişimlerine karşı dayanıklı olup, ‰3 tuzluluktan ‰50 tuzluluğa kadar yayılım gösterir. ‰0 tuzluğa adapte olabilir. Levreklerin düşük tuzluluk şartlarına adaptasyonu üzerine birçok çalışma yapılmış olup, bunlar adaptasyon teknikleri, düşük tuzlulukta beslenmeleri ve gelişimleri üzerinedir (Loy ve ark., 1996, Dendrinos ve Thorpe, 1985, Johnson ve Katavic, 1984).</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Levrek balıkları 1 yaşına gelene kadar gonadlarında bir gelişim gözlenmez. 13-15. aylarda testiküllerde ve ovaryumlar da farklılaşma başlar. Doğal şartlar altında levrekler hayatlarının ikinci yılında sperm salgılayabilirler. Ancak RGS değeri düşüktür. 3. yılda ise ergin bir birey gibi yüksek oranda sperm sağlayabilirler. Ovaryumlardaki farklılaşma, erkeklerde olduğu gibi 13-15 aylar arasında başlar ve nispeten daha uzun sürer (Brusle ve Roblin, 1984).</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Dişiler doğal şartlar altında ancak 3. yılda yumurta bırakabilir. Büyüme hızı bir yaş grubu bireylerinde en fazla durumdadır. Cinsi olgunluk dönemlerinde ağırlık artışının dişilerde erkeklerden daha fazla olduğu saptanmıştır. Üçüncü yaştan sonra alınan besinler gonad gelişiminde kullanılır. Akdeniz&#8217;de erkekler 2-3 yaş 25-30 cm boyda, dişiler 3-5 yaş, 30-40 cm boyda, Atlantik’te ise erkekler 4-7 yaş ve 32-37 cm boyda, dişiler ise 5-8 yaş ve 38-42 cm boyda cinsel olgunluğa ulaşırlar (Alpbaz, 1990). Levrek balıkları Akdeniz&#8217; de Ocak-Mart ayları arasında yumurta bırakırlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Levrek balıklarına sövraj ve ön büyütme döneminde balık ağırlığına ve sıcaklığa göre uygulanan besleme oranları ve yem büyüklükleri.</em></strong></p>
<table class="alignleft" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="132">
<p align="center"><strong>Dönem</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center"><strong>Yem Boyutu</strong></p>
<p align="center"><strong>(mikron)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center"><strong>Balık Ağırlığı</strong></p>
<p align="center"><strong>(gr)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center"><strong>Su Sıcaklığı</strong></p>
<p align="center"><strong>(<sup>0</sup>C)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center"><strong>Besleme Oranı</strong></p>
<p align="center"><strong>(%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">
<p align="center"><strong>Sövraj</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">80-200</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0.03-0.125</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">19-20</p>
</td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">8-10</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132"></td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">150-300</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0.125-0.165</p>
</td>
<td valign="top" width="76"></td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">8-10</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132"></td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">300-500</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0.165-0.420</p>
</td>
<td valign="top" width="76"></td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">6-8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">
<p align="center"><strong>Ön Büyütme</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">300-900</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0.420-0.640</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">19-21</p>
</td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">5-6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132"></td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">500-900</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0.640-0.950</p>
</td>
<td valign="top" width="76"></td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">4-5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132"></td>
<td valign="top" width="132">
<p align="center">500-1250</p>
</td>
<td valign="top" width="113">
<p align="center">0-950-1.200</p>
</td>
<td valign="top" width="76"></td>
<td valign="top" width="151">
<p align="center">4-5</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Ege Bölgesi koşullarında 4 aylık süreyi akuakültür tesislerinde geçiren levrek yavrularının ağ kafeslere çıktıktan itibaren 14-15 aylık sürede 3-4 gram ağırlıktan 370-420 gram ağırlığa ulaşmaktadırlar. Bu süre ve ağırlık artışı yetiştirme ortamının ekolojik şartlarına, kullanılan yemin içeriğine, balık stok yoğunluğuna, hastalık etkenleri ve larva kalitesi göre değişim gösterebilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kompleks bir yapı izleyen levrek yetiştiriciliğinde meydana gelen sorunlar canlının gelişiminin yeteri kadar bilinmemesinin yanı sıra yönetim ve üretim tekniklerinin eksikliklerinden de meydana gelmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Üretimlerde temin edilen yumurta ve larvaların kalitesi uygun şartlar sağlanarak kontrol altında tutulmalıdır. Cinsiyet kontrolü çalışmaları, suni seks dönüşümü için ideal periyodunun tayini ve ploidlik manuplasyonları için uygun deneysel şartlar (örneğin; monoseks üretimi için ginogenezis) üzerinde çalışılması gereken konulardır. Bu çalışmalara, premature dişilerin varlığının engellenmesi, deformasyon oranlarının azaltılması ve gelişimin yükseltilmesinin eklenmesi ile yeni ufuklar açılacaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Ayrıca, soy ve yumurtlamanın kalitesi üzerine anaç beslemenin etkileri ile ilgili çalışmalar oldukça hızlamıştır. Bu çalışmaların direkt sonucu, yumurta ve larval üretimin etkisini net bir şekilde arttıracaktır. Bunun yanı sıra ileri genetik çalışmalara hız verilerek, anaç seçim programları, çiftleştirme özellikleri ve yüksek kalite yem formulasyonları üzerine çalışmalar planlanmalıdır. Yetiştiricilik kalite ve kantititesinin arttırılması gelecekte uygulanacak bu tekniklerin başarısı ile ilgilidir.</p>
<p style="text-align: left;" align="justify">KAYNAK : Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Resm Web Sitesi &#8211; <a title="www.tarim.gov.tr" href="http://www.tarim.gov.tr/" rel="external" target="_blank">www.tarim.gov.tr</a></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/levrek-baliginin-biyolojisi-ve-yetistirme-teknikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAZAN YETISTIRICILIGI</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/sazan-yetistiriciligi</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/sazan-yetistiriciligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2012 16:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[Yrd. Doç. Dr. A. Şeref  KORKMAZ Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Su Ürünleri Bölümü, 06110 Dışkapı/ANKARA GİRİŞ  Ilıman iklim bölgelerinin ekonomik öneme sahip türü olan sazan (Cyprinus carpio Linnaeus, 1758), sıcağı sevmesinin yanında soğuğa da dayanıklı olup, entansif yetiştiricilik için çok uygundur. Az miktarda oksijene gereksinim duyması ve yetiştirme sırasında boylama, kepçeyle yakalanma ve tartım gibi işlemlere duyarlı<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/sazan-yetistiriciligi">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h1>Yrd. Doç. Dr. A. Şeref  KORKMAZ</h1>
<p>Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Su Ürünleri Bölümü, 06110 Dışkapı/ANKARA</p>
<p><strong>GİRİŞ </strong></p>
<p>Ilıman iklim bölgelerinin ekonomik öneme sahip türü olan sazan (<em>Cyprinus</em> <em>carpio</em> Linnaeus, 1758), sıcağı sevmesinin yanında soğuğa da dayanıklı olup, entansif yetiştiricilik için çok uygundur. Az miktarda oksijene gereksinim duyması ve yetiştirme sırasında boylama, kepçeyle yakalanma ve tartım gibi işlemlere duyarlı değildir ve kolayca yaralanmaz.4-30°C arasındaki su sıcaklığı değişimlerine kısa sürede uyum sağlar (1).</p>
<p>Sazan müstesna bir çevre toleransına sahiptir. 20 °C’nin üzerinde optimum büyümesine karşın, uzun süre &lt;1 °C su sıcaklığına ve ani sıcaklık değişikliklerine maruz kaldığında da yaşayabilir. Sazan ‰5 tuzlulukta (2) ve 5-9 arasındaki pH’larda rutin olarak büyümektedir (3). Tuzluluk deneysel olarak ‰12’ye çıkarıldığında da büyümesini sürdürmektedir  (4).</p>
<p>Türkiye’nin bütün bölgelerinde bulunan ve içsu balıkları üretimimizin önemli bir kısmını oluşturan türdür. Üretimin büyük kısmı Ege, İç Anadolu ve Güney Anadolu bölgesinden sağlanır. Ege bölgesindeki bazı su kaynaklarında l. yılda 350 g, 2. yılda 1500 g’ın üzerine ve 3. yılda da 2.5 kg’ın üzerine çıkabilmektedir. Sazan pazar büyüklüğüne Ege bölgesinde ikinci yılın sonunda, Avrupa koşullarında ise, bunun iki misli sürede ulaşabilmektedir (5).</p>
<p>Aynalı sazan olarak da adlandırılan kültür sazanı, doğal sazanının kültüre alınmış formudur. Doğal sazana göre daha yüksek sırtlı, tıknaz, vücudunun büyük kısmı pulsuz, pulları vücudunun değişik bölgelerine dağılmış ve yuvarlak, hızlı gelişen ve yapay yetiştiricilik koşullarına iyi uyum gösteren ve yem değerlendirmesi yüksek olan bir türdür. Türkiye’de 1970 yılından beri yetiştiriciliği  yapılmaktadır (6). Ancak, son yıllarda yeterli ilgiyi görmemektedir. 1988 yılında içsu balıkları yetiştiriciliğinin %50&#8217;sinden fazlasını (%55.48) oluştururken, son 10 yılda içsu balıkları üretimindeki payı gittikçe gerilemiş ve 1998 yılında %2.85&#8217;e düşmüştür (Tablo 1).</p>
<p><strong><em>Tablo 1. İçsu balıkları yetiştiriciliğinde sazanın payı (%) (7, 8)</em></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="104">
<p align="center"><em>Üretim (ton)</em></p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">1988</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1989</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1990</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1991</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1992</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1993</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1994</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">1995</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">1996</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">1997</p>
</td>
<td valign="top" width="85">
<p align="center">1998</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">Sazan</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">2200</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1033</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">1025</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">364</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">251</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">544</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">288</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">424</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">780</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">800</p>
</td>
<td valign="top" width="85">
<p align="center">950</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">İçsu balıkları</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">3965</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">3504</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">4348</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">4543</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">6680</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">7392</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">7265</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">13113</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">17960</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">27300</p>
</td>
<td valign="top" width="85">
<p align="center">33290</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">Sazan (%)</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">55.48</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">29.48</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">23.57</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">8.01</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">3.76</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">7.36</p>
</td>
<td valign="top" width="38">
<p align="center">3.96</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">3.23</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">4.34</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">2.93</p>
</td>
<td valign="top" width="85">
<p align="center">2.85</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Doğal</strong> <strong>Yaşam Ortamı, Yaş ve Büyüme Özellikleri</strong></p>
<p>Doğal yaşam alanı havuzlar, göller ve nehirlerdir (9). Su sıcaklığı ve yem durumuna bağlı olarak hızlı büyüyen bir balıktır. 20-25 yıl hatta 35-40 yıl yaşadıkları ve boylarının 1 m’nin üzerine çıktığı ağırlıklarının ise 25-30 kg’a ulaştığı bildirilmektedir (5,6).<strong> </strong></p>
<p><strong>Beslenme Özellikleri</strong></p>
<p>Sazan dipten beslenen omnivor bir balıktır. Besinlerini bentik su hayvanları, planktonlar, bitki parçaları ve bitkisel artıklar oluşturur. Dipteki küçük su canlılarını çamurla birlikte alıp, çamuru geri atar. Bu nedenle, çamur içinde oyuklar açar. Büyük sazanların bazı küçük balıkları yedikleri de gözlenmiştir (10). En iyi yem alımı ve değerlendirmesi, 16-25 °C su sıcaklıklarında ve özellikle 23-24 °C&#8217;de olur (6).</p>
<p><strong>Üreme</strong> <strong>Özellikleri</strong></p>
<p>Doğal ortamda gruplar halinde, göller ve yavaş akan nehirlerde su sıcaklığı 18-22 ºC olduğunda yumurtlar. Bitkilere yapışan yumurtalardan 3-4 günde larva çıkışı olur (9).</p>
<p>Yumurtlama Mayıs-Temmuz ayları arasında su sıcaklığı 18-20 ºC’ye ulaştığında sığ ve bol bitkili  su kesimlerinde olur. Sazanın üremesinde en önemli faktör su sıcaklığı olduğundan, Kuzey ülkelerinde nadiren ürer veya hiç üremez. Yumurtlama bir haftada tamamlanır. 1 kg vücut ağırlığına 200-300 bin yumurta bırakır. Yumurtaları şeffaf ve yapışkan olup yaklaşık 1 mm çapındadır. Şişmiş yumurtanın çapı 1.6 mm kadardır. Su bitkilerinin üzerine bırakılan yumurtalar 3-4 günde (60-70 günxderece) açılır. Yumurtadan çıkan larvaların boyu, 5 mm’dir. Yumurtadan çıkan larvalar 1-3 gün süreyle tutunma organları ile su bitkilerine tutunurlar. Bu süre sonunda, su yüzeyine çıkarak yüzme keselerini hava ile doldurup, yüzmeye ve yem almaya başlarlar. Önceleri bitkisel ve hayvansal planktonlarla (algler, rotiferler, küçük kabuklular) beslenirler. Boyları 18 mm olduğunda bentik organizmalarla beslenmeye başlarlar (10).</p>
<p><strong>SAZAN YETIŞTIRICILIĞINDE SU VE TOPRAK ÖZELLIKLERI</strong></p>
<p><strong>Su Özellikleri</strong></p>
<p><strong>Su miktarı (Suyun debisi)</strong></p>
<p>Sazan yetiştiriciliğinde en az, havuzları sürekli dolu tutacak, havuz tabanı ve duvarlarından sızmayla ve yazın buharlaşmayla oluşan kayıpları ve havuzlarda tüketilen oksijeni karşılayacak miktarda (0.5-1.0 lt/dk/ha&#8217;lık) su gereklidir. Su miktarı, havuz toprağının özelliğine ve iklim koşullarına göre değişmekle birlikte, havuz çıkışında oksijen miktarı 5-6 mg/lt&#8217;nin altına düşmeyecek şekilde olmalıdır. Havuzlara verilen su miktarı ne kadar fazla olursa stoklama yoğunluğu da o kadar fazla olur (1,5,6,11).</p>
<p><strong>Su kaynağı</strong></p>
<p>Sazan üretiminde akarsu, kaynak suyu, göl suyu, yeraltı suyu veya kısaca soğuk olmayan bütün sular kullanılabilir (5).</p>
<p>Akarsular, yüksek miktarda oksijen ve besleyici madde içermelerine rağmen, sel ve taşkınlara açık olmaları ve tarım ilâçları sızıntılarını taşıma riskleri nedeniyle, dikkatli kullanım gerektirir. Ayrıca, evsel veya sanayi atık sularıyla kirlenme riskine ve mevsimlere bağlı olarak su seviyesindeki düşmelere de dikkat edilmesi gerekir. Gerektiğinde akarsudan alınan suyun havuzlara verilmeden önce dinlendirilmesi gerekebilir.</p>
<p>Durgun sular sıcaklıkları nedeniyle, sazan üretiminde en çok tercih edilen sulardır. Özellikle üreme zamanında kullanılmalıdırlar.</p>
<p>Kaynak suları oksijence fakir oldukları gibi zehirli gazlar içerme riskine de sahiptirler. Su sadece oksijen açısından fakir olduğunda, suya düşüler yaptırılmak suretiyle oksijen miktarı artırılabilir. Bu şekilde, zararlı gazların bir kısmı da uçurulabilir. Fazla miktarda zehirli gaz veya demir ve kurşun gibi ağır metal içeren sular, sazan yetiştiriciliği için uygun değildirler. Kaynak suları sel, taşkın ve yağmurlarla bulanarak mil ve çamur taşımadıkları gibi parazit ve hastalık mikrobu da taşımazlar.</p>
<p>Artezyen suları ve pompa ile çıkarılan yeraltı suları da sazan üretiminde kullanılabilir. Ancak, yeraltı sularının yetiştiricilikte kullanılması düşünüldüğünde, maliyet analizinin iyi yapılması gerekir.  Sıcaklığı uygun olmak koşuluyla birçok su kaynağının sazan üretiminde kullanılması mümkün olduğundan, sazan üretimi için belirli ölçülerle sınırlandırılmış herhangi bir su kaynağı tavsiye etmek zordur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SAZAN ÜRETİMİNDE KULLANILAN HAVUZLAR</strong></p>
<p>Toprak havuzlar, fitoplankton, zooplankton ve diğer su canlılarının gelişmesi için uygun olduğundan, sazan yetiştiriciliğinde tercih edilmektedir. Havuz yetiştiriciliğinde, besin maddelerinin %50&#8217;si havuzlardan ve %50&#8217;si de yapay yemlerden sağlanmaktadır (12). İsrail&#8217;de verimliliğin %20&#8217;sinin havuzlardan, %20&#8217;sinin gübrelemeden ve %60&#8217;ının da yapay yemlerden ileri geldiği hesaplanmaktadır (13). Toprak havuzlar doğal besin kaynağı oldukları gibi, yatırım maliyetleri de düşüktür. Avrupa koşullarında ekstansif üretimde 600 kg/ha verimin 2/3&#8217;ünün havuz verimliliğinden ve 1/3&#8217;ünün de yapay yemlemeden kaynaklandığı kabul edilir. Buna göre, toprak havuzlarda, l kg sazan üretimi için 3-4 kg hububatla tamamlayıcı yemleme yapılması gerekir (5).</p>
<p><strong>Yapılış Şekillerine</strong> <strong>Göre Sazan Havuzları </strong></p>
<p><strong>Teras şeklinde havuzlar</strong></p>
<p>Meyilli arazilerde kurulan, üç tarafları duvarla çevrili ve alt duvarı yan duvarlarından yüksek olan havuzlardır. Arazi meyilinin çok olduğu durumlarda yan duvarlar yüksek yapılmalıdır. Su baskını tehlikesi nedeniyle, havuzların dere ve akarsu yataklarına yapılması uygun olmaz (5,6).</p>
<p><strong>Baraj tipi havuzlar</strong></p>
<p>Akarsu eteği, bataklık ve benzeri düz yerlerde yapılan dört duvarlı havuzlardır. Havuz arazisinin toprağı yumuşak olduğundan,  duvarları teras ve baraj tipi havuzlara göre daha geniş olmalıdır (5,6).</p>
<p><strong>Çeltik tavası şeklinde havuzlar</strong></p>
<p>Sel tehlikesi olmayanan küçük akarsu etekleri veya derelere enine duvar (set) inşa edilerek yapılan su toplama göletine benzer havuzlardır (5,6).</p>
<p><strong>Kullanım Amaçlarına Göre Sazan Havuzları</strong></p>
<p><strong>Yumurtlatma havuzları</strong></p>
<p>Yumurtlatma havuzları; işletmenin tipine, kurulduğu arazinin büyüklüğüne ve  kapasitesine göre farklı büyüklüklerde olabilir. Yumurtlatma havuzlarının işletmenin güneşli ve rüzgârsız yerine tesis edilmesi ve etrafının yüksekçe çitle çevrilmiş olması, doğal yemlerin gelişmesi ve larvaların zararlılardan korunması açısından önemlidir. Sazanların yumurtlamasında, su girişinin müstakil olduğu Dubisch ve Hofer tipi havuzlar kullanılmaktadır (5,6,11).</p>
<p><strong>Dubisch havuzları</strong></p>
<p>Dubisch tipi, en yaygın yumurtlama havuzudur. Dubisch havuzlarının etrafında meyilli duvarları boyunca 30-40 cm genişliğinde 20- 30 cm derinliğinde dört tarafını çevreleyen bir kanal vardır. Havuzun ortasında yumurtlama yatakları olarak adlandırılan otlu kısım bulunur. Dubisch havuzları kare şeklinde genellikle 100 m<sup>2</sup> nadiren 250 m<sup>2</sup> büyüklüğündedir. Havuzun derinliği ortada 30-40 cm ve yan kanallarda 60-70 cm’dir.</p>
<p>Dubish havuzları yumurtlama mevsimi dışında kuru tutulur. Havuzun orta kısmına suya dayanıklı sert çayır otları (<em>Lolium perenne</em>) ekilerek su doldurma zamanına kadar büyümeleri sağlanır. Otların boyu, 10 cm kadar olmalıdır. Damızlık balıklar otlar üzerine yumurtladıktan sonra su seviyesi düşürülerek, damızlıkların otsuz kanallarda toplanması ve buradan kolayca alınmaları sağlanır. Yumurtalar açılıp larva çıkışı olduktan bir hafta sonra larvalar, yumurtlama havuzlarının alt tarafındaki larva havuzlarına su akışıyla kayıpsız olarak alınır.</p>
<p><strong>Hofer havuzları</strong></p>
<p>Hofer havuzları genellikle soğuk bölgelerde kullanılır. Hofer havuzlarının duvarları su çıkış savağının önünde 0.8-1.0 m yüksekliktedir. Havuz tabanı yanlara doğru eğimlidir. Sığ kesim balıkların yumurtlama yeri olup, su bitkileri ile örtülüdür. Balıklar eğim nedeniyle, kendileri için uygun olan yumurtlama derinliğini ve ani hava değişikliklerinde de kendileri için uygun korunma yerini seçme şansı bulurlar.</p>
<p><strong>Ön yavru büyütme (larva) havuzları</strong></p>
<p>Larva havuzları, 100-1000 m<sup>2</sup> büyüklüğünde, larvaların 3-8 hafta (genellikle 4-5 hafta) süreyle tutuldukları küçük ve sığ havuzlardır. Ancak, küçük olmaları kontrol açısından tercih edilmelidir (5,6,11).</p>
<p><strong>Yavru büyütme havuzları</strong></p>
<p>Yavru büyütme havuzları; yavruların 5-6 cm oluncaya kadar tutuldukları, larva havuzlarından biraz daha büyük (400 m<sup>2</sup> ile 5 ha arasında genellikle 1 ha&#8217;dan küçük) ve su giriş-çıkışının fazla olmadığı havuzlardır. Kışı soğuk geçen ve kışlatma havuzu bulunmayan işletmelerde, yavru büyütme havuzlarının kıyı kesimlerinde derinlik 1.5-2.0 m yapılarak yavruların kışı sorunsuz olarak geçirmeleri sağlanır (5,6,11).</p>
<p><strong>Büyütme havuzları</strong></p>
<p>Bir yaşlı sazanların stoklandığı derinlikleri 1.0-3.0 m arasında değişen havuzlardır. Büyüklükleri 4000 m<sup>2</sup>’den hektarlara kadar değişir. Ancak, 400-500 m<sup>2</sup> büyüklükte çok sayıda küçük havuz yapılması kontrolün kolay olması nedeniyle tercih edilmelidir (5,6).</p>
<p><strong>Bakım ve besleme havuzları</strong></p>
<p>İki yaşını tamamlayan sazanların stoklanarak pazar ağırlığına ulaştırılması için yoğun olarak beslendikleri havuzlardır (5).</p>
<p><strong>Kışlatma havuzları</strong></p>
<p>Kış mevsiminin uzun sürdüğü soğuk bölgelerde kullanılır. Sazan balıkları su sıcaklığı 10-12 °C’nin altına düşünce, kışlatma havuzlarına alınırlar. Kışlatma havuzlarında yemleme yapılmadığından stoklama oranı yüksek tutulur. Kışlatma havuzlarının derinliği, 2-3 m arasında, büyüklüğü ise stoklanacak balık miktarına göre değişir. Kışlatma havuzlarında stoklama; 5-10 adet /m<sup>2</sup> S<sub>1 </sub> ve 2-4 adet /m<sup>2</sup> S<sub>2 </sub>olacak şekilde yapılır. Oksijen tüketiminin artmaması için havuzların tabanında bitki ve çamur olmamalıdır. Ayrıca, su sirkülasyonunun iyi olması için su giriş ve çıkışı diagonal olarak yapılmalı ve su akışı yüksekten olmalıdır. Havuz duvarlarında %45 meyil olmalıdır. Su sıcaklığı 10 °C’nin üzerine çıktığında, sazanlar kışlatma havuzlarından alınır (5,6,11).</p>
<p><strong>Stok ve pazarlama havuzları</strong></p>
<p>Üretim havuzlarından hasat edilen balıkların pazarlanıncaya kadar bir kaç gün süreyle tutuldukları 500-1000 m<sup>2</sup> büyüklüğünde, zemini toprak, beton veya taş blokaj havuzlardır. Havuzlara bol miktarda temiz su verilerek balıklardaki muhtemel çamur kokusu giderilmiş olur. Stok ve pazarlama havuzlarında tutulan balıklara yem verilmediğinden, pazarlama süresinin çok uzun olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, balıklarda ağırlık kaybı olur. Stok ve pazarlama havuzlarına 5-15 kg/m<sup>2 </sup>oranında stoklama yapılır. Su akışı, havuz suyunu en az günde iki defa değiştirecek şekilde düzenlenir. 1 kg balık için 10-15 lt/dk&#8217;lık su akışı, çamur kokusunun giderilmesi için yeterli olur (5).</p>
<p><strong>Damızlık havuzları</strong></p>
<p>Damızlık havuzlarının büyüklükleri işletmenin damızlık ihtiyacına göre değişir. Derinlikleri, 1 m kadardır. Damızlık havuzlarına verilecek su temiz ve sıcaklığı 15-17 °C olmalıdır. Üreme dönemi yaklaştığında su sıcaklığı çeşitli uygulamalarla 18-20 °C&#8217;ye çıkarılır.</p>
<p><strong>Sazan Havuzlarının Yapısal Özellikleri </strong></p>
<p><strong>Havuz büyüklüğü</strong></p>
<p>Küçük havuzlar, büyük havuzlardan daha verimlidir. 10 hektardan büyük havuzlar da iyi bakım ve gübreleme ile 1 hektar büyüklüğündeki havuz kadar verimli olabilir. Büyük havuzlarda mekanizasyon, verimli ve ucuz işgücü temin eder. Ancak, hastalıklarla mücadele bakımından büyük havuzlar daha masraflıdır. Büyük havuzlarda dezenfeksiyon zordur. Sazan havuzları alabalık havuzlarına göre daha büyüktür. Ancak, son yıllardaki eğilim, az sayıda büyük havuz yerine çok sayıda küçük havuz kullanma şeklindedir. Küçük havuzların en önemli avantajı, denetimin kolay olması ve herhangi bir hastalık görülmesi durumunda az sayıda balığın zarar görmesidir. Ancak, havuz büyüklüğünü su, arazi, toprak özellikleri ve işletmenin tipi gibi değişik faktörler etkilediğinden havuz büyüklüğüyle ilgili kesin bir ölçü vermek zordur. Asya&#8217;dan Uzak-Doğuya gidildikçe sazan havuzları küçülmektedir. Avrupa&#8217;da 5.000 m<sup>2</sup>&#8216;den büyük, Güney Avrupa&#8217;da ise 4-5 hektara varan büyüklüktedir. Çinde 1.000-4.000 m<sup>2</sup> arasında olan sazan havuzları, sazanın en iyi geliştiği Java adasında, 30 m x 50 m boyutlarındadır. Afrika&#8217;da aile işletmelerinde ise daha küçüktür. Görüldüğü gibi sazan havuzlarının büyüklüğü bölgenin özelliklerine göre değişmektedir (5,6,11).</p>
<p><strong>Havuz derinliği</strong></p>
<p>Sazan havuzlarının derinliği de arazi ve toprak özellikleri, iklim durumu ve hafriyat giderleri gibi ekonomik faktörlere bağlıdır. Genel kural, balık büyüdükçe havuz derinliğinin arttığıdır. Büyük sazanlar 30 cm&#8217;den daha sığ kıyıları kullanamazlar. Büyük sazanların yerleştirildiği havuzlarda sığ kıyılar mümkün olduğu kadar az olmalıdır. Büyütme havuzlarının derinliği 50-100 cm besleme havuzlarının derinliği ise, 150 cm civarında olmalıdır. Sığ havuzların faydaları olduğu kadar zararları da vardır. Faydaları;</p>
<p>&#8211; Daha iyi ışık geçirgenliği ve daha yüksek sıcaklık sağlamaları,</p>
<p>&#8211; Fitoplankton gelişmesini teşvik etmeleri,</p>
<p>&#8211; Daha iyi su sirkülasyonu ve daha iyi havalanma sağlamaları ve</p>
<p>&#8211; Az hafriyat gerektirdiklerinden ucuz olmaları</p>
<p>şeklinde sıralanabilir. Sakıncalı yönleri ise,</p>
<p>&#8211; Soğuk bölgelerde havuz yüzeyinin buz tutması nedeniyle buz tabakası altında kısa sürede oksijen yetersizliği görülmesi,</p>
<p>&#8211; Saz ve kamış gibi sert su bitkilerinin gelişmesinin hızlı ve büyük miktarda olması,</p>
<p>&#8211; Havuza gelen suyun azalması veya kısa vadeli kesilmesi durumunda alçalan su seviyesinin balıklar için zararlı olabilmesi,</p>
<p>&#8211; Doğal yem üretimi için havuzlara verilen gübrenin büyük kısmının sazlar ve kamışlar tarafından tüketilmesi ve</p>
<p>&#8211; Küçük balıkların sazlar ve kamışlar arasına yerleşen yılan ve kaplumbağalar tarafından zarar görme riski</p>
<p>olarak sayılabilir (5,6).</p>
<p><strong>Havuz duvarları &#8211; setler</strong></p>
<p>Sazan havuzlarının duvarlarının meyili; duvarın hafriyatına ve yığılacak toprak miktarına, toprağın yapısına, havuz büyüklüğüne ve bölgenin iklim koşullarına göre 1/2-1/4 arasında değişir. Meyil 1/2&#8217;den fazla (b&gt;45°) olduğunda, duvar toprakları havuz içerisine dökülür. Havuz alanı büyüdükçe meyil de 1/2&#8217;den 1/4&#8217;e düşer. Duvarların dış tarafında 1/1&#8217;lik meyil olması yeterlidir (5).</p>
<p>Havuz duvarları yığma toprak olduğunda, iyi sıkıştırılmış olmalıdır. Toprağın yığıldığı taban kısmında ot, humus tabakası ve çalı benzeri bitkiler bulunmamalıdır. Yığma yapılacak yüzeydeki ot ve bitkiler 15-20 cm derinliğe kadar temizlenir. En iyisi, duvar yapılacak kısımda 1.0-1.5 m genişliğinde ve 30-40 cm eninde bir şerit açmak ve killi toprağı bu şerit üzerine yığmaktır. Yeterince killi toprak bulunamazsa, duvarın 40-50 cm genişliğindeki kısmının killi topraktan yapılması uygun olur. Duvar toprağı az killi ve geçirgen ise duvar daha kalın yapılmalı ve ot tohumu ekilip kuvvetlendirilerek erozyon önlenmelidir (5).</p>
<p>Havuz yapımında taban verimli, yan duvarlar ise verimsiz topraklardan yapılmalıdır. Havuz duvarları, %5-10 oturma ve çökme payı dikkate alınarak su seviyesinden 40-60 cm kadar yüksek olmalıdır. Havuz duvarlarının taban ve üst kısımlarının genişliği, arazinin meyiline, toprağın yapısına, havuzun büyüklüğüne, işletmenin tipine ve kapasitesine bağlı olarak değişir. Yemleme ve hasatın kolay olması için havuz duvarlarının üst kısımları geniş olmalıdır. En iyisi birkaç havuza hizmet edecek şekilde havuz aralarında 3-4 m genişliğinde, betondan veya sertleştirilmiş setler yapılmasıdır. Bu şekilde, araç geçişi de sağlanmış olur. Sızmaya ve çatlamaya neden olacağından, havuz duvarlarına ağaç dikilmemelidir. Rüzgârın oluşturacağı toprak erozyonunu önlemek için ağaç dikilmesi gerekiyorsa, duvarların arka tarafında emniyetli mesafe bırakılmalıdır (5,6)</p>
<p><strong>Çevre kanalları</strong></p>
<p>Sazan havuzlarındaki çevre kanalları, besin maddelerinin su akıntısıyla havuzdan akıp gitmesini önlemek ve havuzları sel ve taşkından korumak için yapılır. Çevre kanalları, balık hasatının rahat yapılabilmesi için hasat çukuruna devamlı su sağlanmasında da yardımcı olur. Çevre kanallarının derinliği ve genişliği, havuzun büyüklüğü ve suyun debisine göre değişir. Çevre kanallarının yapımında yağmur suyu da dikkate alınmalıdır. Çevre kanallarının meyili, kanalın derinliğine bağlıdır. Kanal derinliği arttıkça meyil azalır. Çevre kanallarının kenar meyili genellikle 1/1&#8217;dir. Ancak, gevşek topraklarda ve büyük su akıntısı tehdidi olan yerlerde meyil, 1/1.5 olmalıdır. Aşınma nedeniyle, çevre kanallarının havuz duvarlarına çok yakın olarak inşa edilmemesi gerekir. Kanallardaki aşınmayı önlemek için kanal tabanına kil takviye edilir. Çevre kanalları su sızdırdıklarında, havuzlar tam olarak kurutulamayacağından, iyi bir bakım ve dezenfeksiyon yapılamaz. Çevre kanallarının su sızdırması durumunda, havuzdaki su seviyesi düştüğü gibi havuzun çukur yerleri su ile dolduğundan, buralardaki saz ve kamışların sürekli büyüme olanağı bulmaları nedeniyle, ot savaşı engellenir (5).</p>
<p><strong>Havuz tabanı</strong></p>
<p>Sazan havuzlarının tabanında ‰3 meyil olması yeterlidir. Eğim, ‰1&#8217;den az olduğunda, havuz suyu tamamen boşaltılamaz. ‰5&#8217;den fazla meyil olduğunda, havuzun verimli çamur tabakası derinlere doğru kayar. Havuz tabanının ortasında ana drenaj (su boşaltım) kanalı bulunur. Kanalın büyüklüğü ve derinliği havuz büyüklüğüne göre değişir. 1-3  ha büyüklüğünde havuz için 45-60 cm derinlik ve 90-140 cm genişlik yeterlidir. Havuzların bakım, dezenfeksiyon ve gübreleme işlemlerinin makinayla ve kolaylıkla yapılmasını sağlamak için havuz tabanında sayıları havuz büyüklüğüne göre değişen ve ana drenaj kanalına açılan kenardan ortaya doğru balık sırtı şeklinde boşaltım kanalları bulunur (5).</p>
<p><strong>Su girişi ve çıkış savakları</strong></p>
<p>Su akışının kontrolü, havuza yabancı ve zararlı balık girişini engellemek için gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağladığından, havuza su girişinin mümkün olduğu kadar yüksekten olması arzu edilir.</p>
<p>Havuzdan su çıkışı, boşaltım savakları ile sağlanır. Boşaltım savakları havuz suyunun seviyesinin ayarlanmasına ve havuz suyunun boşaltılmasına hizmet eder. Çıkış savağı, ahşap veya betondan yapılır. Çıkış savağı, ana drenaj kanalının sonunda ve havuz duvarının alt kısmından (duvardan) biraz içeridedir. Duvarla savak arasındaki mesafenin en az 30-50 cm olması önerilir. Su çıkış savağı dikdötgen prizma şeklinde olup, arka arkaya üç kapağın konulmasına yarayan 3 yiv (yuva) bulunur. 1. yive balıkların kaçmasını engellemek için demir tel ızgara, 2. ve 3. yivlere 10-20 cm genişliğinde ve üst üste konulduğunda su sızdırmayacak şekilde birbirine geçmeli tahta kapaklar yerleştirilir. 1. yive yerleştirilen tel ızgara havuzdaki su derinliği kadar yükseklikte olabileceği gibi su yüzeyinden tabana doğru belli bir yüksekliğe kadar da olabilir. Tahta kapaklar, havuzdaki su seviyesini ayarlamaya ve havuz suyunu tabandan veya üstten boşaltmaya yarar. Su çıkış savağının tabanına balıkların zarar görmemesi için tercihen plastik su tahliye borusu monte edilir (5).</p>
<p><strong>Balık toplama yeri ve hasat çukuru</strong></p>
<p>Balık hasat çukuru, ana tahliye kanalının bitiminde su çıkış savağının önünde ana tahliye kanalı genişletilerek ve derinleştirilerek daha derin ve geniş kanal şeklinde yapılabilir. Hasat çukurunun tabanı ve duvarları taş blokaj veya betondan yapılır.  Çevre kanalından sürekli gelen taze suyla beslenme şansı ve çevre kanalının bir parçası olarak düşünülmesi nedeniyle, hasat çukuru genellikle havuz dışına yapılır. Bu durumda, su çıkış borusunun çapı, 25-30 cm olmalıdır.Hasat çukurunun boyutları, havuzun büyüklüğüne ve işletmenin kapasitesine (hasat edilecek balık miktarına) bağlı olarak değişir. 10 ha büyüklüğündeki bir havuz için 0.5-1.0 m eninde ve 2.30-2.00 m boyunda bir hasat çukuru yeterlidir. Hasat çukurunun temel özelliği, hasatın kolay yapılmasını sağlamasıdır. Hasat çukurunda hasat edilen balıklar, yakınındaki toplama yerine taşınarak taze suya yerleştirilirler. Böylece çamur kokusundan arındırılmış olurlar (5,6).<strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SAZAN YEMLERİ VE BESLEME</strong></p>
<p>Sazan yetiştiriciliğinde en çok uygulanan yöntem, en eski olmasına rağmen durgun su yetiştiriciliğidir. Sazanlara verilecek günlük yem miktarı; havuzda  mevcut doğal yemin miktarına ve balık populasyonunun besin maddesi ihtiyacına  bağlıdır.</p>
<p>Havuzdaki doğal yemin miktarı;</p>
<p>&#8211; Havuzun verimliliğine,</p>
<p>&#8211; Çevre koşullarına ve</p>
<p>&#8211; Mevsimlere</p>
<p>bağlı olarak değişir. Besin maddesi ihtiyacı ise,</p>
<p>&#8211; Su sıcaklığına,</p>
<p>&#8211; Balık büyüklüğüne ve</p>
<p>&#8211; Stoklama oranına</p>
<p>bağlıdır. Bu faktörler dikkate alınıp sazan havuzlarında tamamlayıcı yemleme yapılır (5).</p>
<p><strong>Tamamlayıcı Yemler </strong></p>
<p><strong>Yeşil bitkiler</strong></p>
<p>Sazanlar yeşil yemlerin genellikle yumuşak kısımlarını tüketirler. Ancak, yeşil yem bitkileri, tek başına tamamlayıcı yem olarak kullanılmazlar. Genellikle rasyon içerisinde verilirler.</p>
<p><strong>Sulu yemler</strong></p>
<p>Sazan yetiştiriciliğinde tamamlayıcı yem olarak kullanılan suyu yemler, her türlü mutfak artıklarından oluşur.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kök ve yumru yemler</strong></p>
<p>Kök ve yumru yemlerden en çok kullanılanı, patatestir. İnsan tüketimi için kullanılmayan küçük ve parçalanmış patatesler, sazan beslemede kullanılır. Patatesin su kapsamı yüksek olduğundan, 4 birim patates 1 birim mısıra eşdeğerdir.</p>
<p><strong>Dane yemler</strong></p>
<p>Dane yemler, sazan beslemede kullanılan en önemli tamamlayıcı yemlerdir. Fiyatları zamana ve bölgeye göre değiştiğinden, insan tüketimi için değeri az ve fiyatı uygun olan dane yemler balık yemi olarak kullanılır. Dane yemler kırılmış veya ıslatılmış (yumuşatılmış) olarak özellikle büyüme mevsiminin başlangıcında ve henüz balıkların iştahının az olduğu zamanda verilirler. Yaz sonunda sular ısındığında, kırılmadan ıslatılmış olarak verilirler.</p>
<p>Baklagil daneleri proteince zengindir. Bileşimindeki alkoloidler nedeniyle ahır hayvanları için uygun olmayan acı bakla, sazan için zararsız ve oldukça değerlidir.</p>
<p>Mısır, sazan için uygun bir dane yemdir. Mısırla besleme yapılırken mısırın öğütülmesine gerek yoktur. Öğütme sonunda hazmolması yükselmediği gibi lezzeti de azalmaktadır. Mısır kaba yemle karıştırılacaksa, öğtülmesi veya kırılması faydalı olur.</p>
<p>Arpa, daima ıslatılmış olarak verilmelidir. Arpa tek başına tamamlayıcı yem olarak veriliyorsa, sert arpa hariç öğütülmesi gerekmez.</p>
<p>Buğday, %15 protein ve %74.3 nişasta değerlidir ve hemen hemen mısırla aynı besleme değerine sahiptir. Bazen çiğnenmeden ve hazmolmadan dışarı atıldığından, kırılması gerekebilir. Ancak, kırma işlemi, lezzetini azaltmasına rağmen, tüketim miktarını ve ağırlık artışını önemli düzeyde etkilemez. Buğday, mısırın yerine kullanıldığında %7-10 oranında fazla verilmesi gerekir.</p>
<p>Pirinç, mükemmel bir sazan yemi olup, %85-89 oranında hazmolur. İnsan tüketimi için uygun olmayan kırık pirinçler ve pirinç artıkları sazan yemi olarak kullanılabilir. 4.5-8.0 kg pirinçle 1 kg ağırlık artışı hesaplanır.</p>
<p>Yulaf, tek başına tamamlayıcı yem olarak kullanılmaz. Lezzetli olması nedeniyle, karma yemlerde mısırın 3/4&#8217;ü yerine kullanılabilir. Mısırın tamamı yerine kullanıldığında, mısırın 3/4&#8217;ü kadar ağırlık artışı sağlar. Yulaf ortalama %11.5 protein ihtiva eder ve nişasta değeri 58&#8217;dir.</p>
<p>Dane yemler, düzenli rasyonlar içinde verilmelidir. Proteince zengin yemler karbonhidratça zengin yemlerle birlikte verilmelidir. Karma yemlerdeki proteinin 1/7-1/8&#8217;inin dane yemlerle karşılanması uygundur.</p>
<p><strong>Değirmencilik kalıntıları</strong></p>
<p>Değirmencilik kalıntıları ortalama %12 ham protein içerirler. Yaklaşık olarak 4 kg değirmencilik kalıntısı ile 1 kg sazan üretimi hesaplanır.</p>
<p><strong>Pelet yemler</strong></p>
<p>Pelet yemler, sazan üretim tekniğine göre tamamlayıcı yem veya tam yem olarak kullanılırlar. Normal pelet yemler 1-3 dk içerisinde suda eriyip dağıldıklarından, diğer yemlere üstün özelliklerini kaybederler. Karma pelet yemlere %4-5 oranında buğday glüten unu katılması, peletlerin en az 20 dk suda dağılmadan kalmalarını sağlar. Buğday glüten unu pelet bağlayıcı özelliğinin yanı sıra rasyona protein katkısı da sağlar. Glüten unu pahalı olduğundan, rasyona %10-12 oranında iyi öğütülmüş buğday unu da katılabilir. Peletin suda dağılmaması rasyona katılan buğdayın ıslatılma derecesine bağlıdır. %3-5 oranında buharla preslenen peletler, suda yaklaşık 20 dk dağılmadan kalırlar. Pelet bağlayıcı olarak buğday glüten unu kullanılmasınnın başlıca sakıncaları; pahalı olması, proteininin lisin ve metionince fakir olması nedeniyle dengelenmesinin zor oluşu ve yaş olarak kullanılması zorunluluğudur.</p>
<p>Pelet yem rasyonlarına %10-15 oranında balık unu katılması, üretim miktarını etkiler. Rasyona katılan balık unu %20&#8217;yi geçtiğinde, miktarı önemli miktarda artmaktadır. Ancak, balık unu artışı ile elde edilen balık üretimi artışını ekonomik açıdan değerlendirmek gerekir. Bunun yanı sıra protein kaynağı olarak balık unu kullanılmadığında da önemli sorunlar yaşanmaktadır. En önemli sorun, alternatif protein kaynağı bulmaktır. Balık ununa göre ucuz olan değirmencilik kalıntıları ile yemi ucuzlatmak mümkündür. Entansif sazan üretiminde protein ve enerji kapsamı yüksek yemler kullanılır. Sazan yemlerinin yapısal özellikleri Tablo 3&#8217;de toplu halde verilmiştir.<strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>Sazanların Yemlenmesi</strong></p>
<p>Sazan balıklarına verilecek günlük yem miktarı;</p>
<p>&#8211; Balık büyüklüğü,</p>
<p>&#8211; Su sıcaklığı,</p>
<p>&#8211; Su miktarı,</p>
<p>&#8211; Su kalitesi (suyun O<sub>2</sub> miktarı),</p>
<p>&#8211; Stoklanan balık sayısı,</p>
<p>&#8211; Besleme süresi ve</p>
<p>&#8211; Üretim tekniğine</p>
<p>göre düzenlenir. Balık ağırlığına göre verilecek yem miktarı, Tablo 4&#8217;de gösterilmiştir. Pratik olarak su sıcaklığının1/10&#8217;u oranında (25 °C su sıcaklığında  %2.5, 20 °C su sıcak-lığında %2) yemleme yapılabilir. Yemin fazla sayıda öğünde verilmesi iş gücünü artır-makta ancak, yemin iyi değerlendirilmesini sağlamakta ve büyümeyi artırmaktadır. Yetiştiricilikte sabah ve akşam üzeri olmak üzere iki yemleme uygulanmaktadır (6).<strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Tablo 3. Sazan yemlerinin yapısal özellikleri (%) (5) </em></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="132"><strong>Yem</strong></td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center"><strong>Nem</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center"><strong>H. Protein</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="47"><strong>H. Yağ</strong></td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center"><strong>H. Kül</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center"><strong>H. Sellüloz</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center"><strong>Metabolik enerji</strong></p>
<p align="center"><strong>(Kcal/kg)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Mısır</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">13.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">9.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">4.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">2.5</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">3460</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Buğday</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">12.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">13.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">3110</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Buğday kırığı</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">14.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">15.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">3.5</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">5.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">10.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">2120</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Soya küspesi</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">13.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">45.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">0.5</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">6.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">6.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">2650</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Pamuk küspesi</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">10.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">48.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">1.5</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">6.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">5.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">2650</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Balık unu</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">8.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">63.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">10.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">16.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">3500</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Tavuk kesim artıkları</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">7.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">60.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">13.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">18.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">3550</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Tavuk altlığı</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">15.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">20.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">23.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">20.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">1500</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Tüy unu</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">9.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">80.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">5.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">3.5</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">2900</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Yağ</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">3.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">95.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">8000-9000</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="132">Pelet</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">-</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">28.0-40.0</p>
</td>
<td valign="top" width="47">
<p align="center">3.0-4.0</p>
</td>
<td valign="top" width="66">
<p align="center">10.0-12.0</p>
</td>
<td valign="top" width="76">
<p align="center">2.0-6.0</p>
</td>
<td valign="top" width="161">
<p align="center">8000-9000</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em>Tablo 4. Sazanlarda canlı ağırlığa göre verilecek günlük yem miktarı ve öğün sayısı</em></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center"><strong>Ort. Canlı Ağırlık</strong></p>
<p align="center"><strong>(g)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center"><strong>Verilecek Yem Miktarı</strong></p>
<p align="center"><strong>(Canlı ağırlığın %&#8217;si olarak)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center"><strong>Yemleme Periyodu</strong></p>
<p align="center"><strong>(Öğün Sayısı)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">   £ 10</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">10.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">1 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">10 &#8211; 20</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">8.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">1 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">20 &#8211; 30</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">6.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">1 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">30 &#8211; 50</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">5.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">1 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">  50 &#8211; 100</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">4.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">2 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center"> 100 &#8211; 600</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">3.5</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">2 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">  600 &#8211; 1000</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">2.5</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">2 saatte bir</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="142">
<p align="center">         &gt;1000</p>
</td>
<td valign="top" width="230">
<p align="center">2.0</p>
</td>
<td valign="top" width="233">
<p align="center">2 saatte bir</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>SAZAN YETİŞTİRME TEKNİKLERİ</strong></p>
<p>Sazan değişik yetiştirme teknikleri uygulanarak; havuzlarda, polikültür olarak,sıcak sularda, akarsular ve göllerde kafeslerde ve atık şehir suyunda yetiştirilmektedir (5,6).</p>
<p><strong>Havuzlarda Yetiştiricilik</strong></p>
<p>Havuzlarda sazan yetiştiriciliğinde kısmi ve tam olmak üzere başlıca iki işletme tipi görülür. Kısmi işletmeler, yavru işletmeleri veya bir yada iki yıllık yetiştirme ile yemeklik balık üreten besi işletmeleridir. Tam işletmeler, yumurtadan yemeklik balık üretimine kadar bütün yetiştirme aşamalarını yapan işletmelerdir. Tam işletmelerde, 30-50 ha&#8217;lık havuz alanının 3 yıllık yetiştirme periyodundaki kullanımı  Tablo 7&#8217;de gösterilmiştir.</p>
<p><strong><em>Tablo 7. Tam işletmede 3 yıllık yetiştirme periyodunda sazan havuzlarının kullanımı (5,6,11,16)</em></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="217">
<p align="center"><strong>Yetiştirme Yılı-Havuz Tipi</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center"><strong>Kullanılan Havuz Alanı (%)</strong></p>
</td>
<td valign="top" width="170">
<p align="center"><strong>Toplam Alan (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="top" width="605"><strong>1. Yetiştirme Yılı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Üreme Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">0.25</p>
</td>
<td valign="top" width="170">
<p align="center">  13.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Ön Yavru (Larva) Büyütme H.</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">2.75</p>
</td>
<td valign="top" width="170">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Yavru Büyütme Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">10.00</p>
</td>
<td valign="top" width="170">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="top" width="605"><strong>2. Yetiştirme Yılı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Büyütme Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">23.00</p>
</td>
<td valign="top" width="170">
<p align="center">26</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Kışlatma Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">3.00</p>
</td>
<td valign="top" width="170">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" valign="top" width="605"><strong>3. Yetiştirme Yılı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Besleme Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">60.00</p>
</td>
<td valign="top" width="170">
<p align="center">61.00</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="217">Stok ve Pazarlama Havuzu</td>
<td valign="top" width="217">
<p align="center">1.00</p>
</td>
<td valign="top" width="170">&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KAYNAK : Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Resmi Web Sitesi &#8211; <a title="www.tarim.gov.tr" href="http://www.tarim.gov.tr/" rel="external" target="_blank">www.tarim.gov.tr</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/sazan-yetistiriciligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su Urunleri Yetistiriciligi Yapmak Isteyenlerin izlemeleri Gereken Prosedur</title>
		<link>https://eng.akualojistik.com/su-urunleri-yetistiriciligi-yapmak-isteyenlerin-izlemeleri-gereken-prosedur</link>
		<comments>https://eng.akualojistik.com/su-urunleri-yetistiriciligi-yapmak-isteyenlerin-izlemeleri-gereken-prosedur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2012 16:30:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[faydali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akualojistik.com/tr/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[Müracaat Ø Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak isteyen müteşebbisler, tesisin kurulacağı yerdeki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat ederler. Etüt ve İncelemeler Ø İl Müdürlüğünce, oluşturulacak bir teknik ekip tarafından mahallinde etüt ve inceleme sonucunda; su kalite kriterlerinin, su yüzeyinin, su miktarının, arazinin ve diğer kriterlerin (su derinliği, tesisler arası mesafe, yetiştiricilik teknikleri<a class="rmore" href="https://eng.akualojistik.com/su-urunleri-yetistiriciligi-yapmak-isteyenlerin-izlemeleri-gereken-prosedur">&#160;&#160; Read More ...</a>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Müracaat</p>
<p>Ø Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak isteyen müteşebbisler, tesisin kurulacağı yerdeki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat ederler.<br />
Etüt ve İncelemeler</p>
<p>Ø İl Müdürlüğünce, oluşturulacak bir teknik ekip tarafından mahallinde etüt ve inceleme sonucunda; su kalite kriterlerinin, su yüzeyinin, su miktarının, arazinin ve diğer kriterlerin (su derinliği, tesisler arası mesafe, yetiştiricilik teknikleri ve çevresel etkiler) talep edilen yetiştiricilik açısından uygun bulunması halinde, Yetiştiricilik tesisleri için &#8220;Ön Etüd Raporu&#8221; veya ‘’Kuluçkahane Ön Etüd Raporu’’ düzenlenir.</p>
<p>Ø Kurulması planlanan tesis ile ilgili olarak, tesis yerinin, su kaynağının, varsa diğer tesislerin yol ve yerleşim durumunun ve bunlarla ilgili mesafelerin gösterildiği kroki hazırlanır.<br />
Ø Yetiştiricilik tesisinde kullanılacak su kaynağından veya üretim sahalarından su numunesi alınması ve gerekli analizlerin müteşebbis tarafından yaptırılması temin edilir.<br />
Bilgi ve Belgeler<br />
Ø Müteşebbisin müracaat dilekçesi,</p>
<p>Ø 1/25.000 ölçekli harita,</p>
<p>Ø Su ürünleri yetiştiriciliği ön etüt raporu,</p>
<p>Ø Su tahlil sonuç raporu,</p>
<p>Ø Suyun tahsis edilebilecek minimum miktarı (DSİ.)</p>
<p>Ø Kroki (Mevcut diğer tesislerin durumu belirtilecek.)</p>
<p>Ø Mülkiyet durumunu açıklayıcı belge,</p>
<p>Ø İl Müdürlüğünce, ön izin belgelerini temin etmesi için müteşebbise müracaat tarihinden itibaren sekiz ay süre verilir.</p>
<p>Ø Bu süre dört ay uzatılabilir.</p>
<p>Ön İzin</p>
<p>Ø İl Müdürlüğü istenilen bilgi ve belgeler ile birlikte uygun görüşünü de belirterek, Bakanlık (TÜGEM) teşkilatından ön izin talebinde bulunur.</p>
<p>Ø Baraj göllerinde ağ kafeslerde yetiştiricilik için yapılan müracaat, o baraj gölü için yapılan ilk müracaat ise; Bakanlık merkez teşkilatı tarafından, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüşü alınır.</p>
<p>Ø Özel İdaresine ait göletlerde yetiştiricilik için yapılan müracaatta, Bakanlık İl Müdürlüğü tarafından, Özel İdare Müdürlüğünden görüş alınır.</p>
<p>Ø DSİ’ye ait göletlerde yetiştiricilik için yapılan müracaatta, Bakanlık merkez teşkilatı tarafından, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüşü alınır.</p>
<p>Ø Deniz işletmeleri için Ulaştırma Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığından seyrüsefer için görüş sorulur.</p>
<p>Ø Bakanlık merkez teşkilatınca yatırım faaliyetine ilişkin olarak müteşebbise, projesini hazırlamak üzere on iki ay süreli ön izin verilir.</p>
<p>Ø Bu süre bir defaya mahsus olmak üzere altı ay uzatılabilir.</p>
<p>Proje Hazırlama</p>
<p>Ø Su ürünleri yetiştiricilik tesisi kurmak isteyen ve ön izin alan müteşebbisler, tesise ilişkin projelerini Bakanlık merkez teşkilatı ve/veya İl Müdürlüğüne onaylatmak zorundadırlar.</p>
<p>Ø Proje hazırlanırken, proje hazırlama talimatı ve dispozisyonu esas alınır.</p>
<p>Proje Dosyasında Bulunması Gereken Bilgiler</p>
<p>Ø Bakanlıkça verilen ön izin yazısı,</p>
<p>Ø Ön İzin için istenen bilgi ve belgeler,</p>
<p>Tesisin kurulacağı alanla ilgili olarak;</p>
<p>ü Sağlık açısından sakıncası olmadığına dair mahalli Sağlık Teşkilatından,<br />
ü Ulaşım açısından sakınca olmadığına dair ilgili kuruluştan,</p>
<p>ü Tesiste kullanılacak suyun kullanılmasında sakınca olmadığına dair ilgili kuruluştan,</p>
<p>ü Gerekli görülmesi halinde diğer ilgili kuruluşlardan alınacak belgeler,</p>
<p>ü Tüzel kişiler için Ticaret Sicil Gazetesi</p>
<p>ü Proje fizibilite raporu,</p>
<p>ü Bina ve Tesislerin Metraj ve Keşif Özetleri,</p>
<p>ü Vaziyet Planları:</p>
<p>ü Mimari projeler,</p>
<p>ü Betonarme projeler,</p>
<p>ü Su ve sıhhi tesisat projeleri,</p>
<p>ü Elektrik güç ve kumanda tesisatları projeleri,</p>
<p>ü Arıtım projeleri</p>
<p>ü ÇED yönetmeliğine göre sakınca olup olmadığına dair belge</p>
<p>ü Teknik Şartname</p>
<p>Proje Onay Mercileri</p>
<p>Ø Kapasitelerine bakılmaksızın, alabalık, sazan, çipura ve levrek balıklarının üretim projeleri ile üretim kapasitesi 2.000.000 adet/yıl’a kadar olan iç su ve deniz ürünleri kuluçkahane projeleri İl Müdürlükleri tarafından onaylanır.<br />
Ø Kapasitesi ne olursa diğer türlerin yetiştiriciliği ile deneme üretimi ve organik su ürünleri yetiştiriciliğine ait üretim projeleri Bakanlık Merkez Teşkilatı tarafından onaylanır.<br />
Ø Göletlerde uygulanacak projeler İl Müdürlüklerince onaylanacaktır.<br />
Ø Su ürünleri avlak sahalarında yetiştiricilik ve/veya ıslah amaçlı uygulanacak projeler Bakanlık Merkez teşkilatı tarafından onaylanır.</p>
<p>Proje Onayı<br />
Ø Hazırlanan proje beş nüsha olarak, onaylanmak üzere İl Müdürlüğüne teslim edilir.<br />
Ø Proje de eksik bilgi ve belgeler varsa tamamlanmak üzere yatırımcıya iade edilir.<br />
Ø Mali ve teknik yönden uygun bulunan projeler onaylanır.<br />
Su Ürünleri Üretim Yerlerinin Kiraya Verilmesi</p>
<p>Ø Projenin uygulanacağı su veya su alanlarının kiralama işlemleri İl Özel İdarelerince yapılır.<br />
Ø Kasasal alanda uygulanacak yatırım yerlerinin kiralama işlemleri ise arazinin mülkiyeti ve tasarrufu altında bulunan kurumca yapılır.</p>
<p>Yetiştiricilik Belgesi</p>
<p>Ø Su ürünleri yetiştiricilik tesisleri, su ve/veya alan kiralama işlemlerini tamamlayıp üretime geçtikten sonraki bir ay içerisinde, &#8220;su ürünleri yetiştiricilik belgesi&#8221; almak için il müdürlüğüne müracaat etmek zorundadır.<br />
Ø İl müdürlükleri, gerekli incelemeleri yaparak tesisin mevcut yatırım ve üretim faaliyetlerine ilişkin olarak su ürünleri yetiştiricilik tesisleri denetim raporu düzenleyip, istenilen şartları yerine getirmiş olan tesislere yetiştiricilik verilmesine ilişkin olarak Bakanlıktan talepte bulunur. (Denetim Raporu)<br />
Ø Yetiştiricilik belgelerinin geçerlilik süreleri, kiralama süreleri ile sınırlıdır.<br />
Ø Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi&#8221; her tesis için bir adet tanzim edilir.<br />
Ø Müteşebbisler, Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgelerini, üç yılda bir İl Müdürlüklerine vize ettirmek zorundadırlar.</p>
<p>Teknik Personel Çalıştırma Zorunluluğu</p>
<p>Ø Su ürünleri yetiştiricilik tesislerinde, üretim kapasitelerine göre, su ürünleri konusunda eğitim veren en az dört yıllık fakülte mezunu veya su ürünleri konusunda kamuda en az 5 (beş) yıl çalışmış olanlar, durumlarını belgelemek şartı ile teknik personel olarak istihdam edilirler.</p>
<p>Ø Tesislerde istihdam edilecek teknik personelin sayısı üretim kapasiteleri göz önünde bulundurularak, İstihdam edilen teknik personelden bir tanesi &#8221; Teknik Sorumlu Müdür &#8221; olarak görevlendirilir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://eng.akualojistik.com/su-urunleri-yetistiriciligi-yapmak-isteyenlerin-izlemeleri-gereken-prosedur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
